21 Temmuz 2024, Pazar

Eğitimi Yeniden Düşünmek – Dr. Ömer Faruk YELKENCİ

Süreğen Reformlar Çağı

Modern zamanların bir fenomeni olarak kitlesel eğitim, doğasından ötürü sorunsuz gerçekleşmesi mümkün olmayan bir alan olarak belirir. Bu nedenle modern toplumlar eğitim sorunlarını öteden beri konuşagelmişler, konuşmaya da devam edeceklerdir. Bunu yaparken aynı zamanda eğitimde reformu da hep gündemlerinde tutmuşlardır. Böylece eğitimde sürekli reformların yapıldığı yanılgısı veya yanlış algısı oluşmuştur. Peki eğitim alanında gerçekten bir reforma ihtiyaç var mıdır, varsa bunu sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmek mümkün müdür, sorusuyla başlamak istiyorum. Bugün uzun erimli reformlar çağının kapandığını, bir süredir sürekli reform yaklaşımının cari olduğunu söyleyebiliriz. Artık reformların en önemli özelliklerinden biri esnekliktir. Reformların esnek olması önemlidir. Şüphesiz değişen ihtiyaçlara ve şartlara uyum sağlama kapasitesine sahip olmak, reformun muvaffakiyetini artıracaktır. Bu da sürekli değerlendirme süreçlerinin işletilmesiyle sağlanabilir. Reformun ilerlemesini ve etkisini izlemek için sürekli değerlendirme süreçleri tasarlanmalıdır. Bu aynı zamanda herhangi bir sorunun erken tespit edilmesini ve düzeltilmesini de sağlayacaktır.

Her eğitim sistemi benzersizdir, bu nedenle reformlar yerel ihtiyaçlara ve şartlara göre düşünülmelidir. Reform sürecinin iyi planlanmış, adil, sürdürülebilir ve katılımcı bir şekilde uygulanması, sorunları en aza indirgeyerek doğru sonuçlara ulaştırır. Böyle bir sonuca ulaşabilmek için eğitim reformu; eğitimciler, öğrenciler, veliler, sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlarla iş birliği ve istişare içinde planlanmalıdır. Bütün paydaşların görüşleri ve geri bildirimleri dikkate alınmalıdır. Reform süreci, mevcut eğitim sisteminin eksikliklerini ve zayıf noktalarını belirlemek için verilere dayalı bir şekilde başlamalıdır. Böylece reformun öncelikli alanlarını belirleyebilirsiniz. Bu bağlamda başka tecrübelerden faydalanmak da gerekir. Başka ülkelerde veya bölgelerde başarılı olan eğitim reformlarını incelemek, reform sürecini doğru bir şekilde yapılandırmanıza katkı sağlar.

Eğitim reformunu tedrici bir şekilde uygulamak da önemlidir. Büyük değişikliklere aniden geçerken ihtimal dahilinde olan yanlışlardan korunmuş olursunuz. Ayrıca reformları pilot projelerle başlatmak ve sonuçları değerlendirmek, daha geniş bir uygulama aşamasına geçiş yapmadan önce daha fazla iyileştirme yapmanıza yardımcı olabilir. Çünkü atacağınız her adım geniş kitleleri etkileyecektir. Ayrıca bu kitlelerin içinden geçtikleri sürecin de farklı şekilde seyrettiğini dikkate almak gerekir. Öğrenci hangi sistemle başladıysa imkânlar dahilinde o sistemle devam etmelidir. Pek tabii olarak reform sürecini destekleyici unsurları da harekete geçirmek gerekir. Eğitim reformunu desteklemek için yeterli finansmanı ve kaynakları hazırlamak önemlidir. Bu, yeni programların ve politikaların uygulanabilirliğini artırabilir. Sürecin en önemli destek unsuru elbette ki öğretmendir. Öğretmenlere reform sürecine hazırlıklı olmaları ve yeni yöntemleri uygulamaları için gerekli eğitim ve destek sağlanmalıdır. Öğretmen yetiştirme politikaları da reform süreçlerini destekleyecek şekilde yenilenmeli ve dinamik hale getirilmelidir.

Reform gibi önemli bir işe girişiyorsanız kamuoyunu bilgilendirmek ve onların desteğini almak için iletişim ve bilgilendirme süreçlerini de çok doğru bir şekilde yürütmeniz gerekir. Eğitim reformunu topluma anlatmak, tanıtmak ve nedenlerini açıklamak önemlidir. Ayrıca reformun amaçları, hedefleri ve beklenen sonuçları hakkında iletişimi süreklilik arz edecek şekilde tasarlayıp, yürütmek reformun amacına ulaşması için belki de en öncelikli gereklilik olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda başarılı olunursa süreçte gereken sabır için de avantaj elde edilmiş olur. Çünkü eğitim reformu zaman alabilir ve sonuçlarını görmek için sabırlı olmak gerekir. Reformun uzun vadeli etkilerini değerlendirmek ve kamuoyunu bilgilendirmek de beraberce sabretme gücünü doğurur.

 

Nasıl Bir Eğitim Sistemi Tasarımı?

İkinci sorumuz nasıl bir eğitim sistemi üzerine olsun. Bugün ve gelecekte ihtiyaç duyduğumuz eğitim sistemi hangi bileşenleri içermelidir, nasıl bir eğitim sistemi tasarlanmalıdır? Böyle bir eğitim sistemi ve eğitim sistemlerinin en önemli bileşeni olan öğretim programları (müfredat) hızla değişen dünya koşullarına ve öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde tasarlanmalıdır. Geleceğin eğitim sistemleri, teknolojik gelişmeler, değişen öğrenme ihtiyaçları ve toplumsal taleplere bağlı olarak çeşitli bileşenler içerebilir. Bu noktada dünya genelinde eğitim üzerine yapılan tartışmalar aşağıdaki konular üzerinde yoğunlaşmaktadır:

Kişiselleştirilmiş Öğrenme: Her öğrenci biriciktir. Öğrenme hızı, tarzı, deneyimi ve ilgi alanları farklıdır. Geleceğin eğitim sistemi, öğrencilere bireysel ihtiyaçlarına uygun öğrenme fırsatları sunmalıdır. Bu, özelleştirilmiş öğrenme planları, kişisel öğrenme rehberleri ve çevrimiçi kaynakların kullanılması gibi yöntemleri içerebilir.

Teknoloji Entegrasyonu: Eğitimle teknoloji arasında simbiyotik bir ilişki vardır yani birbirlerini beslerler. Eğitimle yüksek teknoloji üretecek insanları yetiştirirsiniz, teknoloji geliştikçe de eğitimin imkânlarını arttırmış olursunuz. Bu bağlamda teknolojinin eğitimde daha fazla rol oynaması kaçınılmazdır. Geleceğin eğitim sistemlerinin dijital teknolojilerle entegre olacağı öngörülmektedir. Sanal gerçeklik, yapay zekâ destekli öğrenme platformları, çevrimiçi dersler ve diğer dijital araçlar, öğrencilerin daha etkili bir şekilde öğrenmelerini sağlayabilir. Bu nedenle dijital teknolojiler, etkileşimli tahtalar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, öğrenme yönetim sistemleri ve çevrimiçi kaynaklar gibi teknolojiler, öğrencilere daha etkili ve ilgi çekici bir öğrenme deneyimi sunabilme noktasında;  sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR), öğrencilere görsel ve etkileşimli öğrenme deneyimleri sağlayarak soyut konseptleri daha iyi anlamaları hususunda; çevrimiçi eğitim platformları, online ve uzaktan eğitim, hibrit eğitim, öğrencilere engelleri aşma ve öğrenme esnekliği sağlama konularında; yapay zeka (AI) destekli öğrenme yöntemleri, öğrenme izlerini takip etme,  öğrenci performansını izleme, özelleştirilmiş öğrenme planları oluşturma ve öğrencilere öğrenme önerileri sunma noktalarında; sanal laboratuvarlar, bilim ve teknoloji eğitimi için, öğrencilere pratik deneyimler sunma hususunda belirleyici olacaktır.

Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Becerileri: Bir eğitim sistemi, öğrencilere eleştirel düşünme, problem çözme, karar verme ve yaratıcı düşünme gibi önemli beceriler kazandırmalıdır. Bu beceriler öğrencilerin, iş dünyasında ve günlük hayatta başarılı olmaları için kritik öneme sahiptir. Öğrenme verilerini toplama, analiz etme ve değerlendirme becerileri, öğrencilerin ilerlemesini izlemek ve özelleştirilmiş öğrenme deneyimleri sağlamak için kullanılması gereken öğrenme analitiği ve veri analizi becerileri de öğrenme süreçlerinde kendine önemli bir yer edinmiştir. Öğrenme süreçlerinde ayrıca öğrencilerin gerçek dünya sorunlarını çözmek için proje tabanlı öğrenme, teorik bilginin yanı sıra pratik beceriler kazanmak için gerçek dünya uygulamalarıyla karşılaşmalarını sağlayacak olan uygulama tabanlı öğrenme yöntemleri etkililiğini sürdürmektedir. Bu yönde stajlar, laboratuvar çalışmaları ve projelerin destekleyici imkanlar olarak kullanılabileceği söylenmektedir.

İş birlikli Öğrenme, Araştırma ve Proje Yapma: İş birliği ve iletişim becerileri, yeni eğitim tartışmalarında bir süredir vurgulanmaktadır. Öğrencilerin, grup çalışmaları, projeler ve tartışmalar aracılığıyla bu becerileri geliştirmesi ve paylaşılan hedeflere ulaşmada iş birliği yapması, iletişim kurma ve problem çözme becerilerini geliştirmesi beklenir. Böylece öğrencilerin, gruplar halinde çalışarak gerçek dünya sorunlarını çözmek ve projeler geliştirmek için fırsatlar bulabilecekleri düşünülmektedir.

Sürekli Öğrenme: Öğrenme artık hayat boyu bir süreç olmalıdır. Geleceğin eğitim sistemi, insanların kariyerlerinde ve ilgi alanlarında sürekli olarak yeni bilgi ve beceriler edinmelerine imkân veren beşikten mezara, hayat boyu öğrenmeyi ifade eden sürekli öğrenme şeklinde düşünülmektedir.

Sosyal ve Duygusal Beceriler: Eğitim sisteminde önemli bir yer tutması gerektiği düşünülen empati, stres yönetimi, özsaygı ve ilişki kurma gibi sosyal ve duygusal beceriler aslında çocuğun ruhsal esenliğini ve manevî bütünlüğünü de besleyen ve onların, duygusal zekâ yönünden gelişmelerine yardımcı olan becerilerdir. Eğitim sistemleri, öğrenciyi şüphesiz duygusal ve manevî yönden desteklemelidir. Ayrıca eğitim sistemi, öğrencilere farklı kültürleri ve görüşleri anlama ve saygı gösterme fırsatları sunmalıdır. Kültürel farkındalığı oluşturan bir eğitim sistemi, öğrencilere öncelikle kendi kültürünü; milletini, dilini, bayrağını, vatanını, ezanını daha sonra ise farklı kültürleri tanıma fırsatı sunar. Böylece öğrenciler, millî şuuru ve manevî sağlamlığı edinmiş, kültürel farkındalık, empati, iletişim ve iş birliği gibi sosyal ve duygusal becerileri geliştirmiş olurlar.

Değerleri İçselleştirme ve Ahlakî Gelişim: Değerlerini bilen ve onları içselleştirerek yaşama gayretinde olan öğrencileri hedefleyen programlar önemlidir. Yanı sıra programlar, olgun bir ahlâka sahip; doğru, dürüst ve emin insanların yetişmesine de yardımcı olmalıdır.  Böyle bir hedef ayrıca öğrencilerin toplumsal sorumluluklarını anlamalarına ve insan haklarına saygı duymalarına yardımcı olabilir. Yaratıcı Sanat ve Spor: Eğitim sistemi, öğrencilerin yaratıcılığını ve fiziksel sağlıklarını desteklemek için sanat ve spor faaliyetlerine, düzenli yaşama ve dengeli beslenme alışkanlıklarının edindirilmesine daha fazla önem vermelidir.

Sürdürülebilirlik Eğitimi: Sürdürülebilirlik ve çevre eğitimi bağlamında öğrencilere gelişmiş bir çevre bilinci kazandırma hedefi geleceğin eğitim sisteminde daha büyük bir rol oynayacaktır. Çünkü artık toplumlar kâinatın bize atalarımızdan kalan bir miras değil, torunlarımızın bir emaneti olduğu şuurunu oluşturmaya başlamıştır.

İş Dünyası ve Üniversite İş birliği: Eğitim sistemleri artık, öğrencilere daha fazla iş deneyimi ve üniversite ile iş birliği fırsatları sunarak mezunlarının iş dünyasına daha iyi hazırlanmalarını sağlama gayretindedir. Bu nedenle sektör iş birlikleri, üniversitelerle güncel konularda yapılan protokoller giderek daha çok önem kazanmaktadır.

Değerlendirme, Geri Bildirim ve Yönlendirme: Eğitim süreçlerinde öğrencilerin ilerlemesini değerlendirmek için çeşitli yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Sadece sınavlarla değil, öğrenci portfolyoları, proje tabanlı değerlendirme ve geri bildirimlerle öğrencilerin gelişimleri takip edilmelidir. Geleneksel sınavlar yerine süreç ve durum odaklı biçimlendirici ve çok yönlü öğrenci değerlendirme yöntemleri benimsenmiş, kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemize özel olarak da eğitim sisteminin behemehâl sınav odaklı olmaktan çıkarılması, kademeler arası geçişlerde öğrencinin bir bütün olarak ele alınması sağlanmalı ayrıca öğrencileri yöneltme ve mesleğe yönlendirme çalışmaları sistemli ve doğru bir şekilde yapılandırılmalıdır.

Öğretmen Eğitimi ve Gelişimi: Her eğitim sistemi, öğretmenlerin eğitimlerini ve sürekli gelişim desteklerini sağlamalıdır. Reformlarla beraber öğretmen yetiştirme politikalarını da güncellemelidir. Günümüzde ve gelecekte öğretmenler, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmek için yeni öğrenme yöntemlerini ve teknolojileri öğrenmek, teknolojiyi etkili bir şekilde kullanabilmek ve öğrencilere daha iyi rehberlik yapabilmek için sürekli yenilenme, yeni öğretim metotları ve teknolojiler hakkında sürekli eğitim ve gelişim fırsatlarını takip etmek durumundadırlar.

Güncel ve insanî ihtiyaçlara göre tasarlanmış bir eğitim sistemi, öğrencilere bilgi kazandırmaktan çok, öğrenme becerilerini geliştirmeye odaklanmalıdır. Böyle bir eğitim sisteminin bileşenleri, ülkenin ihtiyaçları, toplumun talepleri ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak değişebilir, ancak yukarıda belirtilen bileşenlerin, eğitimdeki önemli değişimleri ve gelişmeleri yansıttığı söylenebilir. Bu bileşenler, geleceğin eğitim sisteminin daha esnek, öğrenci merkezli, teknoloji odaklı olmasına, ahlâkî ve manevî gelişimi ıskalamamasına katkıda bulunacaktır. Bunun yanı sıra eğitimi etkileyen diğer unsurlardan da söz etmek gerekir. Kaldı ki bu unsurların okuldan önce ve yerine göre okuldan daha fazla etkisi olduğu da iddia edilebilir.

 

En Büyük Okul: Şehir

Öyleyse üçüncü sorumuzu şöyle soralım: Okul dışında diğer hangi unsurların insanın eğitimi üzerinde belirleyici bir rolü vardır? Şehir mahalle ve tabii ki aile. Bu boyutlar okulun işlevini ve etki gücünü çok aşan bir noktada dururlar. Öyleyse bunlara özellikle temas etmek gerekir. Meselâ bir şehrin eğitimdeki rolü, genellikle şehirdeki eğitim kurumlarının, öğrencilerin, öğretmenlerin ve toplumun eğitim ihtiyaçlarını karşılamak ve eğitim kalitesini artırmak için oynadığı rolü ifade eder. Şehirleşme ve eğitim arasında da karmaşık ve karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır. Şehirleşme, eğitim sistemleri üzerinde önemli etkilere sahiptir ve aynı zamanda eğitim, şehirleşmenin dolayısıyla şehrin dinamiklerini etkileyebilir. Genel olarak bakıldığında şehirler; eğitim kurumlarına ev sahipliği yapar, eğitim kurumlarının altyapısını destekler, okulların güvenliği ve erişilebilirliği gibi faktörlere odaklanır, meslek eğitimi programları ve işyeri stajları gibi fırsatlar sunarak öğrencilere gelecekteki işlerine hazırlanmalarına yardımcı olacak imkanları bünyesinde taşır. Ayrıca yerel yönetimler, eğitim politikalarını oluşmasına ve uygulanmasına katkıda bulunurlar. Yine iyi organize edilmiş bir şehir, öğrencilere ve öğretmenlere destekler sunar. Bu destekler; öğrencilere özel eğitim programları, sanat ve spor olanakları veya meslek eğitimi programlarını içerebilir. Şehir sakinleri, eğitimle ilgili kararlara katılır ve eğitim kurumlarının toplumla etkileşimini teşvik eder. Aileler, okul aile birliği kurullarına katılabilir ve eğitimcilerle iş birliği yapabilirler. Şehir, öğrencilerin ve ailelerinin sosyal hizmetlere erişimini sağlar, böylece öğrencilerin kişisel zorluklarıyla başa çıkmalarına yardımcı olur. Şehirler, öğrencilere sosyal hizmetler ve sağlık hizmetleri sunarak öğrencilerin kişisel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Şehirler, iş dünyası, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlarla iş birliği ve ortaklıklar yaparak eğitimi destekleyebilir. Bu iş birlikleri, kaynakların artırılması ve yenilikçi eğitim çözümlerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Bu iş birlikleri ayrıca istihdamı ve ekonomik kalkınmayı da destekler.

Şehrin eğitime en önemli etkileri daha doğrusu katkıları doğru kentsel planlama ve ekstra eğitim fırsatları yoluyla belirir. Şehirler, kentsel planlama politikalarını eğitim hedefleri ile uyumlu hale getirmelidir. Okulların yerleşimi, trafik akışı, çevresel faktörler, kolay erişim ve güvenlik gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Şehirler, öğrencilere özellikle de okul dışı zamanlarda ekstra eğitim fırsatları sunmalıdır. Özel dersler, sanat ve müzik kursları, spor takımları ve diğer ekstra eğitim seçenekleri şehirlerde yeterince bulunmalıdır. Yani şehir kültürel, sanatsal ve sportif eğitime katkı sunmalı ve onları teşvik etmelidir. Müzeler, galeriler, tiyatrolar ve kütüphaneler, öğrencilere kültürel birikim sunar. Şehirler, kültürel ve sanatsal etkinliklerle eğitimi destekleyebilir. Bu etkinlikler, öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirmelerine ve kültürel birikimlerini artırmalarına yardımcı olabilir. Şehrin spor imkânları da öğrencilerin fiziksel gelişimlerine katkı sunar.

Eğitim, bir şehirdeki toplumun refahını artırabilir ve şehrin ekonomik, kültürel ve sosyal dinamiklerini olumlu bir şekilde etkileyebilir. Bu nedenle yerel yönetimler, eğitim alanında yapıcı ve sürdürülebilir değişimleri teşvik etmelidir. Diğer yandan şehirler, eğitim sistemlerini güçlendirmek ve toplumsal kalkınmaya katkıda bulunmak için önemli bir rol oynarlar. Sonuç olarak, şehirleşme ve eğitim arasındaki ilişki karşılıklıdır ve her iki taraf da birbirlerini etkiler. Şehirler, eğitim sistemlerini güçlendirmek ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli stratejiler geliştirmelidir. Aynı zamanda, eğitim, şehirlerin sürdürülebilirliğini ve toplumsal kalkınmayı desteklemelidir.

Şehirler, çocukların eğitimini desteklemek için önemli bir rol oynar, ancak ailenin ve okulun da çocuğun eğitiminde büyük bir etkisi vardır. Bu nedenle, eğitim sistemlerinin ve toplumların çocukların en iyi eğitimi almasını sağlamak için iş birliği yapmaları önemlidir. Kadim şehrimiz, merkezindeki ve çevresindeki bütün unsurları ile bizim insanımızın yetişmesinde yüzyıllarca önemli bir yere sahip olmuştur. Bugün oluşan çarpık şehrin eğitim üzerinde etkisi maalesef kendisi gibi çarpık olmuştur. İyi bir eğitim için doğru bir şehirleşme anlayışına ihtiyacımız çok yüksek seviyededir. Hiç merkezinde cami, medrese, kütüphane, yer yer şifahaneden oluşan külliye, çarşı ve mahalle olan bir şehrin insanı ile merkezinde stadyum, AVM ve rezidanslar olan şehrin insanı bir olabilir mi? Tabii ki olamaz. Bu yeni şehir sadece öncekini yıkmamış yerine çok çirkin bir şey koymuştur. Öyleyse bir an evvel doğru şehri kurmalı ve o şehrin güzel insanının ortaya çıkmasını sağlamak iççin çalışmalıyız.

 

Mahalle: Güvenli Eğitim İklimi

Mahalle, yüzyıllar içinde oluşan dokusuyla çocuğun eğitiminde sosyal öğrenme boyutuyla önemli bir rol oynar ve çocuğun gelişimine çeşitli yollarla katkı sağlar. Şimdi bu sürecin nasıl işlediğini incelemeye çalışalım.

Mahalle öncelikle sosyal etkileşim yoluyla, çocuğun farklı yaş gruplarından, kültürlerden ve deneyimlerden diğer çocuklarla ve yetişkinlerle etkileşimde bulunmasına imkân tanır. Bu tür etkileşimler, çocuğun sosyal becerilerini geliştirmesine, empati kazanmasına ve sosyal ilişkiler kurmasına yardımcı olur. Bu sosyal ilişkiler oyun ve fiziksel aktiviteler yoluyla gelişir. Mahalledeki dış mekânlar; parklar, oyun alanları ve yeşil alanlar, çocukların fiziksel aktivite yapmalarını teşvik eder. Fiziksel sağlığı destekleyen bu tür mekanlar, çocukların enerjilerini harcamalarına ve sağlıklı hayat alışkanlıkları geliştirmelerine katkıda bulunur.

Bir başka katkı alanı olarak mahalledeki çocuklar, birbirleriyle ve yetişkinlerle iletişim kurarak dil gelişimlerini sağlarlar. Farklı yaş gruplarından arkadaşlarla etkileşimde bulunmak, kelime dağarcığını genişletmelerine yardımcı olur. Yanı sıra mahalle, çocuklara toplumlarına katkıda bulunma ve sosyal sorumluluk bilinci geliştirme fırsatı sunar. Sosyal projelere katılarak veya yardımseverlik erdemlerini geliştirerek çocuklar, toplumsal sorunları tanımalarına ve çözüm arayışlarına katılmalarına teşvik edilirler. Ayrıca mahalle, aile dışındaki yetişkinlerin ve diğer çocukların çocuğa duygusal destek sağlama fırsatı sunar. Bu, çocuğun duygusal zekasını geliştirmesine ve ruhsal esenliğini artırmasına yardımcı olabilir.

Mahalle, çocuğun toplumsal değerleri ve kültürel kimliği hakkında bilgi edinmesine katkıda bulunur. Aynı zamanda çocuğun milletini tanımasına, kendi kültürel köklerini anlamasına yardımcı olur. Mahalleler, çocuklara ait oldukları toplumsal değerler, gelenekler ve kültürel kimliği hakkında bilgi verir. Bu, kimlik gelişimine ve kültürel anlayışa katkıda bulunur.  Mahallede yaşayan yetişkinler, çocuklar için numune-i imtisâl (rol model) olabilirler. Mahallede yaşayan diğer insanların başarıları, çocukların ilham almasına yardımcı olabilir ve olumlu davranışları teşvik edebilir. Mahalledeki kaynaklar; kütüphaneler, sanat merkezleri ve sivil toplum kuruluşlarının programları çocukların ek eğitim kaynaklarına ve hizmetlerine erişimini artırabilir.

Mahalle sakinleri, birbirlerine yardım etme ve dayanışma kültürünü yaşarlar, yaşatırlar. Çocuklar bu mahalle dayanışmasından faydalanabilirler ve toplumsal sorumluluk bilinci geliştirebilirler, bir arada yaşamanın önemini öğrenebilirler. Belki de en önemlisi mahalle, çocuğun güvende hissetmesini sağlar. Güvenlik ve huzur, çocuğun öğrenmeye ve gelişmeye odaklanmasına yardımcı olur. Mahallelerin oluşturduğu doğal güvenlik ortamı, çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerini ve öğrenmelerini destekler. Güvende hissetmek, öğrenme ve gelişme için önemlidir.

Mahalle, çocuğun sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimine önemli katkılar sunar. Aynı zamanda, mahalle ve aileler arasındaki iş birliği, çocuğun en iyi eğitimi almasına yardımcı olabilir. Özellikle yüzyıllar içinde gelişen olgunlaşan ve bütün dinamikleriyle gelişen bizim mahallemiz bugüne kadar çocuğun eğitiminde çok etkili olmuş, sosyal öğrenmenin önemli bir parçası olmuştur. Bu nedenlerle çocuklarımızın eğitimi için de mahalleyi kaybetmememiz, onu var gücümüzle korumamız gerekir.

 

Eğitimin İlk Kurumu: Aile

Evet, aile eğitimin ilk kurumudur ve çocuğun eğitiminde önemli bir rol oynar. Aile, çocuğun temel eğitimini, değerlerini, davranışlarını ve birçok önemli beceriyi öğrenmesine yardımcı olan en temel eğitim muhitidir.  Aile, bir insanın eğitimi ve gelişimi açısından büyük bir öneme sahiptir. Aile, birçok temel değeri, davranış biçimini ve bilgiyi çocuklarına aktarır. Meselâ aileler, çocukların temel eğitimini başlatır ve destekler. İlk okuma, yazma alıştırmaları ve matematik becerileri aile içinde öğrenilir. Bu temel beceriler çocukların, daha sonra okulda daha karmaşık konuları anlamalarına yardımcı olur.

Aileler, çocuklara sosyal değerleri öğretir. Aileler, çocuklara ahlakî değerleri, temel dini bilgileri, değerleri ve toplum içinde kabul edilen davranışları öğretirler. Dürüstlük, doğruluk, eminlik, saygı, empati, merhamet ve sorumluluk gibi değerler, aile içinde öğrenilir. Bu değerler, çocukların toplum içinde sevilen ve saygı duyulan insanlar olmalarına katkıda bulunur.

Dilimiz, düşünme ve iletişim aracı olmasının yanında kültür unsurlarımızın, değerlerimizin ve inancımızın nesilden nesile aktarılmasında en önemli araçtır. Aile kurumu, çocukların dil gelişimini destekleyerek onların düşünce yeteneklerini ve iletişim becerilerini güçlendirir, manevi gelişimlerine katkıda bulunur. Aile içinde sağlıklı iletişim modellemek, çocukların etkili iletişim becerileri geliştirmelerine yardımcı olduğu gibi şahsiyet gelişimlerini de olumlu yönde etkiler. Ayrıca aileler çocuklarına kazandırdıkları okuma alışkanlığı ile bu gelişimi daha da destekleyebilirler. Kitap okuma ve hikâye anlatma, çocukların zihinsel gelişimini teşvik eder ve okuma becerilerini geliştirir. Aile içinde oynanan ve bu becerileri geliştiren birçok oyunla bu süreç desteklenir.

Aileler, çocuklara sorumluluk ve disiplin kazandırabilirler. Böylece okul çalışmalarına düzenli ve istikrarlı bir şekilde yaklaşmalarına yardımcı olurlar. Bu, okul çalışmaları ve genel hayat başarısı için önemlidir. Aileler, çocukların sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için de önemli bir rol oynarlar. Aile içinde sağlıklı bir ilişki ve destek ağı, çocukların ruhsal olarak sağlam bir temel oluşturmasına yardımcı olur. Çocuklar, günlük hayat becerilerini de aile içinde öğrenirler. Yemek pişirme, temizlik, para yönetimi ve kişisel bakım gibi beceriler, çocukların bağımsızlık kazanmalarına yardımcı olur.

Ailenin en önemli işlevlerinden biri de çocuklara millî ve manevî başka deyişle kültürel ve dinî değerlerimizi aktarmasıdır. Bu, çocukların köklerini ve kimliklerini anlamalarına yardımcı olur. Ayrıca aileler, çocuklara kendi ailelerinin sosyal ve kültürel kimliğini öğretirler ki, çocukların köklerini ve kimliklerini anlamalarına, onlarla sağlam bağlar kurmalarına yardımcı olsunlar. Bunların gerçekleşmesinde ailelerin, çocuklara sağladıkları güven ortamı belirleyicidir. Bu güvenlik ve istikrar, çocukların öğrenmeye ve büyümeye odaklanmalarını kolaylaştırır.

Kısacası aile, çocuğun şahsiyet gelişimi, zihinsel ve duygusal büyüme ve toplum içindeki başarısı için temel bir rol oynar. Aileler, çocuklarına hayatın birçok yönünü öğretirler ve çocukların eğitimine ve gelişimine katkı sağlarlar. Ailenin eğitim açısından sağladığı destek ve rehberlik, çocuğun gelecekteki hayatını şekillendirir. Dolayısıyla aileyi korumak, Türk ailesinin o sağlam yapısını muhafaza etmek sadece sağlam bir toplumsal yapıya hizmet etmeyecek aynı zamanda çocuklarımızın eğitim temellerinin en güçlü ve nitelikli bir şekilde atılmasını sağlayacaktır. O halde aileyi korumak her birimizin öncelikli millî vazifesidir.

 

Son Söz Olarak

Güçlü bir eğitim sistemi için; millî bir eğitim yaklaşımı, bize özgü bir model geliştirme, doğru öğretim programları (müfredat), güncel öğretim yöntemleri, etkili bir değerlendirme ve izleme sistemi, uygun yönlendirme ve kademeler arası geçiş sistemleri, yerinde öğretmen yetiştirme ve istihdam politikaları gibi hususlar şüphesiz çok önemlidir. Bunların nasıl olabileceğinin çerçevesi yazının genelinde çizilmeye gayret edilmiştir. Ancak bunları gerçekleştirmek hiçbir zaman tek başına yeterli olmayacaktır. Eğitimi düzeltmek için her zaman şehrin, mahallenin ve ailenin olumlu etkisine ve katkısına ihtiyaç duyulacaktır. Hani yap bozdaki dünya haritasını düzeltmenin kolay yolunun arkasındaki insan resmini düzeltmek olduğunu ortaya koyan çocuğun hikâyesindeki gibi şehri, mahalleyi ve aileyi toparlamak da eğitimi toparlayacaktır. Bu başlı başına bir reform demektir zaten. Öyleyse Türkiye Yüzyılında insan için, eğitim için öncelikle şehri düzeltmeli, mahalleyi diriltmeli, aileyi yüceltmeliyiz.

 

 

 

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir