21 Temmuz 2024, Pazar

Her Yahudi Siyonist midir? – Doç. Dr. Eldar HASANOĞLU

Siyonizm, 19. yüzyılda Yahudiler arasında ortaya çıkan ideoloji ve milliyetçi akımdır. Siyonizm’in hedefi, Filistin topraklarında başkenti Kudüs olan egemen bir Yahudi devleti inşa etmek ve dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudileri bu devletin çatısı altında toplamaktır. Avrupa’da 19. yüzyılın başında R. Yehuda Alkalay, R. Zevi Hirş Kalişer gibi bazı hahamlar vaazlarında bu hedefi vurgulamışlardır. Kısa zaman içerisinde bir ideolojiye dönüşen bu söylemler zamanla tabanda yaygınlaşmıştır. Zaman içerisinde bu ideoloji içerisinde oluşan akımları ifade etmek için Siyonizm kavramının başına dini, kültürel, siyasi, liberal, sol vs. vasıflar eklenerek kullanılmıştır.

Fikrî ve sosyal bir akım olarak Siyonizm, 19. yüzyılın ürünü olsa da köklerini Yahudi tarihinden ve teolojisinden alır. Kelime Siyon sözcüğünden türemiştir. Siyon, Yahudi kutsal metinlerinde Kudüs’ün isimlerinden biri olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla bu akım Siyonculuk yani Kudüsçülük, Kudüs davası anlamına gelir. Siyonizm’e göre Filistin toprakları Yahudilere atalarının mirasıdır ve bu yüzden bu toprakların meşru varisleri kendileridir. Siyonizm kelimesinin kavramsallaştırılması 19. yüzyılın sonlarına tekabül eder. Bu kelime bir kavram olarak ilk defa 1890’da Avusturyalı Yahudi yazar Nathan Birnbaum’un makalesinde yer almış ve devam eden süreçte Yahudi ideologların ve sıradan halk kitlelerinin sahip çıkmasıyla yaygınlık kazanmıştır.

Siyonizm Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurmayı hedeflemiştir. O sırada Osmanlı devletinin elinde olan bu bölgede Yahudiler pek kalabalık olmadıkları için onların demografik üstünlüğünün sağlanması gerekiyordu. Bunun için dünyanın dört bir yanında yaşayan Yahudilerin buraya gelmesi planlanmıştır. Bu nedenle, her ne kadar kendileri seküler bir yaşamı benimsemiş olsalar da Siyonist liderler geniş halk kitlesine hitap edebilmek ve onları motive edebilmek için dini doktrinlere başvurmuşlardır. Bu bağlamda, toplu göçü organize etmek amacıyla aliya kavramı kullanılmıştır. Bu kavram yükseliş anlamına gelir. Dini inanışlarına göre Filistin toprakları (Eretz Yisrael) kutsal sayılırdı ve burada yaşamak insanın manevi açıdan yükselmesini sağlıyordu. Buna dayanarak Siyonistler, Yahudilerin kutsal topraklara geldiklerinde manevi olarak yükselip yüce dereceye erişeceğine yönelik propaganda yapmışlardır. Neticede, 1880’lerden itibaren başta Hibbat Ziyon (Siyon Aşkı) grubu olmak üzere Bilu, Esra, Bene Berit gibi çeşitli grupların koordinasyonunda Filistin topraklarına aliya ismi verilen örgütlü göçler başlamıştır.

Yahudilerin Siyonizmi Benimsemesi

Ortaya çıktığı zamanlarda Yahudilerin Siyonizm’e farklı şekilde yaklaşmışlardır. Bu görüşler ilk başta sadece küçük bir seküler kesim tarafından benimsenmiş, pek çok dindar/Haredi Yahudi ona karşı çıkmış veya mesafeli durmuşlardır. Ancak zamanla bu tutum değişmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sında yaşanan Yahudi Soykırımı’ndan (Holokost) nihai olarak kurtulmak söylemi ve 1948’de İsrail Devleti’nin kurulması, devam eden süreçte sergilediği genişleme başarısı dolayısıyla Siyonizm’e muhalefet zamanla zayıflamış ve farklı kesimler destek göstermeye başlamışlardır. Başta bu ideolojiye yakın olmayanların bir kısmı giderek Siyonist olmuş, yine bir kısım Siyonizm karşıtları ise aktif muhalefetten vaz geçerek harekete karşı sadece mesafeli duruş benimsemişlerdir. Özetle, Siyonizm elde ettiği kazanımları kullanarak kendi aleyhinde olanları büyük ölçüde pasifleştirebilmiştir.

Yahudi dini metinlerindeki doktrinleri çağın ruhunu esas alarak modern bakış açısıyla yorumlamasıyla Siyonist ideolojiden ayrılan ve seküler tabanın desteğini alan Reformist mezhebi liderleri başlangıçta Siyonizm’e karşı olmuşlardır. Onlar, Yahudilerin yaşadıkları ülkelerdeki yerli halklar ile eşit haklar, özgürlük ve demokratik değerlerde buluşmaları bakımından bu ideolojiyi reddetmişlerdir. Ancak I. Dünya Savaşı sırasında bu yaklaşımları değişmiştir. Reformist çizgide olan Amerika Yahudi Komitesi 1918’e kadar anti-Siyonist yaklaşımda olmuş, bu tarihten sonra ise Siyonizm’i desteklemediğini ama ona karşı da olmadığını deklare etmiştir. Reformist Hahamlar Merkez Konseyi kuruluşu 1937’de Siyonizm’e yaklaşımının nötr olduğunu resmi olarak açıklamıştır.

Mezhep doktrinleri dolayısıyla İsrail’in dünyadaki tüm Yahudilerin anayurdu olduğu yaklaşımını kabul etmese de Amerika Yahudi Komitesi 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşunu desteklemiş ve burada kalıcı ofis açan ilk Amerikalı Yahudi kuruluş olmuştur. Yine, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan itibaren İsrail Devleti’ni savunmuş ve Batı’daki politik mahfillerde İsrail’i boykot edenlere karşı diplomatik mücadele vermiştir. Günümüzde Amerika Yahudi Komitesi liderlerinin Antisemitizm ile mücadele programları yönettiği göz önüne alındığında, bu hareketin Siyonist değerleri savunduğu ifade edilebilir.

Sosyalist Komünist dünya görüşe mensup Yahudiler arasında da Siyonizm karşıtları bulunmuştur. 1962-1980 yıllarında çıkardıkları Matzpen/Pusula isimli aylık dergileri dolayısıyla Matzpen Grubu diye isimlendirilen bu görüş İsrail toplumu içerisinde 1967’deki Doğu Kudüs’ün işgaline karşı çıkmasıyla bilinmiştir. 1980’lerde ise mensuplarının sol kampa ait farklı oluşumlar ve kuruluşlara geçmesi dolayısıyla Matzpen Grubu fiili olarak gözden kaybolmuştur. Hareketin eski mensupları 1995’te Daam İşçi Partisi’ni kurmuştur. Yahudi Arap birlikteliğini savunan Daam, İsrail’deki sol görüşlüleri kendi eksenine çekememiş ve seçim barajının düşük olmasına rağmen girdiği seçimlerde Knesset’e girememiştir.

“Siyonistler Tanrıdan Rol Çalıyor!”

Yahudiler arasında Siyonizm’e karşı çıkış dindarlar arasında özellikle güçlü olmuştur. Yaklaşık iki bin yıllık geleneğe muhalif olması dolayısıyla dindar Yahudiler Siyonizm’e karşı çıkmış ve bidat olduğu gerekçesiyle onu şiddetle eleştirmişlerdir. Siyonistlerin tüm Yahudileri kutsal topraklarda toplayıp İsrail Devleti’ni kurmaları ve zor kullanarak genişleme çabaları dindarlar açısından kabul edilmesi imkânsız gelişmelerdi. Onlar sürgünün ilahi kader planının parçası olduğuna, zamanı gelince ilahi kurtarıcının gelip devleti kuracağına inanıyor ve bu yüzden Siyonistlerin Tanrı’dan rol çaldığını düşünüyorlardı. Dindarların bu yaklaşımı temel dini kaynaklarda Şaloş ha-Şvuot (Üç Yemin) düsturuna dayanmaktadır. Bu düstura göre Yahudiler kutsal topraklara zor kullanarak dönmeyecek, aralarında yaşadıkları milletlere karşı ayaklanmayacak ve uluslar üzerinde cebir kullanıp otorite kurmayacaklardır.

Dindarlar, Tanrı’ya karşı yükümlü oldukları bu düstura asırlar boyunca uydukları halde Siyonistlerin bu ahdi kırdıkları inancıyla onlara karşı çıktıkları gibi İsrail Devleti’ni de meşru kabul etmemişlerdir. Ancak bu tavır zamanla değişmiştir. Dindarlardan bazıları Siyonist görüşleri benimsemiş, Dini Siyonizm diye isimlendirilen akımda kendilerine yer bulmuşlardır. Bazıları ise Siyonizm karşıtlığından vazgeçmiş ve nötr bakışı benimsemişlerdir. Bunların yanı sıra, günümüzde dindar Yahudiler içerisinde dini gerekçeler ileri sürerek Siyonizm’e ve İsrail devletine karşı çıkanlar hâlâ mevcuttur. Bu muhalif kitle irili ufaklı pek çok küçük cemaatler ve gruplara bölünse de Neturey Karta, Satmar Hasidileri, Lev Tahor gibi gruplar öne çıkan topluluklardır.

“Yahudilik Siyonizmden Farklı mı?”

Neturey Karta grubu Yahudilik ile Siyonizm’in birbirinden farklı olduğunu savunur. Dini kaynaklardan alınan bu tabir Aramice olup sözlükte Şehrin Muhafızları anlamına gelmektedir. Agudat Yisrael olarak isimlendirilen ve kuruluşu sırasında Siyonizm karşıtı olan hareketten 1938’de koparak kurulan Neturey Karta ilk başta Hevrat ha-Hayim diye adlandırılmıştır. Günümüzde Kudüs’ün Mea Şearim semtinde ve Kudüs’e yaklaşık 20 km mesafede Beyt Şemeş’te topluluk şeklinde yaşarlar. Liderleri grubun mensuplarının sayı listesini tutmadıklarını belirtmişlerdir. Kıyafetleri ile dikkat çeken Neturey Karta müntesipleri, İsrail’in varlığını reddetmekte ve dünyanın çeşitli yerlerinde İsrail karşıtı gösteriler düzenlemekte veya katılım sağlamaktadırlar.

New York’ta 2001’de Siyonizm Karşıtı Gerçek Tevrat Yahudileri ismiyle kurumsallaşan Satmar Hasidiler, Yahudilerin tamamının Siyonist olmadığını savunur ve faaliyetlerini özellikle Amerika’da yoğunlaştırıp halkı ve siyasileri etkilemeye çalışır. Siyonizm’in Yahudi dinine ve geleneğine zıt olduğuna insanları ikna etmeye çalışan bu grubun, İsrail karşıtı organizasyonların düzenlenmesinde yer yer Neturey Karta grubu ile birlikte hareket ettiği bilinmektedir.

Temiz Kalp anlamına gelen Lev Tahor grubu, 1988’de Kudüs’te kurulmuştur. Grubun mensupları çoğunlukla dindarlığa yönelen eski ordu mensupları ve seküler kişilerdir. Grubun yönetimi kuruluşundan 2 sene sonra ABD’ye taşınmış, 10 sene burada kaldıktan sonra yeniden İsrail’e dönse de burada tutunamayınca 2003’te Kanada’ya taşınmıştır. Yine 10 sene sonra Guatemala, Meksika, Bosna ve Karadağ’da bulunmuştur. Katı köktendinci yaklaşımları dolayısıyla medyada Yahudi Talibanı diye de nitelenen Lev Tahor grubu, bulundukları ülkelerde asayişi tehdit eden bazı davranışları dolayısıyla haberlere konu olmuştur.

Özetle, sayıları az olsa da Yahudilerin arasında Siyonizm karşıtları bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının argümanları dini mahiyetteyken bazılarınınki seküler mahiyettedir. İrili ufaklı bu gruplar şeklinde örgütlenen bu görüşteki insanlar kendilerini saklamamakta, açıktan Siyonizm karşıtı faaliyetlerde bulunmakta, gösteriler düzenleyerek veya basın yoluyla görüşlerini yaymaya çalışmaktadır. Buna binaen, günümüzde Siyonizm’in tüm Yahudileri temsil etmediği ifade edilebilir.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir