21 Temmuz 2024, Pazar

Uluslararası İnsani Yardım ve Türkiye – Dr. İbrahim Altan

İhtiyaç sahiplerine yardım etmenin, yardımlaşmanın tarihi insanlık tarihi kadar eski ve derin olmakla birlikte günümüzde yardım eyleminin kurumsallaşması, yardımların yönetim ve koordinesinin bir uzmanlık sahası haline gelmesi ve ayrı bir çalışma sahası olarak ortaya çıkması birkaç yüz yıllık tarihe sahiptir. Birleşmiş Milletler kurumları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, Kızılay Kızılhaç Hareketi üyesi ulusal dernekler, yerel sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, medya, bağışçı ve donörler gibi bol aktörlü ve dinamik bir çalışma alanı olan insani yardım nasıl kavramsallaştırılabilir?

İnsan ıstırabını gidermek için yürütülen çalışmaların bütününü tanımlayan çerçeve bir kavram olan insani yardım, insan onurunu korumayı amaçlar. İnsanı afetlerden ve afetlerin etkilerinden, savaşlardan, krizlerden ve bunların etkilerinden, onu kırılgan hale getiren her türlü durumdan korumayı hedefler. Ayrıca afet ve krizlerin hiç olmaması, afet ve krizlere zemin hazırlayan nedenlerin bertaraf edilmesi, gerçekleştiği takdirde ise etkilenenlerin dirayetinin artırılmasına yönelik çalışmalar da bu sahanın önemli bileşenlerindendir. Aynı zamanda, gerekli durumlarda hiçbir ayrım yapmadan ihtiyaç sahibine el uzatmanın adıdır insani yardım. El uzattığımız kişiyi ayağa kaldırma, yürür hale gelene kadar desteklemektir.

İnsani yardım kurumları kavramsallaştırması altında bu işi mesleki ve teknik bir alan olarak ele alan kurumlar olsa da esasında insani yardım gönüllülük esasına dayalı olan bir sahadır ve her âdemoğlunun hissesine bir takım görevler yükler. Peki, bu görevin yerine getirilmesinde rehberlik eden ilkeler, yol ve yöntem konusunda öne çıkan konular nelerdir?

Alanın farklı motivasyonlarla sahaya inen birbirinden farklı önceliklere sahip birçok aktörle dolu olması insani yardım çalışmaları için takım standartlar ve prensipler geliştirmeyi gerekli kılmıştır. Bağımsızlık, tarafsızlık, insanilik ve ayrım gözetmemek, uluslararası sözleşmelerle insani yardım alanında kabul edilen temel prensiplerdir. Kızılay ve Kızılhaç Hareketi de kendi mensupları için bu prensiplere gönüllülük, evrensellik ve birlik ilkelerini de eklemiştir.

2020’nin sonu itibarıyla küresel ölçekte bakıldığında insani yardıma ihtiyaç duyulan acil durumların uzun süreli savaş ve çatışma ortamı ve afetler olduğu görülmektedir. Bu kriz bölgelerinde acil gıda ve acil barınma ihtiyacı, sağlık ve eğitime erişim gibi temel sorun alanları öne çıkmaktadır. Uluslararası verilere göre hâlihazırda dünyamızda 216 milyon kişinin acil insani yardıma ihtiyacı bulunmaktadır.

Krizlerin yaşandığı coğrafyalar açısından bakıldığında Yemen, Kongo, Venezuela, Suriye, Afganistan acil yardıma ihtiyaç duyan kriz bölgeleri olarak dikkat çekmektedir. Yapısal, uluslararası, yerel ölçekte birçok nedeni olan bu krizler en fazla çocuklar ve yaşlılar gibi çatışma ile irtibatı olmayan kişileri etkilemektedir; bu kişilere el uzatılması elzemdir.

2020 yılının başından itibaren hayatımızın her alanını etkileyen Kovid-19 pandemisi kriz bölgelerinin kırılganlığını daha fazla artırmıştır. Zira pandemi ve onun sosyal ekonomik etkileri ile mücadele kapsamda her ülke öncelikle kendi ihtiyaçlarına öncelik vermekte, bu da uluslararası yardımlar için ayrılan kaynakları etkilemektedir. Kovid-19 pandemisinin bir diğer etkisi de insani yardım çalışmalarının sadece savaş ve kriz bölgelerine hitap etmediğini, refah seviyesi yüksek ülke ve toplumların dahi yardıma muhtaç olacağı durumlar olduğunu göstermesidir.

Türkiye’de insani yardım sektörünün kamusal ve sivil aktörleri Kovid-19 ile mücadele ve etkilerinin azaltılması konusunda ulusal ve uluslararası ölçekte önemeli çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda ülkemiz dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan, insani yardım harcaması en fazla olan ülke olarak küresel insani yardım ağının önemli ve öncü bir ülkesidir. Mazlumlara el uzatma konusunda önde giden Türkiye bu yönüyle insanlığın vicdanının sesi olmaktadır. OECD Kalkınma Yardımları Komitesi’nin verilerine dayalı olan bu tespit, sadece bir milli gurur okşama olarak görülmemeli insanlık bayrağını daha yukarıya taşıma konusunda sorumluluk yüklemektedir.

Toplumsal, idari yapısını Devleti Aliye’den tevarüs eden ülkemizin insani yardım politikalarının kökeni de Osmanlı Devleti’nin toplumsal ve kurumsal yapılarına dayanmaktadır. Bu irtibatın en somut örneği Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti olarak kurulan, ardından Hilal-i Ahmer olarak insani yardım camiasına hilal sembolünü ve mefhumunu hediye eden Türkiye Kızılay Derneği’dir. Türk Kızılay yerel ihtiyaçlar ve evrensel prensiplerin harmanlandığı bu toprakların yardım anlayışının somut bir örneği olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Hayırlı işlerde yarışmanın bereketi ışığında resmi kurumlardan sivil toplum kuruluşlarına kadar birçok insani yardım kurumu ulusal ve uluslararası ölçekte insan ıstırabını dindirmenin arayışındadır. Her kurumun kendi bağımsız karar alma mekanizması ve işleyişi olmakla birlikte kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan kurumlar ağı Türkiye’nin insani yardım politikalarının temel aktörleri ve uygulayıcısıdır.

Coğrafya, zaman dilimine göre değişen araç ve yaklaşımlarla hayata geçirilen ve Türkiye’den yola çıkan insani yardım çalışmalarının önemli yönleri şu şekilde özetlenebilir:

Türkiye’den yola çıkan insani yardım kurumlarının çalışmalarında öncelikle tarihi ve kültürel irtibatımızın kuvvetli olduğu kriz bölgelerinde insani yardım çalışmaları yürütme yaklaşımı hâkimdir. Bu durum bir seçenek değil sorumluluk ve görev olarak görülmektedir. Örneğin Arnavutluk veya Bosna’daki bir afet, Azerbaycan’daki bir kriz, Suriye’deki acil yardım ihtiyacı mutlaka bölge halkına destek olunması gereken konular olarak görülmektedir. Tabi ki bu tespitimiz yardım çalışmalarının bu bölgeler ile sınırlı olduğu anlamına gelmemelidir. Örneğin Türkiye kökenli insani yardım kurumları Filipinler’den, Senegal’e, Güney Amerika’dan Endonezya’ya kadar birçok uluslararası insani yardım çalışmasının önemli aktörüdür.

Uluslararası insani yardım çalışmalarında ilgili uluslararası kurumlarla işbirliği önemlidir. Zira çevre, savaş, açlık, zorunlu göçler gibi sınır aşan sorunlar bunu elzem kılmaktadır. Bu tespitten hareketle; Türkiye gerek Birleşmiş Milletler nezdinde, gerekse farklı sivil yapılanmalarca öncülük edilen işbirliği platformlarının önde gelen bir aktörüdür. 2016 yılında İstanbul’da düzenlenen Küresel İnsani Yardım Zirvesi, 2019 yılında ev sahipliği yapılan Dünya İnsani Eylem Zirvesi, Uluslararası Kızılhaç Kızılay Hareketi İşbirliği Federasyonu Başkan Yardımcılığına Türk Kızılay Derneği Genel Başkanı’nın seçilmesi gibi örneklerle çoğaltılabilecek bu durumlar uluslararası aktörlerle işbirliğinin göstergeleridir.

Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları sadece acil durum yardımları ile değil insani diplomasi gibi çatışma çözümü ve barış inşasının önemli araçları ile de sahadadır. Bu kapsamda Suriye’de, Libya’da, Filipinler’de ve farklı kriz bölgelerinde kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürütülen diplomasi çalışmaları öne çıkmaktadır. Bu kapsamda zikredilen kriz bölgelerindeki insanların haklarının savunulması adına yürütülen savunuculuk (advocacy) çalışmaları da ayrıca vurgulanmalıdır.

Tıbbi insani yardım çalışmaları da Türkiye’den yola çıkan uluslararası yardım çalışmalarının önemli bir bileşenidir. Genellikle gönüllü doktorlar aracılığıyla yürütülen bu çalışmalar farklı türdeki insani yardım çalışmaları ile desteklenmektedir.

Türkiye’den yola çıkan insani yardım çalışmalarının bir diğer önemli tarafı da krizlerin çözümü, bölgelerin imar ve kalkınması ve dirençliliğin artırılmasına yönelik projelerdir. Zira kriz bölgelerine gıda, ilaç ve ihtiyaç malzemeleri taşımanın krizlerin çözümüne katkı sağlamadığı aşikârdır. Bu kapsamda kriz coğrafyalarında okul, hastane, su kuyusu, su kanalı, yol vb. kalıcı eserlerle kalkınmanın desteklenmesi; meslek edindirme kursları, tarım okulu, sağmal hayvan desteği gibi projelerle bölge halkının kendi geçimlerini sağlar hale gelmesine yönelik birçok çalışma yürütülmektedir. Ayrıca bu bölgelerdeki insan kaynağı ve idari kapasitenin geliştirilmesi için yürütülen eğitim, burs çalışmaları ve kalkınma yardımları da insani yardım çalışmalarının tamamlayıcı bileşenidir.

Müslüman coğrafyalarla ilişki ve işbirliğimizin sürdürülebilirliği için önemli olan ama din ayrımı yapmaksızın yardım ulaştırmanın bir diğer aracı olan Ramazan ve kurban yardımları, kriz bölgelerinin her yıl düzenli olarak ziyaret edilmesini sağlamakta; sahadaki acil ihtiyaçların tespit edilmesi, bölge halkına destek olunması, krizlere neden olan sorunların ortadan kaldırılması için çözüm geliştirilmesi ve işbirlikleri inşa edilmesi için önemli bir vesile olmaktadır.

Uluslararası yardımların önemli bir kesimi sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülmekte ve büyük ölçüde bağışlarla fonlanmaktadır. Bu durum Türkiye’den yola çıkan yardım çalışmalarını yardım kurumlarının sadece gönüllü ve profesyonelleri ile yürüttüğü teknik bir faaliyet olmasının ötesinde, binlerce kişinin katkı sağladığı bir iyilik senfonisine dönüştürmektedir.

Yukarıda zikredilen tespitlerin yanı sıra bazı hususlarda kapasite geliştirmeye ihtiyacımız olduğunu da belirtmeliyiz.

Kriz bölgelerinin acil yardıma ihtiyacı olmakla birlikte bu yardımların gerekli ihtiyaç tespiti ve etki analizi çalışmaları ile analiz edilerek bir sistem dâhilinde sunulması konusu önem arz etmektedir. Bunu için de insani yardım alanındaki akademik ve entelektüel kapasitemizi geliştirecek çalışmalara daha fazla kaynak ayrılabilir. Sahanın ve masanın ihtiyaçlarına yanıt verebilecek donanımlı insani yardım profesyonellerinin yetişmesi de mühimdir.

Uluslararası yardım çalışmalarında koordinasyonun sağlanması için etkili iletişim mekanizmaları tesis edilebilir. Aynı bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının kaynaklarını daha etkin ve bereketli kullanmaları açısından belirli bir plan dâhilinde hareket etmeleri konusunda daha fazla çalışma yapılabilir.

Bu tespitlerin ışığında şu hususun altını tekrar çizmekte fayda var: Her ne kadar yukarıda bir meslek alanı ve teknik uzmanlık gerektiren bir alan olduğu belirtilse de insani yardım çalışmaları, esasında gönüllülük ile yürütülen çalışmalardır. “Amatör ruh, profesyonel yaklaşım” insani yardım çalışmaları için çok önemlidir. İnsani yardım çalışanları bir yanda amatörün samimiyeti ve gönüllülüğünü taşır; diğer yanda çağın gerektirdiği donanım ve becerilerle profesyonelce çalışır. Yaratılanı yaratandan ötürü seven, kimliğine bakmaksınız muhtaca yardım etmeninin adı olan insani yardım çalışmaları hem tarihimizden tevarüs ettiğimiz ve geleceğe aktarmakla mükellef olduğumuz bir değerimizdir.

 

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir