25 Temmuz 2024, Perşembe

Türkiye’nin Yeniden Asya Girişimi- Yavuz Selim KIRAN

İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Safahat’ın Süleymaniye Kürsüsünden başlıklı ikinci kitabında Rusya’dan Çin’e, Hindistan’dan Japonya’ya Asya ülkelerinin bir panoramasını çizer. Akif’in burada anlattıklarının yakın dostu olan İslam âlimi Abdürreşit İbrahim’in İstanbul’dan başlayıp Tokyo’da son bulan Asya seyahatinin izlenimlerini yansıttığını biliyoruz.

Köklü bağlarımız ve ortak tarihimiz Asya ile ilişkilerimizin bugününü de şekillendiriyor.

Büyük tarihçimiz Fuad Köprülü’nün Anadolu Türk medeniyetini,  Orta Asya Türk kültürünün devamı ve yeni bir inkişaf devresi olarak tanımlaması bu bakımdan son derece önemlidir.

Bu tarihsel ve güçlü kültürel dokudan güç alan Asya ile ilişkilerimiz, dış politikamızın temel unsurlarından birisidir.

Asya’yla işbirliğimizi her alanda daha ileri götürmek amacıyla Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu 2019 yılının Ağustos ayında “Yeniden Asya” girişimimizi ilan etti.

Neden “Yeniden” Asya?

Bunun iki temel sebebi var. İlk olarak, 21. yüzyılda Asya’nın yeniden yükselişine tanık oluyoruz. 19. yüzyılda dünya ekonomisinin yüzde 60’ını oluşturan Asya, daha sonra Batı’nın gerisine düştü. Fakat, 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında Asya tekrar ekonomik bir yükseliş dönemine girdi. 1990’ların ikinci yarısında ASEAN tüm Güney Doğu Asya ülkelerini içine alan ekonomik bir birlik haline geldi. 2010 yılında ise Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi oldu. Asya ülkeleri dünya ekonomisinin yaklaşık yarısını temsil ediyor. Bugün küresel ekonomik büyümenin yüzde 60’ı Asya kaynaklıdır. Kıtanın önemli bir bölümünün sahip olduğu genç ve dinamik nüfus, ekonomik büyümenin itici gücünün önümüzdeki dönemde de Asya olacağını gösteriyor.

“Yeniden Asya” girişimimiz aynı zamanda çok yönlü, girişimci ve insani dış politikamızla yakından ilgilidir. Küresel dengelerin değiştiği, ekonominin merkezinin Asya’ya kaydığı bir dönemde Avrupa’nın en doğusunda, Asya’nın en batısında yer alan benzersiz jeopolitik konumumuzu en iyi şekilde değerlendirmek için çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vurguladığı gibi, Türkiye, sırtını ne doğuya ne batıya dönme lüksüne sahiptir. Milletimizin, yatırımcımızın, ihracatçımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın öncelikleri neredeyse oraya yönelmekteyiz. Bu nedenle, Asya ile köklü bağlarımızı yeniden canlandırmayı dış politikamızın önemli hedeflerinden birisi olarak belirledik.

Yeniden Asya girişimimizi ilan ettikten sonra Cumhurbaşkanlığımızın ve ilgili Bakanlıklarımızın aralarında bulunduğu 31 kurumdan oluşan bir Eşgüdüm Kurulu oluşturduk. Bölge üzerine çalışmalar yürüten akademisyen ve uzmanlarımızla bir araya gelerek görüşlerini aldık. 2020 yılında, 31 Asya ülkesi için 40 ana faaliyet alanında Eylem Planları hazırladık. Hâlihazırda Asya ülkelerinde bulunan 72 temsilciliğimizin katkıları, iş dünyası, üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla yaptığımız toplantılar Yeniden Asya girişimimize içerik kazandırmak bakımından son derece önemli bir rol oynuyor.

Asya’daki uluslararası kuruluşlarda güçlenen mevcudiyetimiz Yeniden Asya girişimimiz bakımından önem taşıyan bir diğer unsurdur. Türkiye, halen Asya’daki önemli uluslararası kuruluşlardan Asya Parlamenter Asamblesi, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve 35 üyesiyle Asya’nın en geniş tabanlı platformu olan Asya İşbirliği Diyaloğu’nun dönem başkanlığını yürütüyor.

Salgın döneminde öncülük ettiğimiz uluslararası dayanışma ve işbirliği faaliyetleri de Asya ülkeleriyle ilişkilerimizin gelişmesine önemli katkılarda bulundu. Dünya genelinde 157 ülkeye tıbbi yardım sağladık. Bunların 33’ü Asya ülkesidir. Çin ve Japonya gibi ülkelerden salgın sürecinde bazı kritik malzemeleri ülkemize getirdik.

Asya, ticaret ve yatırım alanlarında ortaya koyduğu performans ve sunduğu potansiyelden güç alarak yükselişini sürdürüyor. Dolayısıyla Yeniden Asya girişimimizin odak noktasını da ekonomik ve ticari ilişkilerimiz oluşturuyor.

14 trilyon Dolarlık ekonomik büyüklüğüyle Çin, Asya’daki en büyük ticari ortağımız. Çin’in 2028 yılında dünyanın en büyük ekonomisi olacağı tahmin ediliyor. Bu bakımdan Kuşak ve Yol Girişimi önemli bir potansiyel taşıyor. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında İstanbul’dan kalkan ilk ihracat treni, tarihi İpek Yolu’nun doğudaki son noktası olan Xian’a iki haftalık bir yolculuktan sonra ulaştı. Deniz taşımacılığının en az üç ay sürdüğü göz önüne alınırsa, tren yoluyla ürünlerin taşınması önemli bir süre avantajı sağlıyor. Ülkemizden kalkan bu tren, yolculuğunda iki kıta, beş ülke ve iki deniz geçti. Toplam 8.700 kilometre yol kat etti. Özellikle son 20 senede hayata geçirdiğimiz Marmaray, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi altyapı projeleri, ülkemizin Kuşak ve Yol Girişimi’nde güçlü bir lojistik merkez olmasına imkân tanıyor. Kuşak ve Yol projelerinin finansmanına yönelik oluşturulan Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın kurucu üyeleri arasında yer alıyoruz. Bu nedenle Afganistan, Pakistan, Bangladeş ve Orta Asya Cumhuriyetleri başta olmak üzere Asya ülkelerinde şirketlerimizin üstlenebilecekleri projeler için finansman sağlanması bakımından önemli bir avantaja sahibiz.

2017 yılının Mayıs ayında Pekin’de düzenlenen ilk Kuşak ve Yol Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımız, “Onur Konuğu” olarak katılmıştı. Bu Zirve’de Kuşak ve Yol içerisinde yer alan güzergâhlara, Orta Asya ve Hazar bağlantısını dâhil eden, “Orta Koridor” önerimiz ana taşımacılık yollarından birisi olarak kabul edildi. Böylece, önümüzdeki dönemde ülkemizden daha fazla ihracat treninin Çin’e gittiğini, Asya ülkelerinde daha çok altyapı projesi üstlendiğimizi ve ülkemize Asya’dan daha fazla yatırım geldiğini göreceğiz.

Ülkemiz Tek Çin Politikasını destekliyor. Bununla birlikte, Çin’le ilgili olarak şu hususun altını her fırsatta özellikle çiziyoruz. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygur kardeşlerimizin ve diğer Müslüman toplulukların haklarının korunması bizim için son derece önemlidir. Çin ile temaslarımızda, her düzeyde Uygur kardeşlerimizin dini özgürlükleri ve kültürel haklarına saygı gösterilmesi yönündeki beklentimizi vurguluyoruz. Sayın Bakanımızın başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çeşitli uluslararası platformlarda vurguladığı, Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki insan hakları durumunu yakından takip ediyoruz, Çin’i uluslararası insan hakları kurallarına riayet etmeye ve bu konuda tam bir şeffaflıkla hareket etmeye davet ediyoruz. Uluslararası platformlarda Uygur kardeşlerimizin maruz kaldığı hak ihlallerini her vesileyle gündeme getiriyoruz. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne tam ve engelsiz bir ziyaret gerçekleştirmesi gerektiğini vurguluyoruz. Ülkemizden bir heyetin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni ziyaret etmesine yönelik planlamalarımız da devam ediyor. Uygurların haklarını her platformda savunmak bizim için bir insanlık görevi, bir kardeşlik borcudur.

Son dönemde, Asya’nın yükselen ekonomik güçlerinden birisi de, 650 milyonluk nüfusu ve 3 trilyon Dolar’a yaklaşan ekonomisiyle ASEAN. ASEAN ülkelerinden, Malezya ve Singapur’la Serbest Ticaret Anlaşmamız mevcut. Tayland ve Endonezya’yla da müzakerelerimiz devam ediyor. ASEAN’ın 10 üyesinde Büyükelçiliğimiz var. 2017 yılında ASEAN ile Sektörel Diyalog Ortağı olduk. Ardından, ortak bir fon oluşturduk. 2019-2023 dönemini kapsayan bir yol haritası çerçevesinde 15 projeyi ASEAN ile görüşmeye başladık. Bu projeler arasında yenilenebilir enerji, turizm, e-ticaret gibi geniş bir yelpazeye yayılan konular var. Buna ilaveten, başta Endonezya olmak üzere ASEAN ülkeleriyle önemli savunma sanayii işbirliği projelerimiz de bulunuyor.

Güney Asya ülkeleri de başta Hindistan olmak üzere, hızla büyüyen ekonomileri ve yoğun nüfus güçleriyle önemli birer merkez halini alıyor. Pakistan ile yakın siyasi ilişkilerimiz, savunma sanayii başta olmak üzere, önemli imkânlar sunuyor. Sayın Bakanımızın Ocak ayında gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Pakistan’ın ekonomik merkezi Karaçi’deki Başkonsolosluğumuzun yeni binasının açılışını yaptık. Karaçi Başkonsolosluğumuz, en büyük Başkonsolosluklarımızdan birisidir. Bölgedeki temsilciliklerimizin imkânlarının artırılmasına yönelik çalışmalarımız Pakistan’la sınırlı değil.

Sayın Bakanımızın geçtiğimiz yıl Aralık ayında Bangladeş’i ziyareti sırasında da Dakka Büyükelçiliğimizin yeni binasının açılışını Sayın Cumhurbaşkanımızın video mesajla katıldığı bir törenle gerçekleştirmiştik. Hızla şehirleşen ve ekonomisi yılda ortalama yüzde 5 oranında büyüyen Bangladeş, tekstil ve inşaat başta olmak üzere pek çok önemli fırsat sunuyor.

Güney Asya’nın en büyük ülkesi Hindistan son derece dinamik bir ekonomiye, iletişim teknolojileri ve hizmet sektörü başta olmak üzere, belirli alanlarda gelişmiş bir altyapıya sahip. Hindistan’la hem savunma sanayii, hem altyapı projeleri, hem de turizm alanında önemli işbirliği imkânlarımız bulunuyor.

Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleriyle köklü bağlarımız ortada. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. Orta Asya’nın her kritik noktasında mevcudiyet gösteriyoruz. Tarihi bağlarımız bakımından simgesel öneme sahip şehirlerden Semerkant’ta Başkonsolosluğumuzu açmamız ilişkilerimize yeni bir ivme kazandıracaktır.

Orta Asya ekonomisi için ulaştırma ve lojistik kritik bir önem taşıyor. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu projesiyle Hazar geçişli taşımacılık imkânı hayata geçmiş oldu. Kafkaslarda istikrarı tehdit eden sorunların başında Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve çevresindeki Azerbaycan topraklarını işgali bulunuyordu. Azerbaycan’ın kendi topraklarını işgalden kurtarmak için başlattığı harekâta koşulsuz destek verdik. Topraklarının büyük bölümünü 44 günde kurtarmasının ardından Azerbaycan’da kurulan ateşkesi izleme amaçlı Gözlem Merkezi’nde silahlı kuvvetlerimiz de görev aldı. Ateşkesin sağlanmasıyla birlikte Güney Kafkasya’nın yeniden imarı konusunda önemli bir rol üstleniyoruz. Aynı zamanda, ateşkesle birlikte Nahçıvan ile Azerbaycan’ın batısını bağlayacak bir koridorun faaliyete geçecek olması ülkemizin Asya’yla bağlantısını daha da güçlendirecektir.

Orta Asya ve Kafkasya ülkeleriyle lojistik bağlantılarımız ve işbirliği mekanizmalarımızın yanı sıra üçlü mekanizmalarla da bölge ülkeleri arasındaki bağlantıları güçlendirmek için çalışıyoruz. Ocak ayında ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz Türkiye-Pakistan-Azerbaycan üçlü Dışişleri Bakanları mekanizması ve oluşturduğumuz Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan işbirliği platformu bunun somut örnekleridir. Ülkemiz öncülüğünde kurulan ve Sekretaryasına ev sahipliği yaptığımız Türk Konseyi’nde Türk Dili Konuşan Devletler arasında işbirliğini derinleştirmeye yönelik atılan adımlar bizim için bir gurur vesilesidir. Türk Konseyi’nin dönem başkanlığını da bu yıl devralacağız.

Rusya ve İran ile yoğun ilişkilerimiz var. Yeniden Asya girişimimiz bağlamında bu iki ülke özellikle enerji ve Asya’ya erişimimiz açısından kritik bir önem taşıyor.

Asya, ekonomik yükselişine paralel olarak önemli bölgesel işbirliği mekanizmalarının da tesis edildiği bir coğrafya. Hindistan, Pakistan, Rusya, Çin ve Orta Asya Cumhuriyetlerini bir araya getiren Şanghay İşbirliği Örgütü, en önemli bölgesel mekanizmalardan birisi. Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’yle 2012 yılında Diyalog Ortağı oldu. Ayrıca, normal koşullarda Diyalog Ortaklarının üstlenmediği bir görev olan, Örgütün Enerji Kulübü’nün 2017 Dönem Başkanlığını da yürüttük.

Geçtiğimiz yılın, sadece Asya’da değil, küresel ölçekte de en önemli gelişmelerinden birisi Kapsamlı Bölgesel Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın (RCEP) imzalanmasıydı. 15 Asya ülkesinin imzaladığı RCEP, dünyanın en büyük Serbest Ticaret Bölgesi’nin temelini atmış oldu. Bu anlaşmaya ilaveten Asya-Pasifik ülkelerini bir araya getiren Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşması ve müzakereleri hala devam eden, Çin-Japonya-Güney Kore üçlü Serbest Ticaret Anlaşması da küresel etkileri olabilecek önemli işbirliği mekanizmaları olarak ortaya çıkıyor.

2003 yılından bu yana toplam 13 yeni diplomatik temsilcilik açtığımız Asya, Yeniden Asya Girişimimizle birlikte dış politikamızın asli unsurlarından birisi halini aldı. Önümüzdeki 15 yıl içinde dünyanın en büyük beş ekonomisinden dördünün Asya’da olacağı tahmin ediliyor. Yeni teknolojiler, güçlü finansman imkânları, bilim, eğitim, kültür ve sanat alanlarında Asya ülkeleri uluslararası etkinliklerin merkezi halini alacak.

Türkiye’nin bu büyük kıtayla köklü ilişkileri, kültürel bağları, ekonomik ve siyasi alanda hızla gelişen işbirliği, ülkemizin önünde yeni bir ufuk açması bakımından büyük önem taşıyor. Bu nedenle Yeniden Asya girişimimizi uzun vadeli, stratejik bir proje olarak değerlendiriyoruz.

 

 

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir