21 Temmuz 2024, Pazar

Kovid-19 gölgesinde Yükseköğretim – Prof. Dr. Bayram Ali ERSOY

Bilindiği üzere 21. yüzyılın başında tüm dünyada dijitalleşme hızlı bir şekilde yayılmış ve özellikle yükseköğretimde, kitlesel çevrimiçi açık derslerle (massive open online courses) uzaktan eğitimi de içerecek şekilde dijital eğitimin büyük önem kazandığı bir döneme girilmiştir. Artık sınırların kalktığı örgün öğretime alternatif bir öğretimin gündemde olduğu yaş seviye bakmaksızın herkesin öğrenmeye kolayca ulaşabileceği bir dönem yaşıyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun artık dijital araçlarla beraber yeri geldiğinde alanının en uzmanı kişilerden rahatlıkla dersler, seminerler alınabilmekte ve bilgiye çok hızlı ulaşılabilmektedir.

Özellikle Stanford Üniversitesi vb. kurumlar bunun için ders portalları oluşturmaktadır. Bundan sonraki dönemlerde bu sürecin gelişerek eşzamanlı bir şekilde daha da ileriye taşınacağı muhakkaktır. Bu çalışmamızda Kovid-19 salgını döneminde üniversitelerimizin durumu ve alınan tedbirlerle beraber eğitim süreçlerinin ne boyutta etkilendiğini inceleyeceğiz. Konuyu özellikle iki boyutta ele almak faydalı olacaktır. Şöyle ki; yükseköğretimin işleyişinden sorumlu YÖK’ün aldığı tedbirler ve bunlara karşılık üniversitelerin üstüne düşen tedbirler ve önlemler.

Hepimizin bildiği gibi Avrupa Yükseköğrenim Alanı (EHEA)’nın Rusya’dan sonra ikinci büyük ülkesi olan ülkemizde 207 üniversite olup yaklaşık 7,5 milyon öğrenci öğrenim görmektedir. Genç nüfusun ve eğitilmişlik düzeyinin yüksek olduğu ülkemizde pandemi eş güdümü amacıyla YÖK’te ve tüm üniversitelerde (bir rektör yardımcısının koordinatörlüğünde) Kovid-19 komisyonları kuruldu. Bu komisyonlar sayesinde her bir üniversitede hızlı, esnek kararlar alınarak ve alınan her kararı her gün yeniden gözden geçirerek bu süreç yönetilmektedir. Bu konuya ilişkin dünya üniversitelerini de takip ederek ve onların almış olduğu kararları süzgeçten geçirerek hareket eden YÖK’ün yapmış olduğu icraatları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. (https://Kovid19.yok.gov.tr/Sayfalar/HaberDuyuru/ pandemi-gunlerinde-turk-yuksekogretimi.aspx)

1. 4 Şubat tarihi itibariyle tüm yükseköğretim kurumlarından, gerekli önlemleri almaları, koruyucu tedbirleri duyurmaları istenmiş ve yaklaşık bir ay sonrasında daha henüz vaka tespit edilmeden önce, yükseköğretim kurumlarında Kovid-19 hastalığına ilişkin alınması gereken tedbirler, “Seyahat ve Yurtdışı Toplantılar”, “Uluslararası Katılımlı Toplantılar”, “Ayrımcılığa Karşı Alınacak Tedbirler” halinde üç başlıkta toplanmış ve ülkemizdeki yabancı uyruklu öğrenciler de dikkate alınarak üç dilde yükseköğretim kurumlarımıza gönderilmiştir. Ülkemizdeki ilk Kovid-19 vakasının tespit edildiği gün, bütün rektörler, Koronavirüs Bilim Kurulu’nun bazı üyelerinin de yer aldığı enfeksiyon alanında uzman akademisyenlerin ve YÖK Yürütme Kurulu üyelerinin katılımıyla “Koronavirüs Hastalığı (Kovid-19)” gündemiyle YÖK’te bir toplantı gerçekleştirilmiş, bu toplantıda, üniversitelerde “Koronavirüs Komisyonu” kurulması ve süreci yürütecek bir rektör yardımcısının belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Bu arada YÖK tarafından üniversiteler belli konulara göre kategorize edilmişlerdi.

Bunlardan bir tanesi Dijitalleşen YÖK mottosuyla Yükseköğretim Kurulu tarafından iki yıl önce başlatılmış olan “Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm” projesidir. Bu çalışma özellikle 16 üniversitedeki öğretim elemanlarının ve öğrencilerin mensup olduğu üniversiteler sosyal ve ekonomik bakımdan ülkemizin nispeten daha az gelişmiş bölgelerinde bulunan üniversitelerde hayata geçirildi. Sürecin bu üniversiteler için daha az hasarlı geçmesine sebep olmuştur. Ayrıca son yıllarda üniversitelerde açılan uzaktan eğitim merkezlerinin sayısının da 120’yi aşması yine süreci kolaylaştırıcı bir unsur olmuştur.

2. 17 Mart 2020 tarihinde Uzaktan Öğretim Yol Haritası belirlenerek 5 temel alanda; mevzuat, altyapı, insan kaynakları, içerik ve uygulama olmak üzere gerekli düzenlemeler ve alınması gereken kararlar etkin yönetimle hayata geçirilmeye başlamıştır.

3. 23 Mart haftasından itibaren YÖK bünyesinde oluşturulan YÖK Dersleri (Yükseköğretim Kurumları Dersleri) adı verilen ara yüzle erişime açılması ve diğer üniversitelerin dijital ders malzemelerinin bir havuza toplanması ve bu havuza Anadolu Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin ders havuzlarında yer alan, dijital ortamdaki bütün derslerin, ilave edilmesi kararlaştırılmıştır. Teorik derslerin tamamının, uygulamaya dayalı derslerin teorik kısmının uzaktan öğretimle yapılması ve uygulama kısımlarının üniversiteler tarafından belirlenecek takvimde ve özellikle Kovid19’un etkisinin azalması ile yüz yüze yapılabileceği kararlaştırılmış ve uygulanmıştır. Ancak pek çok üniversite uygulama kısım larını da online olarak gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Ayrıca isteyen öğrenciler için 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde kayıtlarını dondurabilmelerine imkân sağlanarak kayıt dondurulan süre azami süreden sayılmaması sağlanmış, lisansüstü eğitimde ise karar üniversite yönetim kurullarına bırakılmıştır.

4. Öğretmen adayı öğrenciler için ise, Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli bir şekilde yapılan çalışmalar sonucunda, öğrencilerin 5-6 hafta arasında okullarda uygulama çalışmalarına katıldıklarından, bu dönemle sınırlı olmak üzere, uygulama çalışmalarındaki eksikliklerin “ders, ödev ve dosya hazırlığı” ile telafi edebilmesi kararlaştırılmıştır. Hemşirelik, diş hekimliği, eczacılık programlarındaki öğrencilerin stajlarını (yaz dönemi de dâhil) uygun zamanda, sağlık birimlerinde koruyucu önlemler alınarak yapabilmeleri veya stajlarını uzaktan öğretim yoluyla da tamamlayabilmeleri hususu üniversitelerin kendi değerlendirmelerine bırakılmıştır.

5. Eğitimlerine ara verilmiş olan tıp fakülteleri son sınıf öğrencilerinden (intörnler) eğitimlerinin ekseriyetini tamamlayanların üniversite hastanelerinde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde ve sağlık birimlerinde doktor olarak çalışabilmeleri hususuyla ilgili değerlendirmeler ise devam etmektedir.

6. Pandemi döneminde öğrencileri ve mezunları etkileyen diğer bir husus ise YKS, ALES, KPSS, YÖKDİL ve benzeri genel sınavlardır. Bu sınavlarla ilgili olarak üniversitelerde akademik takvim güncellemesi yapılmış, pandemi güvenliği sağlanarak uygun ve yapılabilir tarihlere ertelenmiştir.

YÖK’ÜN BU TEDBIRLERI ÇERÇEVESINDE ÜNIVERSITELERIN ALMIŞ OLDUĞU TEDBIR VE ÖNLEMLER

YÖK’ün yazısı gereği tüm üniversitelerde rektör yardımcısı başkanlığında komisyonlar kurulmuş ve bu komisyonun kararlarını hızlı duyurmaları amacı ile web sayfaları düzenlenmiştir. Bu sayfalar yardımıyla personellere, öğrencilere ve kamuoyuna düzenli bilgilendirme yapılmaktadır. Hatta YÖK’te bulunan ortak Kovid-19 portalı ile üniversitelerin almış olduğu tedbirleri herkes takip edebilmektedir (https://Kovid19. yok.gov.tr/). Üniversitelerdeki tedbirler, fiziksel ve eğitimsel olarak iki boyutta değerlendirilebilir.

Fiziksel olarak;

1. Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği kişisel hijyen ve el yıkama kurallarının ofis ve ev ortamında uygulanması halk sağlığı açısından oldukça önemli olduğundan kişisel hijyenin sağlanması ve enfeksiyon riskinin azaltılması amacıyla Sağlık Bakanlığı’nın bilgilendirme afişleri yurtlara, yemekhanelere, fakültelere asılmış ve üniversitelerin ilgili tüm birimlerine dağıtılmıştır. Tüm binaların öncelikle giriş kapıları olmak üzere çok yaygın kullanılan noktalara dezenfektan kutuları konmuştur. Bu arada burada kullanılan sterilizasyon sıvıları başta satın alınmış olup bunun masraf anlamında sürdürülebilir olmadığı görülüp üniversitelerimizin hemen hepsinde kendi laboratuvarlarında üretilmiştir. Hatta pek çok kuruma da kaynak temininde yardımcı olunmuştur. Kapalı ofis ortamları temiz hava sirkülasyonu ve hijyenin sağlanması amacıyla her saat başına en az 5 dakika olacak şekilde havalandırılması sağlanmıştır.

2. Özellikle öğrencilerin kullanmış olduğu Ring ve benzeri araçların Koronavirüs ve mevsimsel virüsleri yok etmek amacı ile; konuya hassasiyetle yaklaşılarak, dünya standartlarının üstünde olan 80 PPM nano gümüş yoğunluğunda, kimyasal içermeyen, insan sağlığına hiçbir şekilde zararı olmayan özel formüllü ve alkol, amonyak, antibiyotik vb. başkaca kanserojen madde ve parfüm içermeyen, havalandırma sistemlerindeki lejyoner mikrobun yayılmasını engelleyici antiviral etkili dezenfekte işlemi ULV cihazı ile (Ultra Low Volume – Son derece ince püskürtme tekniği ile oluşturulan aerosol sis üretir) gerçekleştirilmiştir. Bu tip dışarıdan alınan hizmetlerin maliyet açısından sürdürülebilir olmadığı anlaşılınca üniversiteler, çok cüzi maliyetlerle kendi laboratuvarlarında bu maddeleri üreterek kendi personelleri ile tüm üniversitelerin sterilizasyonunu sağlamıştır.

3. Devletimizin talimatı gereği tüm kurumlarda dönüşümlü mesai uygulamasına gidilmiş, her birimde en az bir personel bulunmak üzere asgari sayıda personelle tüm işleyişin sürdürülmüştür. Özellikle temizlik ve güvenlik personellerine toplantılarla konu hakkında bilgilendirme yapılmış ve bu sürecin sağlıklı olarak sürdürülmesi için dikkatli ve etkin bir şekilde çalışmaları sağlanmıştır. Tüm kurumlarda olduğu gibi üniversitelere girişlerde de ateş ölçümü yapılmış, ateşi yüksek olanların kurumlara girişine izin verilmemiş ve sağlık kuruluşlarına yönlendirme yapılmıştır.

4. Fakat tüm bu tedbirlere rağmen vaka olması halinde ilgili sağlık kuruluşları bilgilendirilerek filyasyon faaliyetleri hızla gündeme alınmaktadır. Kurumlarda bulunan kafeterya vb. ortak kullanım alanlarının da sterilizasyonu sağlanmış, bilgilendirme afişleri asılmış, sosyal izolasyon uygulamasına hemen geçilmiştir. Bunun akabinde devletimizin almış olduğu karar dolayısıyla bu tip mekânlar kapatılmıştır. Özellikle üniversitelere dışarıdan gelebilecek her türlü kargo vb. paketlerin istisnai durumlar dışında içeri girmesi engellenmiştir. Kamu personelleri ise dönüşümlü şekilde çalışmışlardır. Bu ve benzeri durumlar gösteriyor ki zorunluluk gereği ciddi bir alternatif olarak evden çalışma fırsatlarının gündeme gelmesi söz konusudur. Kamu personel düzenlemesi yapılırken bu çalışma sisteminin de gündeme alınması ve düzenlemede yer alması faydalı olacaktır.

Eğitimsel olarak;

Tam da bu dönemde Kovid-19 münasebeti ile üniversitelerde zoraki olarak dijital eğitime geçmek zorunda kalmışlar ve eşgüdüm nedeniyle üniversite rektörlükleri, dekanlıklar, akademik gruplarla birlikte çalışılmıştır. Mevcut ikinci dalganın tüm dünyada yaşanıyor olması sebebiyle bu sürecin uzunca bir süre daha devam edeceği öngörülmektedir.

1. Üniversiteler Yükseköğretim Kurulu’nun 23 Mart 2020 tarihi itibariyle eğitim öğretimin özellikle uygulama içermeyen derslerin uzaktan öğretim yöntemiyle yürütülmesi kararına uygun olarak üniversiteler, uzaktan eğitim programları için hazırda var olan altyapıda geliştirmeler yapmıştır. Bu tarihten sonra tüm üniversite bünyesindeki akademik birim ve eğitim-öğretim programlarında uzaktan eğitimin yürütülmesi amacıyla oluşturulan e-destek platformlarında ilk aşamada hazır olmayanlar için asenkron yöntemler ile eğitim içeriklerine erişilmesi hedeflenmiştir.

Hazır olanlar ise 23 Mart tarihi itibarı ile senkronik olarak uzaktan öğretime başlamışlardır. Üniversiteler genelinde tüm fakülteler, meslek yüksekokulları ve lisansüstü eğitimine ait olan dersler sistemlere aktarılarak 23 Mart 2020 tarihinde tüm öğrenci ve öğretim üyelerinin hizmetine sunulmuştur. Özellikle sanal sınıf/ canlı ders kapasitesinin artırılmasına yönelik yazılım ve hizmetler incelenerek, aynı anda yapılacak canlı ders sayısı, her bir derse katılacak öğrenci sayısı, bu derslerin eş zamanlı kayıtlarının oluşturulması ve asenkron/senkron erişim sağlanması gibi kriterlere uygun yazılım ve uygulama kiralama/hizmet alımı/ satın alma veya üniversitelerin kendi bilgi işlem ekibiyle sorunlar çözülerek hayata geçirilmiştir. İlk başlarda teknik bazı aksaklıklar yaşansa da zamanla bunların üstesinden gelinmiş ve senkronik olarak eğitim faaliyetleri icra edilmiştir.

2. Üniversitelerde öğrenme yönetim sistemi olarak açık kaynak kodlu Moodle öğrenme yönetim sistemi yerleşik olarak kullanılmaktadır. Senkron canlı ders etkinlikleri için ise açık kaynak kodlu BigBlueButton, Perculus gibi yazılımları ile Zoom, Google Meets, Adobe Connect gibi toplantı uygulamaları kullanılmaktadır. Öğrencilerin uzaktan eğitim süreçlerinden Zoom, Google Meets, Adobe Connect vb. veya yerli yazılım sistemleri kullanılmıştır. Böylelikle üniversiteler bölüm/programlarının veya anabilim dallarının dönem başındaki ders programı aynen korunarak eğitim dijital platforma taşınmıştır. Uzaktan eğitim sisteminin sunucu kapasiteleri artırılarak aynı anda hatırı sayılır miktarda öğrencinin kullanımına olanak sağlanmıştır.

Burada eğitimsel olarak örgün öğretimdeki faydaya ulaşıldığını söylemek yanlış olur. Çünkü öğrenci ile aynı ortamda olmamanın getirdiği öğrenmenin yeterli düzeyde olması ve ölçülmesi sorunlu olmaktadır. Üniversitelerin özellikle uzaktan öğretimde yeterli ve adil bir ölçme sınav sistemine hazır olmadığı görülmektedir. Örneğin örgün öğretimde başarılı olma oranının yüzde 50 olduğu herhangi bir dersin online sınav sisteminde yüzde 90-95 düzeylerinde olduğu görülebilmektedir. Her yıl üniversiteye ilk başlayanların dil yeterliliğini ölçme sınavında başarı oranı yüzde 40 iken online sınav sisteminde yüzde 90 seviyelerinde olabilmiştir.

Bu da dijital eğitimde sınav güvenliğinin tam olmadığı ve ölçmenin yeterli düzeyde sağlanamadığı sonucunu ortaya koymaktadır. Öğrencilerin derse aktif katılamamalarının verdiği motivasyon eksikliği de önemli bir dezavantajdır. Ayrıca sürecin ani gelişmesi dolayısıyla üniversitelerin hazırlıksız yakalanması, sürecin verimliliğini olumsuz etkilemiştir. Fakat bundan sonraki dönemlere daha hazırlıklı bir eğitim öğretimin olacağı şüphesiz kaçınılmazdır. Bu sebeple YÖK tarafından üniversitelere gönderilen yazı ile beraber eğitim-öğretimin yüzde 40’a kadarının uzaktan eğitimle verilebileceği ve mümkün ise bu yüzde 40’ın önemli kısmının takip eden güz döneminde verilmesi tavsiye edilmiştir. Bu da bize en az bir dönem daha üniversitelerin büyük oranda uzaktan öğretim ile eğitim-öğretime devam edeceğini gösteriyor.

Nitekim yurt dışından bazı önemli üniversiteler 2020-2021 yılının uzaktan öğretimle devam edeceğini açıklamışlardır. Hakeza ülkemizde bazı özel ve devlet üniversiteleri de bu yönde açıklama yapmışlardır. Son söz olarak Yükseköğretimde pek çok yapısal değişiklik gündemdedir. 21. yüzyılda ve de özellikle Kovid-19’dan sonra artık uluslararası ölçekte, öğrencilerin artık uzağa gitmek yerine bulundukları şehir ve bölgeleri tercih edeceği ve uzaktan öğretimin ciddi bir alternatif olacağı aşikârdır.

Bu vesile ile sadece belli yaş grubu öğrencilere değil özellikle tüm yaş grupları için evden öğretim bir seçenek, belki de uzunca bir süre tercih edilen seçenek olacaktır. Artık üniversitelerimizin bu seçenekleri gündemine yoğun bir şekilde almaları alt yapılarını buna hazır hale getirmeleri, mevzuatın da YÖK tarafından çalışılması gerekmektedir. Öğretim üyelerinin de uluslararası rekabete açık olacak şekilde kendilerini geliştirmeleri gerekecektir. Tabii bu arada dezavantajlı gruplara da (engelli bireylere yönelik) hazırlık yapılmalıdır. Son söz olarak, YÖK Başkanı Yekta Saraç’tan bir alıntı ile bitirmek istiyorum. “Web Summit CEO’su Paddy Cosgrave’in bir hatırlatması: 1665’te Cambridge Üniversitesi veba nedeniyle kapatıldı; Isaac Newton evde çalışmaya karar verdi ve Newton yasaları olarak bilinen meşhur evrensel kütle çekim yasasını ve hareket yasalarını formülleştirdi. Öğrenmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.”

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir