25 Temmuz 2024, Perşembe

Makul Sürede Yargılanma Hakkı ve Bilirkişilik Kurumu – Prof. Dr. Ömer KORKUT

Makul sürede yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı, bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı ve mahkemenin verdiği kararı gerekçeli olarak öğrenme haklarından oluşan adil yargılanma hakkı temel insan hakkıdır. Adil yargılanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de adil yargılanma hakkı başlığı altında, herkesin dava- sının makul bir süre içinde görülmesini istemek hakkına sahip olduğu öngörülmüştür. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan makul sürede yargılanma hakkı, yargı yoluna başvuran herkesin mümkün olan en kısa sürede yargılanması anlamına gelmektedir. Yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını iddia eden kişiler Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını kullanabilmektedir. Ülkemizde yargılama süresinin uzunluğu haklı olarak eleştirilmekte olup, geçmişte şiirlere konu olmuştur. Yargılamanın makul sürede tamamlanamamasının çeşitli sebepleri vardır.

Yargılama süresinin uzamasına yol açan sebeplerden birisi de bilirkişi inceleme aşamasının gereğinden uzun sürmesidir. Yargılama sürecinde birçok dava dosyasında bilirkişi incelemesi yaptırılması bir zarurettir. Özel veya teknik bilgi gereken meselelerde hâkim, bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır. Bilirkişi incelemesinin kısa sürede yapılması ve hazırlanan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olması yargılamanın uzamaması için önemlidir. Ancak yeterli sayıda nitelikli bilirkişinin olmaması, birikişi raporu hazırlanma süresini ve dolayısıyla yargılama sürecini uzatmaktadır.

BILIRKIŞI INCELEMESININ YARGILAMANIN UZAMASINA ETKISI

Bir dava dosyasında bilirkişi incelemesi yapıldığında hazırlanan rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli değilse öncelikle aynı bilirkişiden ek rapor alınmaktadır. Sonraki raporun da yeterli olmaması halinde başka bir bilirkişi görevlendirilmektedir. Dosyada birden fazla bilirkişi raporu bulunduğunda ve raporlar arasında çelişki bulunması halinde, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekmektedir. Her bir inceleme birkaç ay sürdüğünde, bilirkişi raporu hazırlanması zaman al- makta ve yargılama süreci uzamaktadır.

Yargılamanın makul sürede tamamlanabilmesi için denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunun kısa sürede hazırlanabilmesi gerekmektedir. Bunun için de alanında uzman ve bilirkişi raporu hazır- lamada gerekli deneyime sahip yeterli sayıda bilirkişiye ihtiyaç duyul- maktadır. Ülkemizde son yıllarda bilirkişilik kurumuna yönelik çalışmalar yapılmakta olup, bu çalışmalar değerlendirilecektir.

BİLİRKİŞİLİK KURUMUNA YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Daha önce bilirkişilik, yalnızca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “İspat ve Deliller” kısmında Bilirkişi İncelemesi” (m. 266-287) başlığı altında düzenlenmekteydi. Adalet Komisyonları her yıl bilirkişi listesi oluşturmak için ilana çıkmakta, belirli alanda uzmanlığını belgeleyen kişiler bilirkişi listesine 1 yıl süreyle kaydedilmekteydi. Bu dönemde bilirkişiler için bir eğitim olmadığı için belli bir alanda uzmanlığını belgeleyen kişiler rapor hazırlama konusunda herhangi bir bilgiye sahip olmasa dahi bilirkişiliğe kabul edilmekteydi.

2016 yılında bilirkişilik kurumuna ilişkin müstakil bir düzenleme olarak 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu (24.11.2016 tarihli, 29898 sayılı Resmî Gazete) çıkarılmıştır. Kanunun çıkarılma amacı, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi ile bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı oluşturulmasıdır (m.1). Bu kanunun, adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetini kapsayacağı öngörülmüştür. Bilirkişilik Danışma Kurulu, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları oluşturulmuş ve bu kurumların görevleri kanunda düzenlenmiştir (m. 5, 6, 8, 9). Kanunda bilirkişiliğe kabul şartları belirlenmiş (m. 10) ve bilirkişiliğe kabul edilenlerin 3 yıl süreyle sicile kaydedilmeleri öngörülmüştür (m. 11/4). Bilirkişi bölge kurullarına bilirkişilerin, görevleriyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğu bakımından denetleme görevi verilmiştir (m. 14).

Ayrıca, bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, sicil ve listeye kaydı, görevlendirilmesi, uymaları gereken temel ve etik ilkeler, çalışma esasları, denetimi, sicil ve listeden çıkarılması ile Bilirkişilik Danışma Kurulu, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve bilirkişilik bölge kurullarının çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından Bilirkişilik Yönetmeliği (03.08.2017 tarihli, 30143 sayılı Resmî Gazete) çıkarılmıştır.

Bilirkişilik için daha etkin ve verimli kurumsal bir yapı oluşturmayı amaçlayan Bilirkişilik Kanunu ve Bilirkişilik Yönetmeliği yaklaşık 3 yıldır ülkemizde uygulanmaktadır. Bu düzenlemenin bilirkişilik kurumuna etkisi, uygulamasında dikkat çeken hususlar ve bilirkişi incele- me sürecini kısaltıp kısaltmadığı hususları ele alınacaktır.

BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ

Bilirkişilik Kanunu’nda bilirkişiliğe kabul şartlarından birisi, bilir- kişilik temel eğitimini tamamlamak olarak belirlenmiştir (m. 10/1.e). Bilirkişilik Yönetmeliği’nde belirlenen 24 saatlik temel eğitimin içeriği, ihtiyaca göre Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından güncellene- bilmektedir (m. 30). Temel eğitim, 18 saat teorik ve 6 saat uygulamalı olmak üzere en az 24 saat dersten oluşmaktadır. Teorik eğitim; yargı- lama hukukunun genel ilkeleri, bilirkişilik mevzuat hükümleri, bilir- kişinin taşıması gereken nitelikler, bilirkişinin yetkileri ve yükümlülükleri, uyması gereken temel ve etik ilkeler, ispat faaliyeti ve bilirkişi incelemesinin usul ve esasları, teknik konu-hukuki konu ayrımına ilişkin usul ve esaslar ile rapor yazım usul ve tekniğini kapsamaktadır. Uygulama eğitimi ise bilirkişi bilgi sisteminin kullanılması, katılımcıların bireysel veya heyet hâlinde sistematik teknikleri kullanma becerilerini geliştirmelerini sağlayacak örnek bir olaya ilişkin bilirkişi raporu düzenleme ile uygulama gözetimi faaliyetlerini içermektedir (Yönetmelik m. 30).

Bilirkişilik yapacak kişiler için temel eğitimin zorunlu tutulması olumlu bir gelişmedir. Ancak eğitim sonunda ilk defa bilirkişilik yap- maya başlayanların hazır olmadıkları gözlemlenmektedir. Bu sebeple temel bilirkişilik eğitiminin daha verimli ve etkili olması için birtakım düzenlemeler yapılması gerektiği düşünülmektedir. Nitekim Bilirkişi- lik Daire Başkanlığı tarafından 2 Mart 2020 tarihinden geçerli olmak üzere tüm bilirkişilik eğitimleri durdurulmuş olup, bilirkişilik temel ve yenileme eğitimi müfredatının gözden geçirilmesi ve güncellenmesine yönelik çalışma yapıldığı duyurulmuştur. Bu duyurudan müfredatta güncelleme ihtiyacının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mevcut bilirkişilik temel eğitimi müfredatı ve uygulamasında dikkat çeken bazı hususlara işaret etmekte yarar görülmektedir.

Bilirkişilik temel eğitiminde farklı uzmanlık alanındaki kişilerin bir arada eğitim almalarının eğitimin verimini düşürdüğü gözlemlenmiştir. Mevzuatta aksine bir hüküm olmadığından mühendis, mali müşavir, hukukçu ve diğer meslek mensupları aynı sınıfta bilirkişi eğitimi almaktadırlar. Temel eğitimin birinci kısmı “Yargılama Hukukuna İlişkin İlkeler ve İspat Hukukuna İlişkin Temel Kavramlar” olup, hukukçu ve hukukçu olmayan kişilere bu konuların anlatımı verimli olmamaktadır. Hukukçu olanlar zaten bildikleri konuların anlatıldığını düşündüğünden anlatılanları gereksiz bulurken, hukukçu olma- yanlar bilirkişilik yaparken ihtiyaç duyacakları konular olduğundan üzerinde önemle durulmasını istemektedirler.

Bilirkişi raporu yazım usul ve esaslarına ilişkin bölümün anlatımında da farklı uzmanlık alanındaki kişilere aynı örneklerin verilmesi, bazı katılımcıların derse ilgisi yüksek iken, alanı farklı katılımcıların yeterli ilgiyi göstermemesine yol açmaktadır. Bir mühendisin hazırlayacağı bilirkişi raporu örneği ele alındığında, bu örnek diğer katılımcılar için yeterince ilgi çekici olmadığı gibi onların bu örneklerden yeterince faydalanamamasına yol açmaktadır. Bankacı bilirkişinin hazırlayacağı raporda dikkat çekilecek hususlar ile makine mühendisinin hazırlayacağı raporda dikkat çekilecek hususların birbirinden farklı olduğu açıktır. Bu sebeple, temel eğitim aşamasında hukukçular, mali müşavirler, mühendisler gibi uzmanlık alanları belirlenerek ayrı sınıflar oluşturulmasının eğitimin verimini artıracağı düşünülmektedir.

Toplam 24 saat olan temel eğitimin 6 saati uygulamaya ayrılmış olup, bu sürenin yeterli olmadığı görülmüştür. İlk defa bilirkişilik yapmak üzere eğitim alanların, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu hazırlayamadıkları görülmektedir. Bu sebeple 6 saat olan uygulama eğitim süresinin daha uzun olması ve içeriğinin de değişmesi gerekmektedir. Özellikle uygulama saatlerinde yer alan “Bilirkişilik eğitiminin mevcut müfredatı hakkında görüşleriniz?”, “Bu eğitimin nasıl olmasını isterdiniz?”, “Eğitim konularına eklenmesini istediğiniz hususlar var mıdır?”, “Bilirkişilik Kurumunun mevcut yapısı ve geleceği hakkında fikirleriniz?” şeklindeki soruların cevaplandırılmasının ve eğitim değerlendirme anketinin ders saati dışına alınması gerektiği düşünülmektedir. Anket çalışmasının online olarak Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından yapılması, eğitimin değerlendirilmesine dair soruların da online olarak cevaplanması yararlı olacaktır.

Altı saatlik uygulama eğitiminde katılımcılara uzmanlık alanlarına göre çeşitli bilirkişi raporları hazırlatılması yararlı olacaktır. Rapor hazırlatılabilmesi için müfredata farklı uzmanlık alanlarına yönelik örnek olaylar eklenmesi gerekir. Uygulama eğitiminde katılımcılara farklı konulara ilişkin en az 3 bilirkişi raporu hazırlatılmalıdır.

Mevcut eğitimleri tamamlayanlar bilirkişi raporu hazırlamak için yeterli olmadığından, ilk defa bilirkişiliğe başlayanların deneyim kazanmaları için bir yöntem geliştirilmelidir. Örneğin ilk defa bilirkişiliğe başlayacak olanlara, bir süre veya belirli sayıda dosyada ancak heyet üyesi olarak bilirkişilik yapma zorunluluğu getirilebilir. Böyle- ce heyetteki deneyimli bilirkişilerin tecrübelerinden yararlanılması mümkün olacaktır. Aksi halde, ilk raporda birçok eksik bulunmakta, rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından ek rapor veya yeniden bilirkişi incelemesi yapılması zorunluluğu ortaya çık- maktadır. Mahkemeler raporu yeterli görmediğinden aynı bilirkişiye dosya vermekten kaçınabilmektedirler. Bu olumsuzlukları bertaraf etmek için ilk defa görev alan bilirkişilerin heyet üyesi olarak deneyim kazanmaları yararlı olacaktır.

BİLİRKİŞİLİK YENİLEME EĞİTİMİ

Bilirkişiler için yenileme eğitimi öngörülmüştür. Bilirkişiler, bilir- kişilik eğitim izni verilen kuruluşlardan teorik ve uygulamalı, toplam 6 saatten az olmamak üzere üç yılda bir defa yenileme eğitimi almak zorundadır. Yenileme eğitimine katılmayan bilirkişiler bu eğitimi almadıkça yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamayacaklardır (Yönetmelik m. 30/8). Yenileme eğitimi henüz uygulanmamış olup ilk kez 2020 yılı içerisinde uygulanacaktır. Bütün bilirkişiler için standart bir yenileme eğitiminin beklenen faydayı sağlamayacağı düşünülmektedir. Bu eğitimde mevzuatta ve UYAP sistemindeki değişen hususlar anlatılabilir. Ancak daha da önemlisi bilirkişi raporu hazırlanırken ne tür hatalar yapıldığı, nelere dikkate edilmesi gerektiği hususları üzerinde durulması yararlı olacaktır. Yenileme eğitiminde katılımcıların uzmanlık alanlarına göre sınıflara ayrılmaları tecrübe paylaşımı bakımından da önem taşımaktadır.

EĞITIM KURULUŞLARI

Bilirkişilik temel eğitimi Daire Başkanlığınca izin verilmek kaydıyla; üniversiteler, Türkiye Adalet Akademisi, Adli Tıp Kurumu, Türkiye Barolar Birliği ve barolar, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve bağlı odalar, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği ve bağlı odalar, Türkiye Odalar ve Bor- salar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ve esnaf ve sanatkârlar odaları birlikleri ile Türk Tabipleri Birliği ve bağlı odalar tarafından verilebilmektedir (Yönetmelik m. 33/1). Belirli bir alanda uzman bilirkişi olmanın eğitim vermek için yeterli olmadığı açıktır.

Özellikle 2017 yılında kısa sürede çok sayıda eğitim düzenlenmiş olup, bu eğitimlerin yeterli olmadığı gözlemlenmektedir. Eğitim kurumlarının ve görev alan eğiticilerin denetlenmesi önemlidir.

Sonuç olarak, yargılamanın makul sürede tamamlanabilmesi için yeterli sayıda bilirkişinin olması ve bunların denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor hazırlamaları büyük önem taşımaktadır. Son üç yılda bilirkişiliğin etkin ve verimli kurumsal bir yapıya kavuşması için yapılan çalışmaların olumlu olduğu ancak değişikliğe ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir