21 Temmuz 2024, Pazar

Bir sempozyumun serencamı: Vefatının 40. Yılında Necip Fazıl Kısakürek Sempozyumu – Prof. Dr. Abdulvahap Özsoy

Her bilimsel, kültürel ve sosyal faaliyet aslında bir yolculuğa çıkmak gibidir. Araplar yolculuğu ifade etmek için sefer kelimesini tercih etmişlerdir. Sefer kelimesinin kök anlamı yüzdeki örtüyü kaldırmak demektir. Yolculuklarda da insanlar yüzlerindeki örtüleri, maskeleri kaldırmak durumundadır. Çünkü özellikle eski çağlardaki yolculuklar bir insanı bütün yönleriyle tanımaya da imkân tanıyacak derecede zorluklarla doludur. Hele bir de yolculuk çöl ortamında gerçekleşiyorsa zorluklar katlanarak artacaktır.

Yollarda beklenmedik birçok tehlike söz konusudur. Bir taraftan yağmur, fırtına, soğuk/sıcak gibi tabiat olayları, diğer taraftan yırtıcı hayvanlar, zehirli haşerat ve eşkıyaların baskınları gibi muhtemel sıkıntılar kimi zaman işin içinden çıkılmaz bir hal almakta ve birlikte yolculuğa çıkılmış insanlar, tabir yerindeyse, kader birliği yapmak zorunda kalmaktadır. Böylesi hayat-memat meselesinin ortaya çıktığı zamanlarda ise insanlar kendi öz karakterlerini gizleyemezler. Bu sebeple yine Araplar “evvel refîk ba’de’t-tarîk” demişlerdir. Yani yola çıkmadan önce yol arkadaşlarını iyi seçmek gerekir. Bizler de -Rabbimize hamd olsun- bu hayat yolculuğunda çok güzel refîklerle müşerref olduk. Bu sebeple onlarla çıkacağımız her türlü yolculuk teklifini bir emir telakki etmekteyiz.

Sempozyum Yolculuğumuz

Cihannüma derneğimizin her yıl mefkuremizin önder şahsiyetlerini anmak amacıyla tertip ettiği sempozyumlardan ikincisi Üstad Necip Fazıl Kısakürek üzerine planlanmıştı. Programın icra edileceği yer ise Kahramanmaraş olarak belirlenmiş, ancak ilahi irade buna izin vermemişti. Bunun üzerine kıymetli başkanım, kendisiyle yol yürümekten şeref duyduğum Rıza Yorulmaz ağabeyim bu görevi Erzurum’un yerine getirmesi teklifiyle bizlere geldiğinde, bizlere olan güvenleri ve bizi refîk olarak bu yolculukta seçmiş olmasının bahtiyarlığı ile hemen işe koyulduk.

Başta da ifade ettiğim üzere her faaliyeti bir yolculuk olarak kabul edebiliriz. Uzun yolculuklarda iyi bir planlama, yeterli bir lojistik ve sağlam, güvenilir yol arkadaşları gerekmektedir. Bizim de hamdolsun yol arkadaşlarımız sağlam olduğu için diğer hususların izini sürmeye başladık. Genel başkanımızın Erzurum’u teşrifleri ve Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, Atatürk Üniversitemiz, Yakutiye ve Palandöken belediyelerimizle imzaladığımız protokoller neticesinde fiili olarak bismillah demiş olduk. Kalan süremiz bir sempozyumu sağlıklı bir şekilde tertip etmek için oldukça sınırlı idi. Ancak emanet ağır, yol uzun olsa da bizim Erbakan hocamızdan öğrendiğimiz bitmek bilmeyen bir azmimiz vardı.

Erzurum olarak bizim en büyük avantajlarımızdan biri bu davaya ömürlerini feda etmiş olan Teoman Kümbet başkanımın, ağabeyimin bizlerin ellerinden tutuyor olmasıdır. Bu vesile ile Teoman Kümbet ağabeyim olmasaydı bu yükü nasıl kaldıracağımıza dair bir öngörüde bulunmamın mümkün olmadığını ifade etmek isterim. Rabbim ömrünü bu davaya vermiş, hiçbir dünyalık amaç gütmeyen Teoman Kümbet ağabeyim gibi büyüklerimizin yüzü suyu hürmetine bizlere de alan açmaktadır, bu konuda hiçbir şüphem yoktur. Rabbim sa’ylerini meşkur etsin, bizlere de onların yüzünü yere eğdirmeme azmi, gayreti, feraseti ve basiretini nasip eylesin! Amin.

Çok Kıymetli Destekler Gördük

Dedik ya emanet ağır, yol uzun, zaman kısa…Bu itibarla ilk önce Cihannüma Erzurum İl Yönetimimizle seri toplantılar yaparak görev dağılımlarını gerçekleştirdik. Sıklıkla toplanarak gelinen süreçleri takip ettik, paydaş kurumlarımızla irtibat halinde programın sağlıklı olarak icrası için en ayrıntılı ihtimaller üzerine istişareler yaptık. Bu süreçte Rabbimizin yardımını açık ve seçik olarak gördüğümüzü ifade etmem gerekir zira va’di var Allah azze ve celle’nin dinine yardım eden kullarına mutlaka yardım edecektir… Erzurum tarihinde, en azından benim bildiğim 40 yıllık bölümünde görülmedik evsafta bir valimiz Erzurum’a tayin edildi. Kıymetli Mustafa Çiftçi valimiz Erzurum’a atanınca desteğini anbean ensemizde hissettiğimiz muhterem ağabeyim Rıza Yorulmaz sabah namazı vakti bilgilendirmiş ve hemen irtibata geçmemizi emretmişti, emre imtisalde acele ettik ve Rıza ağabeyinin dediğinden daha nitelikli bir ağabeyimizle müşerref olduğumuzu gördük. Allah kendilerinden razı olsun, bu programın icrasında verdiği maddi destek dışında sadece bakışlarıyla bile içimizi ısıtan samimiyeti azmimizi perçinledi. İnşallah Erzurum’da daha nice güzel hizmetlere imza atacağından şüphemiz yoktur. Yine bu süreçte Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevine getirilen ve tanıdıkça daha çok değerini anladığımız Yakup Yıldız hocam da Allah’ın bize verdiği diğer bir lütuf olarak zikredilmelidir.

Diğer taraftan Büyükşehir belediye başkanımızın desteği ve özellikle Kültür Daire başkanı Ergün Ergin ağabeyimizin özverili gayretleri zikre değerdi. En önemli destekçimizin Atatürk Üniversitesi olduğunu ifade etmek isterim. Atatürk üniversitemizin desteği olmadan bu programı icra etmemiz mümkün olmazdı. Başta muhterem rektörümüz olmak üzere bizzat sürecin koordinesinde yer alan Doç. Dr. Sinan Atılgan hocama da teşekkürü borç bilirim.

Bu süreçte bizimle yol yürümek istemeyen bazı kurumların olduğuna değinmek gerekir. Bu durumda gayet makul olarak karşılanmalıdır, herkes kendi layıkıyla yol yürür. Biraz sempozyumla ilgili girişi uzatmış oldum. Ancak bunları ifade etmeden geçmenin doğru olmayacağını düşündüm.

Sempozyum organizesinde bizden önce bu yolculuğu alınlarının akıyla tamamlayan Diyarbakır ekibini de anmadan geçmek olmaz. Başta Erzurum’un medar-ı iftiharı Burak Kazan reis olmak üzere Prof. Dr. Yılmaz Demirhan, Doç. Dr. Nurettin Menteş hocalarıma çalışmaları yerinde görmek ve destek olmak için ta Erzurum’a kadar geldikleri için çok teşekkür ediyorum. Genel merkezden sürekli irtibatta olduğumuz düzenleme kurulumuzun emekleri çok büyük, onlara da tek tek teşekkür etmek istiyorum. Başta Prof. Dr. Salih Keskin hocamdan bahsetmek gerekir. O kadar idari ve akademik yoğunluğuna rağmen başımızın sıkıştığı, bunaldığımız anda elimizde el verip kimi zaman kahrımızı da çeken muhterem hocama, kıymetli dostuma şükranlarımız arz ediyorum. Genel merkez yönetim kurulu üyemiz Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Olgun kardeşimi de anmamak olmaz. O da programın her aşamasında yanımızda oldu ve elinden gelen desteği bize sağladı, Allah razı olsun.

Programın aslında Kahramanmaraş’ta planlandığını ifade etmiştim. Ancak ilahi taktir asrın felaketi ile ülkemizi imtihan ettiğinde bundan en çok etkilene illerin başında geliyordu bu kahraman beldemiz. Rabbim depremde şehit olan kardeşlerimize gani gani rahmet eylesin! Programın Kahramanmaraş’ta planlanması önemli bir aşama kaydetmişti, bu emeği de anmak gerekir. Çünkü başta Doç. Dr. Mustafa Edip Çelik hocam bu emeği birebir Erzurum’a aktarma kadirşinaslığını gösterdiler. Bu vesile ile Kahramanmaraş Cihannüma ekibine de teşekkür etmek istiyorum.

Sempozyum düzenlemek birçok muhtemel aksaklıkla karşı karşıya olmayı göze almak demektir. Çünkü içinde insanın olduğu her faaliyette, insanın serapa eksikliklerle malul olmasından olayı birtakım aksaklıkların olması tabiidir. Ancak iyi bir strateji, sağlıklı bir planlama ve sağlam bir ekip bu aksaklıkları en aza indirgeme potansiyeline sahiptir. Hamdolsun bizim de minimum aksaklıkla programı icra ettiğimizi söyleyebilirim. Aldığımız geri dönüşlerin de bu çerçevede bizi haklı çıkardığını görmekteyiz. Bu noktada programın en önemli ayağının uygulama aşaması olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Program gününden önce yapılan provalardan itibaren desteğini bizden esirgemeyen TÜGVA başkanımız Muhammed Faruk Kömeç ve genç yoldaşlarına, Erzurum’da Müslüman genç deyince her birinin gelişiminde mutlaka dokunuşları olan, il sekreterimiz Mikail Usta, yönetimimizde yer alan Abdullah Koşapınar, Dr. Fikrullah Çakmak, Dr. Orhan Yılmaz,  Genç Ensar başkanı ve kıymetli öğrencim Veysel Demir, Yunus Özgelen, Bahadır Bahar gibi tanımakla, hocaları olmakla şeref duyduğum çağımızın Musab b. Umeyrlerine de emeklerinden dolayı minnettar olduğumu ifade etmek isterim. Bu faaliyetin görünün yüzünün bir kısmına değindim, bunların dışında Cihannüma il yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımızın hepsi ve bölge koordinatörümüz herkesin hocası İsmail Bağrıyanık ağabeyim ellerinden gelen desteği eksik etmediler. Rabbim ahiret azığı eylesin!

Sempozyuma bildiri göndererek katkı sağlayan kıymetli araştırmacılarımızı da unutmamak gerekir. Zira onlar olmasaydı zaten bu faaliyet gerçekleşmedi. Ülkenin dört bir tarafından Erzurum’u teşrif eden muhterem katılımcılarımıza da teker teker minnettar olduğumu ifade etmeliyim.

Bu yazı belki sıra dışı bir sempozyum yazısı oldu. Ancak kuru akademik bir bilgi aktarımından ziyade yapılan faaliyetin duygu ve emek boyutunu ön plana çıkartmanın daha isabetli olacağını düşündüğümden böyle bir yazı kaleme aldığımı ifade etmek isterim.

Son olarak bilirsiniz sahneye ast solistler çıkar veya Nef’i’nin berceste mısraında ifade ettiği gibi;

Geldimse ne ola ben şuara bezmine ahir?

Adet budur ahirde gelir bezme ekâbir.

Yani şairler meclisine, kervanına en son ben geldimse ne olmuş yani? Adet budur, meclise büyükler sonradan gelir.

Evet sempozyumumuza değer verip bütün yoğunluğuna rağmen bizleri kırmayan kurucu genel başkanımız, muhterem ağabeyimiz Milli Eğitim Bakanı’mız Prof. Dr. Yusuf Tekin’e hürmetlerimizi arz etmek istiyorum. Rabbim yardımcısı olsun, yüklendiği emanet büyük, düşman güçlü, Fuzûli’nin dediği gibi;

Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn,

Derd çok hem-derd yok düşman kavî tâli’ zebûn.

Yani; dost umursamaz, felek acımasız, dünya karışık. Dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talihim ise âciz.

Onun böylesi bir vasatta, aldığı bu ağır yükü hakkıyla taşıyacağından şüphemiz yoktur.

Rabbimi sa’yu gayretimizi rızasına muvafık işlere yönlendirsin! Amin…

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir