25 Temmuz 2024, Perşembe

Türkiye’nin Rusya ile son 10 yıllık ilişkisi -Bağımsız dış politikasının örneği- ALİ CURA

Türkiye’nin son yıllarda bağımsız ve çok yönlü bir dış politika izlediğinin göstergesi Rusya ile olan ilişkileri oldu.

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 22 Ekim 2020’de video konferansla katıldığı Uluslararası Tartışma Kulübü Valday toplantısında yaptığı konuşmadaki ifadeleri geçen yıl içinde Türkiye’nin sadece Rusya ile olan ilişkilerinde değil, dış politikada geldiği noktayı da en iyi gösteren örneklerden biri oldu.

 

Türkiye ile iş birliğinin devam etmesinden yana olduğunu vurgulayan Putin, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, baskılara rağmen bağımsız dış politika izliyor. Onunla çok kısa sürede TürkAkım projesini gerçekleştirdik. Fakat Avrupa ile bunu hızlı şekilde yapamıyoruz.” demişti.

 

Türk-Rus ilişkilerinin belirleyiciliği Erdoğan-Putin arasındaki iletişim sayesinde

 

Bugün Türkiye ile Rusya arasındaki siyasi diyaloğun ilişkilerdeki dinamizmi, etkinliği ve belirleyiciliği her şeyden önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki düzenli ve güven üzerine kurulu iletişim sayesinde gerçekleşiyor.

 

Sadece son bir yıldaki görüşme trafiği bile iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği noktayı göstermeye yeter. 2020 yılı içerisinde dünyayı kasıp kavuran yeni tip koronavirüs salgınına rağmen iki ülkenin liderleri yüz yüze 3 defa görüştü. Henüz salgının başlamadığı 8 Ocak’ta İstanbul’da TürkAkım projesinin açılışında, 19 Ocak’ta Berlin’de Libya konulu uluslararası konferansta ve 5 Mart’ta Erdoğan’ın Suriye konusunda Moskova’ya yaptığı ziyarette liderler bir araya geldi.

 

Ayrıca her iki lider yine Suriye meselesi ile ilgili olarak 1 Temmuz’da çevrimiçi olarak yapılan Rusya, İran ve Türkiye Zirvesi’nde görüşme imkânı buldu.

 

Her iki lider geçen yıl içerisinde 18 defa telefon ile görüşme gerçekleştirdi.

 

İki ülke arasındaki ilişkilerin en önemli kısmını uluslararası ve bölgesel sorunlar, ekonomi, enerji ve turizm oluşturuyor. Son yıllarda bu gündem arasında askeri teknik işbirliği konuları da önemli yer edinmeye başladı.

 

Sadece iki ülke arasındaki uluslararası gündem bile yaşadığımız coğrafyanın tamamını kapsayan konular. Karadeniz bölgesinin güvenliği, Ukrayna krizi, Kırım’ın yasa dışı ilhakı, Güney Kafkasya ile bağlı olarak Azerbaycan’da Karabağ’ın işgalden kurtarılması, Suriye ekseninde Orta Doğu’da, Libya ekseninde ise Kuzey Afrika’daki gelişmeler son dönemde iki liderin masada müzakere ettiği öne çıkan meseleler.

 

Buna ilave olarak turizm, TürkAkım doğal gaz boru hattı, Akkuyu Nükleer Santrali ve Rus hava savunma sistemi S-400 alımı çerçevesinde askeri işbirliği konuları da iki tarafın gündemini işgal edilen diğer konular olarak karşımıza çıkıyor.

 

Son 10 yıldaki ilişkiler dikkat çekiyor

15. yüzyılda Osmanlı ile Çarlık Rusyası arasında başlayan ilişkiler tarihin seyri içerisinde inişli çıkışlı, savaşlı barışlı dönemler geçirse de geçtiğimiz 10 yıl içindeki etkileşim geçmişe göre daha arttı.

 

12 Mayıs 2010’da “Türkiye ile Rusya arasında Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK)” kurulması ile iki ülke arasında oluşan diyalog ve ekonomik işbirliğinde yeni bir döneme girildi.

 

Daha sonraki süreçte Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasına yeniden dönülse de, karşılıklı olarak iki ülke vatandaşlarının seyahatlerinde vizeden muaf olmasını sağlayan anlaşmanın 16 Nisan 2011’de yürürlüğe girmesi, siyasi etkileşimin Türk ve Rus vatandaşlarına da yansımasına neden oldu. Böylece iki ülke arasında seyahatlerde artış yaşandı.

 

Türk-Rus ilişkileri pek çok defa sınamadan geçti

 

Fakat 2011’de başlayan Suriye meselesi, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı yasa dışı ilhakı, 2015’te Türkiye’nin Suriye sınırında Türk hava sahasını ihlal eden Su-24 tipi Rus uçağını düşürmesi ve Libya krizinde Rus şirketi Wagner’e ait paralı savaşçıların kullanılması iki ülke ilişkilerini önemli sınamalardan geçirdi.

 

Nihayetinde Türkiye’nin bölgedeki gücü ve bağımsız politikaları Suriye konusunda Rusya’yı Türkiye ile iş birliğine zorladı. Kırım’ın ilhakı konusundaki Ukrayna’ya olan açık desteği Rusya tarafından anlayışla karşılandı. Libya konusunda Rusya ile ayrı düşmesi ve buna rağmen masada diplomasiyi çalıştırması Türkiye’nin çok yönlü dış politikasının sahada uygulanmasında önemli bir örnek teşkil etti.

 

30 yıla yakın Ermenistan işgali altında bulunan Dağlık Karabağ’ın işgalden kurtarılmasında Türkiye’nin rolünü önce Rusya farklı açılardan eleştirse de, nihayetinde bölgede ortak bir yol bulunması bir kez daha diplomaside önemli bir başarının eseri olarak karşımıza çıktı.

 

Bölgenin yükselen gücü Azerbaycan’ın başarılı operasyonları karşısında Türkiye’nin de etki ettiği sürecin sonucunda Ermenistan, Rusya’nın kurduğu masada yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldı ve işgal ettiği bölgeden geri çekildi.

 

Her ne kadar bazı sorunlar olsa da Dağlık Karabağ’da Türkiye ile Rusya arasında bölgedeki ateşkesin izlenmesi için oluşturulan mekanizma ilişkiler bakımından önemli bir anlam içeriyor. Söz konusu işbirliği, bölgede barışın sağlanmasındaki dayanışmanın örneği olarak değerlendiriliyor.

 

Türkiye’nin Rusya ile askeri teknik işbirliği Batı’yı rahatsız etti

 

Rusya ile özellikle askeri alandaki ilişkiler artık Batı’nın rahatsız olduğu konuların başında geliyor. Türkiye’nin bölgede güvenliğini sağlamak için çıkarlarına en uygun biçimde Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi satın alması ve ülkeye getirmesi günlerce hem içerde hem dışarda tartışıldı. Bu işbirliği özellikle ABD tarafından tepkiyle karşılandı ve Türkiye’ye karşı yaptırımlara gidildi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tam da Türkiye’ye F-35 satışının durdurulması hususunun tartışıldığı bir dönemde Rusya’ya yaptığı bir ziyaret dikkat çekmişti. 2019’da Moskova’da Rus lider Putin ile Moskova’da düzenlenen MAKS-2019 Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı’nın açılışını birlikte yapması Batı tarafından dikkatle takip edildi.

 

Erdoğan, Putin ile Rusya’nın 5. nesil savaş uçağı Su-57 uçağı ile Türkiye’ye satın alınması için teklif edilen Su-35 ve Su-34 tipi savaş uçaklarının gösterisini izledi. Bu süreçten sonra iki ülke arasında askeri teknik iş birliği görüşmeleri daha da sıkılaştı.  Zaman zaman iki ülke arasında savunma sistemlerinde ortak üretim konuları gündeme geldi.

 

Bu alandaki yakınlaşma ve iş birliği Türkiye’nin kendisinden silah satın almak zorunda olduğunu düşünen çevrelere mesaj oldu.

 

Türkiye’nin bu süreç içerisinde Rusya’nın ‘hasım’ olduğu Ukrayna’ya Bayraktar Silahlı İnsansız Hava Aracı satması önemli bir gelişme oldu. Türkiye’nin Ukrayna’ya silah satması Rusya’da kamuoyunda eleştirilse de Türk-Rus ilişkileri eskisi gibi devam etti, hatta elini güçlendirdi.

 

Rusya Türkiye’den vazgeçemiyor

 

Rusya bazı konularda ters düşse de gelişen ve değişen Türkiye ile iyi ilişkilerden vazgeçemiyor. Türkiye’nin bugün stratejik olan konumu ve bölgede güçlenmesi pek çok devletlerin ilgisini çekiyor.

Tarih boyunca ‘sıcak denizlere inme’ politikasını güden Rusya için Türkiye bu yüzden önemli bir partner olmaya devam ediyor.

 

Aynı zamanda NATO’nun bölgedeki önemli üyelerinden olması Rusya’nın Türkiye ile ilişki kurmasının cazibesini artırıyor. İki ülke arasında farklı düşüncelere rağmen ‘kazan-kazan’ mantığıyla atılan adımlar pek çok ülke için iyi bir örnek teşkil ediyor.

 

Rusya, bölgesel konularda önceleri Türkiye’yi yok sayarak hareket etmek istese de Türkiye olmadan işin içinden çıkamayacağını anlamış durumda.

 

Suriye’de, Türkiye ile beraber hareket edilmesi gerektiğini bilen Rusya, Türkiye’nin tarihi bağları ve stratejik çıkarlarının bulunduğu Libya’da barışın Ankara olmadan çözülemeyeceğini aylarca yapılan zirvelerde şahit oldu.

 

Rusya, TürkAkım doğal gaz boru hattı ile Avrupa’daki çıkarlarını Türkiye olmadan hayata geçiremeyecekti. Moskova, Rus silah sanayisinin en önemli ürünlerinden S-400 hava savunma sistemini Türkiye’ye satarak dünyaya reklamını yapmaya devam ediyor.

 

Salgının tüm ülkelerde kendini hissettirdiği dönemde bunalan vatandaşlarının tatile gidip dinlenmesi için sınırlarını açtığı ve nefes aldırdığı birkaç ülkeden birisi Türkiye oldu.

 

ABD Başkanı Biden döneminde Türk-Rus ilişkilerinde saflar sıklaşabilir

 

Önümüzdeki günlerde dünyada yeni bir siyasi dönemin başlamasına neden olacak ABD Başkanı Joe Biden’ın göreve başlaması Türkiye-Rusya ilişkilerinde de yeni bir aşamanın başlamasına neden olabileceği değerlendiriliyor.

 

ABD’nin en büyük rakiplerinden biri Rusya gibi bir devletin, artık bölgesinde aktif rol olan Türkiye ile gerektiğinde yan yana yürüyebilmesi stratejik açıdan hem Türkiye hem de Rusya’ya Batı karşısında pek çok avantajı da beraberinde getiriyor.

 

Biden’ın geçen yıl “Türkiye’de iktidarı değiştirme isteğini” ifade ettiği tepki çeken röportajında Türk-Rus ilişkilerini eleştirmesi ve buna karşı tavır alacaklarını belirtmesi dikkatlerden kaçmamıştı.

 

Gelecek günlerde Türkiye’nin Rusya ile yürüttüğü ilişkiler ABD’nin gündeminde olmaya devam edecek gözüküyor.

 

ABD’nin Türkiye karşıtı atacağı her adımın da Türk-Rus ilişkilerinde safların daha sıklaşacağı ihtimalini artırıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir