21 Temmuz 2024, Pazar

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı – Dr. Süleyman ÖZAR

Uluslararası Teşkilat Künyesi

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Soğuk Savaş döneminde Doğu ve Batı Bloğu ülkeler arasında düzenli diyalog tesis etmek ve bu sayede Avrupa’da güvenliğin artırılmasını sağlamak amacıyla, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) adı altında ortaya çıkmıştır. 1973 yılında Helsinki’de başlayan görüşmelerin sonucunda Helsinki Nihai Senedi’nin 33 Avrupa ülkesi ile ABD ve Kanada tarafından 1975 yılında imzalanmasıyla AGİK süreci başlamıştır.

Helsinki Senedi, kurucu belge olmakla birlikte kurucu anlaşma değildir, esnek bir uluslararası hukuk belgesidir. AGİK bu kapsamda bir müzakere forumu ile konferanslar diplomasisi (intergovernmental conference with ad hoc follow-up meetings) olarak kurulmuştur[1].

Helsinki Toplantısından sonra yapılan ikinci Zirve olan Paris Zirvesinde (1990) kabul edilen “Yeni Bir Avrupa İçin Paris Yasası”, soğuk savaşın tamamen sona erdiğinin ve AGİK’in kurumsallaşmakta olduğunun ifadesidir[2]. 1994 Budapeşte Zirvesi’nde ise Örgüt bugünkü görünümüne ve kurumsal yapısına kavuşmuş, o tarihten itibaren uluslararası teşkilata dönüşerek, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı-AGİT adını almıştır. Bugün itibarıyla AGİT 57 katılımcı devletten oluşmakta olup, ülkemiz örgütün kurucu üyeleri arasındadır.

AGİT, güvenliğin üç boyutunda (siyasi-askeri, ekonomi-çevre ve insani boyut) ilke, norm ve standartlar geliştirmekte, yükümlülüklerin uygulanma durumlarını izlemekte, esnek müzakere ve siyasi diyalog forumu teşkil etmekte, ayrıca katılımcı Devletlerin demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı alanlarındaki çabalarına destek ve yardım işlevi görmektedir. Örgüt’ün Soğuk Savaşın sona ermesine kadar geçen dönemdeki faaliyetleri ağırlıklı olarak siyasi-askeri boyutta odaklanmıştır.

AGİT, diğer uluslararası örgütlerden farklı olarak antlaşma veya sözleşme gibi kurucu bir belgeye dayanmamaktadır. Kabul ettiği ilke ve normlar kadar, kendi idari ve örgütsel yapısı da siyasi düzeyde Bakanlar veya Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından alman kararlara göre şekillenmektedir. Örgütün bir antlaşma veya sözleşmeye dayanmaması, hukuki statüsünü tartışmaya açmaktadır. İstanbul 1999 zirvesinde bu nedenle ‘‘gayrı resmi çalışma grubu’’ oluşturulmuş, bu grubun yaptığı toplantılar sonucunda hukuki statüye ilişkin bir Taslak Sözleşme (2007) ortaya çıkmıştır. Rusya’nın başını çektiği 3 ülkenin dipnotu ve ABD’nin kurucu belge kabulüne yanaşmaması nedeniyle bu metin de taslak olarak kalmıştır.

AGİT Kararları

AGİT karar organlarınca alınan bütün kararlara AGİT taahhütleri adı verilmektedir. Kararların hukuki bağlayıcılığı bulunmamakla birlikte, siyasi bağlayıcılığı söz konusudur[3]. Kararlar oydaşmayla alınmaktadır. Bu durum karar alınmasını zorlaştırmakta, ancak alınan kararın uygulanma olasılığını ise artırmaktadır. Öte yandan, AGİT belgelerinin içeriğine hukuki zorunluluk tanımamış olması, taahhütlerin uluslararası teamül kuralı haline gelebilmesini engeller[4].

Örgütün üç karar organı bulunmaktadır. En önemli ve en üst düzey karar organı Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesidir (Summit).  Bugüne kadar Paris (1990), Helsinki (1992), Budapeşte (1994), Lizbon (1996), İstanbul (1999) ve Astana Zirvesi (2010) yapılmıştır.

Bu Zirvelerde Örgütün barışı koruma ve çatışma bölgelerindeki saha misyonlarına özel bir önem verilmektedir. Örneğin AGİT İstanbul Zirvesi’nde AGİT’in barışı koruma operasyonları kapsamındaki faaliyetlerinin arttırılmasına karar verilmiştir. Fakat tüm bu kararlara rağmen AGİT bugüne kadar hiçbir barışı koruma operasyonunda başat rol oynayamamıştır. Bunun sebebi AGİT’in BM, AB ve NATO gibi örgütlerin gölgesinde kalmış olmasıdır[5].

Örgütün diğer bir karar organı da Bakanlar Konseyidir. Her yıl Aralık ayında dönem başkanı ülkede yapılan Konsey toplantısı, Zirveler düzenli ve sık aralıklarla yapılmadığından en önemli karar organı haline gelmiştir. Toplantıda devletleri dışişleri bakanları temsil eder.

Daimi Konsey ise AGİT’in düzenli politik istişare ve kurumsal karar organıdır. 1992 Bakanlar Konseyi kararı ile kurulan daimi konsey, dönem başkanı ülkenin AGİT nezdindeki daimi temsilcisi tarafından yönetilir.

AGİT Kurumları

AGİT yönetim mekanizmasında önceki, hâlihazır ve sonraki dönem başkanlarından oluşan bir “troika” mevcuttur. Genel Sekreter ve Sekreterlik Viyana’da bulunmaktadır. AGİT, teşkilata yönelik görevlerini çeşitli birimler ve bu birimlerin başındaki temsilci veya koordinatörler vasıtasıyla yerine getirmektedir.

Öte yandan AGİT sekretaryası dışında konum, alan ve sekretaryadan bağımsız olarak faaliyet gösteren, faaliyet raporlarını mutad olarak Daimi Konseye sunan kurumlar da bulunmaktadır. Bu kapsamda Örgüt, özellikle insani boyuttaki yükümlülüklerin hayata geçirilmesinde katılımcı devletlere destek sunmak üzere Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR), Milli Azınlıklar Yüksek Komiseri ve Medya Özgürlüğü Temsilcisi kurumlarını oluşturmuştur.

Merkezi Varşova’da bulunan ODIHR’in ana faaliyet alanları, seçim gözlemi, demokratikleşme, insan hakları ve temel özgürlükler, hoşgörü ve anti-ayrımcılık ile Roman ve Sinti sorunlarıdır. Kurumun ülkemize ilişkin olarak da seçim gözlem misyonlarınca oluşturulan raporları bulunmaktadır[6]. Misyon’un seçim süreciyle sınırlı olmayan, bağımsız ve tarafsız gözlem ilkeleriyle bağdaşmayan örneklere raporlarında yer vermesi ülkemizin eleştirdiği bir husustur[7].

Merkezi Lahey’de bulunan Milli Azınlıklar Yüksek Komiserliği, bu alanda erken uyarı ve gerekirse erken eylem başlatmakla görevlidir. Lozan Anlaşmasındaki azınlık tanımının bir sonucu olarak ülkemiz ile ilgili önemli bir faaliyeti söz konusu değildir.

Merkezi Viyana’da bulunan Medya Özgürlüğü Temsilciliği, AGİT coğrafyasında medya özgürlüğü, gazeteci güvenliği, ifade hürriyeti konularında takip ve gözlem yapmak, raporlamak, tavsiyelerde bulunmak, basın kanunlarını incelemek ve görüşlerini paylaşmak ve AGİT taahhütlerinin bu alandaki uygulamasını gözetmekle görevlidir. Temsilciliğin ülkemize yönelik tavsiye ve tenkitleri genellikle tutuklu gazeteciler ve yargılama süreçlerine ilişkin olmaktadır. Bu eleştirilere karşı AGİT nezdindeki Daimi Temsilciliğimiz yargı bağımsızlığına vurgu yapmakta, gazetecilik faaliyeti ile yargılama konusu eylemler arasında ilgi bulunmadığına dikkat çekmektedir[8].

Türkiye-AGİT İlişkileri:

Türkiye, AGİT içerisinde önemli bir ağırlığa sahip, sözüne ve görüşüne öncelikle başvurulan sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. AGİT’in kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye, Örgütün tüm boyutlarında aktif, yapıcı ve yüksek görünürlüğe sahip bir tutum sergilemektedir. Bu çerçevede ülkemiz, terörizm, polis faaliyetleri, sınır güvenliği ve yönetimi, ekonomi ve çevre konuları, hoşgörüsüzlük ve ayrımcılıkla mücadele, göç ve entegrasyon, insan ticaretiyle mücadele gibi alanlar başta olmak üzere AGİT çalışmalarına katkıda bulunmakta; Daimi Konsey toplantılarında ve önemli diğer tüm etkinliklerde kayda değer bütün gündem maddeleri altında söz alarak, görüş, tutum, beklenti ve telkinlerini kayda geçirmektedir.

AGİT, 11 Eylül 2001’i izleyen dönemde terörizm konusunda aktif tutum izlemiştir.  Ancak, terörizm konseptini ABD’nin öncülüğünde ‘‘radikal İslamcı terörizmi’’ üzerine bina etmiştir. Sonraki süreçte Suriye’ye DEAŞ saflarında çatışmaya giden yabancı terörist savaşçılar bağlamında şiddet içeren aşırıcılık ve terörizme yol açan radikalleşmenin önlenmesine odaklanılmıştır. Bu süreçte Türkiye de işbirliği ve iyi niyet ilkeleri çerçevesinde gereken desteği göstermiştir.

Öbür yandan, AGİT aynı ciddiyet ve işbirliğini FETÖ’ye karşı göstermemiştir. Örneğin 15 Temmuz’dan sonraki süreçte toplantı ve çalıştaylara sivil toplum kisvesi altında FETÖ iltisaklı grupların katılması ülkemizce protesto edilmiş, söz konusu kişi ve grupların toplantılara kaydedilmemesi istenmiştir. Ülkemizin beklentisi AGİT’ten bir yargılama ve delil değerlendirmesi yapması elbette değildir. Egemen ve eşit bir devlet olarak bu talebin saygıyla yerine getirilmesi istenmiştir.

AGİT’in ilk zamanlar ülkemizin itirazlarına kayıtsız kalması karşısında, Türk delegasyonu bazı toplantıları ve karar mekanizmalarını kilitlemiştir. Kararlar ancak oydaşma ile alınabildiğinden, bu hamle karşısında Örgüt 2018’den itibaren bir miktar esnemiştir. Toplantı kayıt sistemini değiştirmiş, katılmak isteyenleri ön kayıtla devletlere önceden bildirmeye başlamıştır. Yine bu kapsamda, sivil toplumun AGİT faaliyetlerine katılımının esas ve usullerinin belirlenmesine yönelik çalışma grubu oluşturulmuştur.

Ülkemiz, AGİT’in terörizmle mücadele faaliyetlerine bu konuya verdiğimiz önem muvacehesinde ve önceliklerimiz doğrultusunda etkin katkı sağlamaktadır. Bu çerçevede, teröre karşı politik seçicilik yapılmaması, topyekün ve ayrımsız işbirliği içerisinde mücadele vurgusu yapılmaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere Türkiye, 1999 yılında AGİT Zirvesi’ne ev sahipliği yapmıştır. 18-19 Kasım 1999’da İstanbul’da yapılan Zirve’de kabul edilen belgeler örgüt müktesebatına önemli katkı sağlamıştır. Zirve’de imzalanan Avrupa Güvenlik Şartı (İstanbul Şartı), 21. yüzyılda AGİT bölgesinin güvenlik, barış ve istikrarının güvence altına alınabilmesi için gerekli ilke ve yöntemleri belirlemiştir. Bununla birlikte AGİT’in hukuki bağlayıcılığı olan bir söz üretememesi nedeniyle bun ilkeler ‘niyet beyanı’ olarak kalmaktadır.

Ülkemiz, insani boyutta, Avrupa başta olmak üzere AGİT coğrafyasında artan ayrımcılık, hoşgörüsüzlük, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve nefret motivasyonlu saldırılar karşısında işbirliğine duyulan ihtiyacı her vesileyle gündeme getirmekte ve Örgütü harekete geçirmeye yönelik çağrılarımızı yinelemektedir. AGİT Dönem Başkanı’nın Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi olarak eski Vatikan Büyükelçimiz seçilmiştir.

Ayrımcılıkla mücadele temsilciliğine son yıllarda Türk diplomat seçilmektedir, bu anlamlı ve sembolik açıdan da değerlidir. AGİT Daimi Temsilciliğimiz, Avrupa’da yükselen ırkçılığa ve hoşgörüsüzlüğe karşı tolerans, çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğü vurgusunu devamlı olarak yapmaktadır. Bu konuda hiçbir önyargı taşımayan ülkemiz, büyük bir özgüvenle AGİT’in tüm platformlarında nefret söylemine karşı özel bir tavır almaktadır.

Dünyanın en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkesi sıfatını haiz olan Türkiye, bu açıdan da diğer katılımcı devletlere emsal teşkil edecek iyi uygulama örneklerini temsil etmektedir. Bu çerçevede ülkemiz AGİT’te kişilerin geniş çaplı hareketlerinin yönetimi bağlamında gerçekleştirilen faaliyetlere etkin katılım sağlamakta; uluslararası işbirliği, dayanışma ve külfet paylaşımı vurgularında bulunmaktadır. Bunun yanında, insan hakları hukuku dikkate alınarak göçmen haklarının korunması ve geliştirilmesi gerektiği ülkemizce savunulmaktadır.

AGİT Medya Özgürlüğü Temsilciliği ise ülkemiz hukuk sistemini basın özgürlüğü, tutuklu gazeteciler ve gazeteci güvenliği yönünden mercek altına almaktadır. Ülkemizin, Temsilciliğin eleştirileri ve görüşlerini dikkate almaması söz konusu değildir. Ancak, Türkiye bu noktada her şeyden önce çifte standart niteliğindeki yaklaşım ve raporlara karşı tepkisini ortaya koymaktadır. Konunun esasına ilişkin olarak ise meslek etiğine uygun bir şekilde toplumun haber alma hakkını karşılayan bir gazetecinin soruşturma konusu olması da, gazetecinin haber verme hak ve yetkisini kötüye kullanması da hukuken mazur görülemez. Bu iki kabulden birinin diğerini nakzetmeyeceği, ikisinin birlikte gazeteciliğin itibarını koruyacağı ülkemizce ifade edilmektedir.

AGİT-Türkiye ilişkilerinin bir diğer parçası da, katılımcı devletler arasındaki siyasi diyalogu parlamenterler düzeyine taşımak amacıyla 1991 yılında kurulan ve üye ülkelerin toplam 323 milletvekilinden oluşan AGİT Parlamenter Asamblesidir (AGİT-PA). Ülkemiz bu kuruluşta 8 milletvekiliyle temsil edilmektedir. AGİT-PA Türk Grubu üyeleri, AGİT-PA toplantıları ve konferanslarına iştirak etmelerinin yanı sıra, seçim gözlem misyonlarına da katılmaktadırlar.

Son olarak, AGİT Sekretaryası, alan misyonları ve kurumlarında halihazırda 17 Türk personel görev yapmaktadır. AGİT Daimi Temsilciliğimiz ise tecrübeli diplomatlarıyla AGİT’in tüm faaliyet boyutlarına etkin katılım göstermekte, güvenlik, işbirliği, demokrasi ve insan hakları konusunda Türk dış politikasını ve milli iddialarımızı başarıyla temsil etmektedir.

 

 

[1] DEMİR, Sertif, ‘‘Dünden Bugüne Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’’, Güvenlik Stratejileri Dergisi, 6/11, 2010, s. 27.

[2] CİVELEK, Jale, ‘‘Helsinki Son Senedi, Paris Şartı ve AGİT’’, Avrupa Araştırmaları Dergisi, C. 14 S. 12, 2006, s. 2.

[3] DEMİR, s. 30.

[4] CİVELEK, s. 6.

[5] KARABULUT, Bilal, ‘‘Helsinki’den Astana’ya Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT): AGİT’in Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme’’, Gazi Üniversitesi Akademik Bakış Dergisi, C. 4. S. 8, 2011, s. 83.

[6] Kurumun Türkiye seçim gözlem raporlarına şu siteden erişilebilir: https://www.osce.org/odihr/elections/turkey

[7] http://www.mfa.gov.tr/no_-173_-cumhurbaskanligi-ve-yirmiyedinci-d%C3%B6nem-milletvekili-secimleri-  hk.tr.mfa

[8] http://agit.dt.mfa.gov.tr/Mission/ShowSpeech/13806

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir