21 Temmuz 2024, Pazar

Dijital Mağara – Mustafa ŞEN

Neredeyiz; içeride mi, dışarıda mı? Dijital dünya, sanal alem dediğimiz bir varlık alanı getirdi önümüze. Bir bakıma, burada olsak da, oradayız; yani içeride. İçerideysek, bilmemiz gereken şey şu: Hakiki olan dışarıda! Ama bu ne kadar gidecek? Eflatun’un mağara istiaresi malumdur: Hakikat; mağaranın duvarlarındaki gölgeler değil, gölgesi mağaraya düşen dışarıdaki varlıklardır. Aynı şeyi gerçek dünya-sanal dünya ikilisine getirirsek şöyle demeliyiz: Hakikat sanal dünyada yaşadıklarımız değil, sanal dünyada olmayanlardır. Fakat, sanırım ötekine doğru gidiyoruz. Acaba, bir zaman sonra Eflatun’un mağarasındaki iç-dış varlık ikilisi gibi bir ikili kalmayacak ve her şey sadece mağaranın içinden ibaret olan bir varlık alemine mi dönüşecek? Bu safha, yapay zekanın nereye evrileceği ile ilintili. Yapay zeka nereye kadar gidecek, bunu şimdiki bilgi düzeyinde kestirebilmek mümkün değil ama bazı tahminlerde bulunmak, yahut muhayyileyi kendi sınırlarına/sınırsızlığına göndermek hiç de zor değil. Aslında, işin henüz başındayız. Gerçek mânâda, tam olarak yapay zeka yapmış değiliz ve o ortaya çıkmadan gerçek dijital mağaradan bahsedemeyiz. Bunun farkındayız elbette ama yukarıda da denildiği gibi bazı tahminlerde bulunmamız mümkündür. Bu bağlamda, yapay zeka yapmış olan insanın, dijital mağarada karşısında bulunan varlıklar zeki varlıklar olmalarının yanında muhtemelen;

• Kendi benlikleri ve benlik bilinçleri olan varlıklar olacaklardır (bu durumda ruh meselesini kim tartışacak!). • Duyguları olan varlıklar olacaklardır.

• Kendilerine göre bir değerler sistemi kuracaklardır.

• Kendilerine göre bir meşruiyet sistemi kuracaklardır.

• Kendilerine göre bir hukuk sistemi kuracaklardır.

• Kendilerine göre bir din ihdas edeceklerdir.

• Kendilerine ait bir tanrıları olacak (ve belki de insanların da o tanrıya inanmalarını isteyeceklerdir).

• Kendilerine göre bir ahlak sistemi kuracaklardır.

• Kendi aralarında, insanlarla ve/veya başka nesnelerle evlenmek isteyeceklerdir.

• Kendilerine ayrı bir devlet veya öyle bir müessese kurmak isteyeceklerdir.

• Kendilerine has yaşam alanları/şehir(!) kurmak isteyeceklerdir.

• Ayrı bir gezegende ya da galakside yaşamak isteyeceklerdir.

• Önce bizim seviyemizde insan yapmak isteyeceklerdir ve yapacaklardır (nasıl insan onları icat ettiyse!).

• İnsan zihnini/beynini, yani hakiki zekayı, yapay zeka varlıklara aktaracaklardır.

• İnsan zihnini tam olarak kontrol altına alacaklardır.

• Hakiki zekanın düşüncesi ve rüyalarını da kontrol altına alacaklardır.

• İnsanın duygularını da kontrol altına alacaklardır.

• İnsan yapma aşamasına gelince, daha sonraları kuvvetle muhtemel, bizi çok ilkel/basit görecekler ve bizden çok daha üstün insanlar yapacaklardır.

• Evrimci çizgiden bakacaklar ve bize göre maymun ne hükmündeyse, onlar da bize öyle hükmedeceklerdir/ davranacaklardır.

• Bizden iyisini yaptıkları için, bir zaman sonra basit bir tür olduğumuz için, muhtemelen bizi yok edeceklerdir.

Sonrası tufan ya da bir dünyevî cennet; yahut kıyamet… Muhtemelen dijital mağara, yani geleceğin dünyası böyle olacak. Müslüman zihin ve muhayyileyi bunlara alıştırmaya başlasak iyi olur. Kişiler bir yana, devletlerin şimdiden devlet örgütlenmesini buna göre ayarlamaya başlamasında büyük faydalar olabilir. Mesela; teknoloji bakanlıklarının Yapay Zeka Başkanlıklarına veya Yapay Zeka Genel Müdürlüklerine kavuşma vakti çoktan geldi; eğer bakanlık doğrudan Yapay Zeka Bakanlığına dönüşmeyecekse, yahut sıfırdan bir Yapay Zeka Bakanlığı kurulmayacaksa!

Müslüman zihnin karşısında şöyle bir durum var: Halihazırda, hem dijital mağaranın içinde hem de dışındayız; dolayısıyla, kendimiz kendimizi veya başkası bizi uyarabiliyor. Ya, tamamen mağaranın içinde olduğumuz zaman ne olacak? Olmayacak demeyiniz, çünkü olacak! Tarihsel süreçlerde teknolojik gelişmeler şunu göstermiştir: Bir teknolojik süreç başladı mı, mutlaka kendi sonuçlarına kadar ulaşıyor. Kuvvetle muhtemel, yapay zeka süreci de böyle olacak. Yapay zeka, mevcut haliyle malumat/information düzeyinde bir bilgi işi. Bu seviyenin üstünde bilimsel bilgi /knowledge aşaması var; ardından marifet ve hikmet aşamaları. İster birinci aşamada olsun, ister ikinci ve daha üst aşamalarda; Müslüman zihne göre bilgi her türlüsü ve her seviyesiyle Allah’ın bilgisidir. Hiçbir bilgi onun dışında değildir. Dört mertebesiyle bilgi Allah’a aittir. Öyleyse, yapay zeka bilgisi de öyledir ve yapay zeka da Allah’ın yaratımlarından biridir. Bu durumda, Allah’ın bilgisi, yaratması ve bilmesi dışında bir şey olmamaktadır. Tekrar mağaraya dönecek olursak; herkes içerideyken –ki o zaman içerisi, dışarısı diye bir şey olmayacak- bize aslında buranın bir dijital alem olduğunu, sanki bir mağarada yaşadığımızı ve buranın dışında başka bir alem olduğunu söyleyecek hiç kimse yoksa ne olacak? Sanal dünyayı icat etmeden önce olduğu gibi, yani içerisi-dışarısı olmayan eski durumdayken, biri bize başka bir alemden bahsetse ne derdik? İşte, bunun benzeri bir durum da dijital mağarada olacak. Orada, öyle bir sorgulama olduğunda başka bir alemin olmadığını söyleyeceğiz. Lakin, şimdiden biliyoruz ki, var… Yukarıda sıralanan muhtemel/muhayyel maddeleri tek tek tartışmak mümkün ama dilerseniz, mevzuyu bu seviyede bırakıp meselenin bir başka veçhesine bakalım: Mesela; dijital mağarada siyasi yönetim sistemleri ve modelleri; sözgelimi, demokrasi ne olacak? Demokrasi günümüzde ağırdan ağıra –belki de baş döndürücü bir hızla- dijital demokrasiye doğru gidiyor. Bu gidiş bizi öyle ya da böyle dijital demokrasiye götürecek. Bir de gittiğimiz yer dijital mağara olacaksa, oradaki yönetim sistemi/modeli ne olacak? Malum, modern/postmodern dünyada demokrasiüstü bir sistem kabul edilmiyor, hatta öngörülmüyor bile. Acaba, orada demokrasinin esamesi okunacak mı? Diji-demokrasi diye bir şey mi olacak, yoksa diji-tokrasi diye bir yönetim mi olacak? Yapay zeka içerisinden bakınca, demokrasi bir tarafa, tam bir dijital totaliter düzen de mümkün görünüyor, tam bir dijital anarşik düzen de; dolayısıyla diji-tokrasi/diji-demokrasi mi, diji-totalitarizm mi yoksa diji-anarşizm mi revaçta ve tedavülde olacak; bekleyelim ve görelim.

Ne olacağına dair, o zaman varolması kuvvetle muhtemel şu üç bilinçli varlık türünden hareketle fikir yürütebiliriz. Sanırım, gelecekte sırasıyla şu üç varlık türü ikişerli olarak gezegende boy gösterecek:

• doğal insan + yapay zeka

• yapay zeka + yapay insan

• yapay zeka + yapay yapay zeka

Bu noktada, bildiğimizden yani mevcut demokrasi bilgimizden hareket edersek, mesele üç farklı boyut kazanır:

• Birincisi, insan ile insanın icat ettiği yapay zekanın (halihazırda şafağında olduğumuz doğal insan + yapay zeka aşaması) demokrasisi: Buraya şimdilerde posthuman dönemi, yani insan sonrası dönem deniliyor.

• İkincisi, yapay zeka ile yapay zekanın icat ettiği insanın (yapay zeka + yapay insan aşaması) demokrasisi: Belki de asıl buraya posthuman dönemi, yani insan sonrası dönem demeliyiz.

• Üçüncüsü ise, yapay zekaların icat edecekleri daha üst/ileri yapay zekaların (yapay zeka + yapay yapay zeka aşaması) kendi içinde kademelendirilmiş demokrasisi: Yapay yapay zekaya yapay zeka+, yapay zeka++ … vb. diyebiliriz ki; bu, ilanihaye devam edecektir.

Bu ikililerden oluşan toplumların(!) toplum-devlet düzenlerinin üçü de birbirinden farklı olacaktır. Toplum, devlet, demokrasi, yönetim vs. diyoruz ama belki de bu söyleyişlerin tamamı boş laf! Doğrusu, yapay zeka + yapay yapay zeka ikilisinin yönetim modelini hayal bile edemiyorum. Geleceğe robotik açıdan bakanlar diyorlar ki; mesela; gelecekte arabaları robotlar/yapay zeka kullanacak, insanların araba kullanmasına gerek kalmayacak; fabrikalarda insanlardan çok robotlar çalışacak vb. Biz de diyoruz ki, belki de çok uzak olmayan bir gelecekte zaten insan kalmayacak. Robotlar/yapay zekalar insanları çok basit, ilkel, işe yaramaz, güçsüz, dayanıksız vs. bulacak ve varlık aleminden kaldıracak. Belki de, posthuman/insansonrası çağ dediklerinin bile çok ötesinde bir çağ olacaktır bu… Şimdi, Müslüman zihin düşünsün; o dünyada din ne olur, inanç ne olur, ibadet ne olur, muamelat ne olur ve ahlak ne olur! Hikmet ne olur? Ruh ne olur? Olur mu?

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir