21 Temmuz 2024, Pazar

Dijitalin Yüzyılında Türkiye Nerede? – Bilal EREN

28 Ekim 2022 tarihinde “Türkiye’nin 100. yılına güçlü bir başlangıç” temasıyla açıklanan “Türkiye Yüzyılı” vizyon belgesi; çevreden savunmaya, spordan teknolojiye birbirinden farklı 600’den fazla proje, 16 başlık altında kamuoyu ile paylaşıldı. Bilimin Yüzyılı, Sürdürülebilirliğin Yüzyılı, Kalkınmanın Yüzyılı, Üretimin Yüzyılı gibi başlıklar arasında tüm bu hedeflerin altyapısını oluşturan “Dijitalin Yüzyılı” hedefinin de yol haritasına konulmuş olması, ülkenin dijitalleşme ve teknolojik gelişmelere ayak uydurarak uluslararası arenada rekabet gücünü arttırmayı öncelediğini gösteriyor.

 

Bu yazıda; dijitalleşmenin ne olduğunu, gerekliliklerini, Türkiye’nin dijitalleşme endekslerindeki yerini ve altyapıdan eğitime, kamusal hizmetlerden özel sektöre kadar yapılması gerekenleri inceleyerek, “Türkiye Yüzyılı” vizyon belgesine atıflar yaparak bir analiz yapmaya çalışacağız.

 

“Türkiye’nin Yüzyılı Vizyon Belgesi” Hedefleri

 

Dijitalleşme Nedir?

Dijitalleşme, geleneksel iş ve yaşam tarzlarının dijital teknolojilerin kullanımıyla dönüşmesini ifade eden bir terimdir. Bilgiyi elektronik formatta saklama, iletişim, işleme, paylaşma/dağıtım yeteneklerinin arttığı bir süreci, dijitalleşme dönemi olarak tanımlayabiliriz. Bu süreç, hemen hemen tüm yaşam alanları ve sektörlerde yıkıcı (dönüştürücü) bir şekilde gerçekleşmektedir.

Bu sürecin “yıkıcı/dönüştürücü” olarak tanımlanmasının nedeni; insanlık tarihi içinde “bilginin” hiçbir çağda olmadığı kadar 21. yüzyıl içinde değer üretmesi ve fark yaratması olarak nitelendirilebilir. Bilgi çağı (ya da dijital çağ) olarak ifade edilen çağın, önceki çağlara göre bir dizi farklılıkları sahiptir. Bu farkları özetleyen üç ana başlık aşağıdaki gibidir;

 

  • Bilgi Erişimi ve Paylaşımı: Önceki çağlara göre bilgiye erişim çok kolay ve hızlıdır. İnternet, her türlü bilgiye ulaşmayı mümkün kıldığı gibi hızlı paylaşılmasına da olanak tanımıştır.
  • Teknoloji Gelişimi ve Yaygınlık: Elektrik, yarı iletkenlerin icadı gibi birçok teknolojik gelişim nedeniyle bilgi üretimi, depolanması, işlenmesi ve iletilmesi mümkün olmuş ve bu teknolojik cihazlara (bilgisayar, sunucu, telefon gibi) hem kurumsal hem bireysel ulaşım kolaylaşarak, yaygınlaşmıştır.
  • Küreselleşme: Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki olanakların gelişimi, insanların birbiriyle fiziki ve coğrafi engelleri aşan şekilde bir araya getirerek, etkileşimini arttırmıştır.

Bu farklar sayesinde ekonomik değer ve büyüme genellikle bilgiye dayalı olmuş ve klasik emek tanımı değişmiştir. Bilgi çağından önce değer üreten fiziksel varlık ve yeterliliklere bağlı olan emek yoğun işler, niteliklerini değiştirerek bilgiye sahip olan, üreten, işleyen ve kullanabilen birey ve toplumların lehine “değer” üretir hale gelmiştir. Bu “değer” değişimi; eğitimden ticarete, özel/kamusal hizmetlerden siyasete kadar tüm yaşamsal faaliyet ve alanları etkileyerek, değişimi yakalamakta sorunlar yaşayan birey ve toplumları “niteliksizleştirme” tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır. Günümüzde yıkıcı etkilerini yaşadığımız; uzaktan çalışma/eğitim, taksi sorunu, çevrimiçi ticaret, dezenformasyon bombardımanı, kripto ekonomi gibi meselelere bu perspektiften bakmak faydalı olacaktır.

Bottom of Form

 

Kamu Organizasyonu Bağlamında Dijitalleşme

“Türkiye Yüzyılı” vizyon belgesi kamu bakış ve organizasyonu çerçevesinde hazırlanmış bir belge olması nedeniyle, devletin sunmayı hedeflediği projelere odaklanıldığını görüyoruz. Türkiye E-Devlet Kapısı, E-Nabız Uygulaması, Engelsiz CİMER, Elektronik Kamu Alımları Platformu EKAP, Merkezi Hastane Randevu Sistemi, Siber Güvenlik Meslek Yüksekokulları, KADES Kadın Destek Uygulaması gibi hali hazırda hizmet veren projelerin yanında, gelecek vizyonu olarak sunulan Dijital Türk Lirası, Eğitimde Dijital Dönüşüm, Akıllı Şehirler ve Şehirlerin Dijital İkizi, 1 Milyon Yazılımcı İstihdamı, Kamu Bulut Bilişim ve Veri Alanı gibi detayları henüz açıklanmayan projeler yer almaktadır. Bu bağlamda analizimizde sivil/özel alanın dönüşümü yerine kamunun dijital dönüşümünü ele almak gerekmektedir.

Günümüzde sürdürülebilir dijital dönüşümün liderliğini yapan ülkeler aşağıdaki hedefleri gerçekleştirme yolunda başarılı olmuşlardır.

  • Vizyon ve Liderlik: Ülkenin üst düzey liderleri ve kamu kurumları, bilgi çağının yarattığı farkı anlayarak, net bir vizyona sahip olmalıdır. Çünkü dijital dönüşüm sürecini başlatmanın yanında sürdürülebilir kılmak için kararlı olmak gerekmektedir.
  • Strateji ve Planlama: Kamunun dijital dönüşüm süreçleri öncelik ve kaynaklara göre iyi analiz edilerek, strateji ve yol haritaları hazırlanmalı, mutlaka zaman çizelgeleri eşliğinde performanslar izlenmeli ve ölçülmelidir.
  • İnsan Kaynağı ve Yetenekler: Dijital dönüşüm için gerekli olan insan kaynağının eğitimi, var olan kaynakların dijital becerilerinin geliştirilmesi öncelik olmalıdır. Bunun için eğitim politikalarının yazılım, veri analizi, yapay zekâ, kriptoloji gibi bilgi çağının yeni yeteneklerine yönelik güncellenmesi gerekmektedir.
  • Altyapı ve Teknoloji: İletişim, veri yönetimi ve mahremiyet, bulut bilişim ve entegrasyon, vatandaş odaklı erişilebilir çevrimiçi hizmetler gibi dijital dönüşüm başlıkları için kamu kurumları güçlü bir teknolojiye sahip olmalı, dijital dönüşümün paydaşı olan vatandaşlarına hem yönetim hem yönetişim hizmetleri için fırsat eşitliği sunacak yatırımları yapmalıdır.
  • Yasal Çerçeve: Dijital dönüşümü destekleyen ve düzenleyen yasal düzenlemeler oluşturulmalı ve hukukun inovasyonu engelleyen değil destekleyen bir çerçevede olması sağlanmalıdır.
  • Şeffaflık ve İşbirliği: Çağa uygun veri merkezli bir kamu yönetimi için kamu verileri açık hale getirilmeli, özel sektör, sivil toplum ve akademi ile işbirliği hep merkezde tutulmalıdır. Bu işbirliği, ortak aklın ve toplumsal kabulün harekete geçmesini sağlayarak kaynakların paylaşılması ve en iyi dijital dönüşüm uygulamalarının yaygınlaşmasına yardımcı olacaktır.

Kamudaki dijital dönüşüm başarısı dört ana başlıkta; liderlik, planlama, insan kaynağı ve toplumsal işbirliği (kabul) gerekliliklerinin yerine getirilmesi olarak özetlenebilir.

Top of Form

Bottom of Form

 

Dijitalin Yüzyılında Türkiye Nerede: Analizler Ne Diyor?

Bilgi çağının en önemli bileşeninin veri olduğu, veri kaynaklarının yetersizliği neticesinde de yeni bilgi üretiminin mümkün olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin dijitalleşme sürecinin çıktılarını (verilerini); hem kendi içinde hem de diğer ülkelerle karşılaştırmak bizlere yol gösterecektir. Bu bağlamda en önemli çalışmalardan biri Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) 2022 yılında yayımladığı “Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi” isimli araştırma raporudur. Rapor; Birleşmiş Milletler, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların tüm ülkeleri karşılaştırdığı dijital dönüşüm endekslerinin yanında, ülke içindeki TÜİK gibi kurumların istatistiklerinin incelendiği kapsamlı ve tutarlı bir çalışmadır.

“Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi” raporu, dört ana bileşen üzerinden bilimsel bir metodoloji ile hazırlanmıştır. Yasal zemin ve işleyiş ile yenilik ve yatırım ortamını analiz eden “Ekosistem”, teknolojik altyapı, satın alınabilirlik, eğitim ve beceriler dikeylerini analiz eden “Yeterlilik”, kamu, iş dünyası ve bireysel ulaşım ve kullanımı analiz eden “Kullanım” ve son olarak dijitalleşen ekonomi ve toplum başlıklarını inceleyen “Dönüşüm” ana bileşenleri altında 10 farklı alt başlıkta 64 gösterge üzerinden hesaplanarak hazırlanan rapor; Türkiye’nin dijital dönüşüme ne ölçüde hazır olduğu, dijital dönüşüm performansının iyileşip iyileşmediği, hangi alanlarda daha iyi, hangi alanlarda ise daha fazla iyileşmeye ihtiyaç olduğunun göstermektedir.

Kamu organizasyonu bağlamında dijitalleşme süreçlerinde bahsettiğimiz liderlik, yasal çerçeve, insan kaynağı ve eğitim, altyapı ve toplumsal işbirliği/kabul başlıklarına uyumlu olan endeks çalışmasında, Türkiye’nin dijital dönüşüme uyumu 5 puan üzerinden hesaplanan bir notla belirlenerek, 2019, 2020, 2021 ve 2022 değerleri karşılaştırmalı olarak verilmiştir.

 

Türkiye dijitalleşme endeksi 2019-2021 yılları için beş üzerinden sırasıyla 2,94, 3,06, 3,21 olarak hesaplanmıştır. 2019’dan 2021’e kadar sürekli artış gösteren endeks, 2022 yılında düşüş göstermiş ve 3,12 olarak hesaplanmıştır. Bu düşüş endeks değerinde %2,8 düşüşe tekabül etmektedir. Oysa genel endeks değeri, 2020 yılında bir önceki yıla göre %4 ve 2021 yılında ise bir önceki yıla göre %7 büyüme göstermişti. Genel endeks değerini oluşturan 64 alt göstergenin 35’i 2022 yılında gerilemiştir. Aynı dönemde değişmeyen altı gösterge bulunurken, 23 göstergenin endeks değeri artmıştır.

2022 yılında, endeksi oluşturan dört alt bileşenin de (Ekosistem, Yeterlilik, Kullanım ve Dönüşüm) endeks puanının düştüğü görülmektedir. 2020 ve 2021 yıllarında Türkiye’nin dijitalleşme notunu aşağı çeken en önemli bileşen “Ekosistem” bileşeni iken, 2022 yılında Türkiye’nin dijitalleşme notunu aşağı çeken en önemli bileşenin değiştiği ve “Dönüşüm” bileşeni olduğu ortaya çıkmıştır. 2021 yılında 3,14 olan bu bileşenin endeks değeri 2022 yılında 2,97’ye düşmüştür.

2022 yılında Türkiye’nin dijitalleşme notunu aşağı çeken ikinci önemli bileşen ise “Ekosistem” bileşenidir. Bu bileşenin 2022 yılı değeri 3,02’dir. Türkiye’nin dijitalleşme notunu yukarı iten bileşen ise “Yeterlilik” bileşenidir. 2022 yılında “Yeterlilik” bileşeninin endeks değeri 3,26’dır. Her ne kadar bu bileşenin endeks değeri 2021 yılına göre (2021 yılında “Yeterlilik” bileşenin endeks değeri 3,27’dir) düşmüş olsa da 2022 yılında endeks değeri en yüksek olan ana bileşendir. 2022 yılı endeks değeri üzerinde en olumlu etki yapan ikinci bileşen, 2021 yılında olduğu gibi, “Kullanım” bileşenidir. Bu bileşen aslında “Dönüşüm” bileşeni ile endeks değerinde en fazla düşüşün olduğu bileşendir. 2022 yılında bu bileşen %5,4 düşmüştür. “Kullanım” bileşeninin alt bileşenlerinden olan “İş dünyası kullanımı” bileşeninde kaydedilen gerileme “Bireysel kullanım” alt bileşeninde elde edilen kazanımları desteklemez niteliktedir. Dijitalleşme endeksini oluşturan her bir bileşenin ve bu bileşenleri oluşturan her bir alt boyutun ayrı ayrı incelenmesinde fayda vardır.

Özetlemek gerekirse, 2022 yılında Türkiye’de dijital dönüşüm bakımından, 2019 yılından beri kaydedilen ilerleme duraksamış, diğer ülkelere göre göreceli olarak hesapladığımız dijital dönüşüm endeksi gerilemiştir. Bu gerilemede iki unsurun etkili olabileceği düşünülmektedir. Birincisi yaklaşık bir yıldan fazla süredir Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu makroekonomik istikrasızlık ve yatırım ortamın bozulması ve ikincisi ise dijital dönüşüm sürecinin dünyada ivmelenirken Türkiye’de yavaşlamış olmasıdır.

Rapora göre metodolojinin gereği bir başka önemli gösterge ise; Türkiye’nin dijital dönüşüm performansı, diğer ülkelerin performansı ile ilişkili olarak hesaplanmaktadır.  Bu hesaplamalar için Türkiye ile gelişme düzeyleri ve büyüklükleri farklı yirmi bir ülke seçilmiştir: ABD, Almanya, Brezilya, Çin, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsrail, İtalya, Japonya, Meksika, Polonya, Singapur, Türkiye ve Yunanistan. Bu analiz Türkiye’nin dijital dönüşümde bu ülkelerle karşılaştırmalı nasıl bir performans gösterdiği ve bu performansın son üç senede nasıl değiştiği konusunda fikir verecektir.

Bu bağlamda; “Ekosistem” başlığı altındaki “Yenilik ve Yatırım Ortamı” göstergesinin önemli bir alt bileşeni olan “Ar-Ge Harcamaları” rakamlarını örnek olarak inceleyebiliriz. Ar-Ge harcamaları, tek başına dijitalleşmenin bir göstergesi olarak tanımlamak doğru olmasa da patent başvuru sayısıyla birlikte değerlendirildiğinde bir ülkedeki yenilikçiliğe ve yenilik faaliyetlerinin verimliğine dair yorum yapılmasına imkan sağlar. Bir ülkenin gelirinin ne kadarlık bir kısmını araştırma geliştirme faaliyetlerine harcadığını gösteren Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının yüksekliği, söz konusu ülkenin rekabet gücünün ileriki yıllarda nasıl seyredeceğinin göstergeleri arasında yer alır. Ar-Ge harcamalarının gayrisafi milli hasılaya oranının en yüksek olduğu iki ülke İsrail ve Güney Kore’dir. 2020 yılı itibariyle seçilmiş ülkeler arasında en yüksek paya sahip olan İsrail’i (%5,4) Güney Kore (%4,8) takip etmektedir. Söz konusu alanda lider olan iki ülkede de Ar-Ge harcamalarının gayrisafi milli hasılaya oranının zaman içinde artmakta olduğu dikkat çekmektedir. Aslında bu artış diğer lider ülkeler için de geçerlidir.

Covid-19 pandemisinde birçok ülkede GSYH büyümesinin yavaşlamasına ve yer yer daralmasına rağmen ülkelerin genelinde Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının artmış olması kayda değerdir. Bu artış 2020 yılında incelenen ülkelerin önemli bir bölümünde hızlanmıştır. Türkiye, son yıllarda, Ar-Ge harcamalarının gayrisafi milli hasılaya oranı konusunda önemli atılımlar gerçekleştirmesine rağmen 2020 yılı itibariyle %1,09 ile seçilmiş ülkeler arasında sondan dördüncü sırada yer almaktadır. Türkiye’den daha kötü performans gösteren ülkeler Güney Afrika, Hindistan ve Meksika’dır. Bu üç ülkenin performansında bir iyileşme yokken Türkiye’nin Ar-Ge harcamamalarını küçük de olsa artırdığı görülmektedir.

 

Yukarıda belirttiğimiz gibi “Yenilik ve Yatırım Ortamının” bir diğer önemli göstergesi PCT (Patent İşbirliği Anlaşması) kapsamındaki patent başvuru istatistikleridir. Ar-Ge harcamaları bir girdi ise, patent başvuruları da bir çıktıdır ve Ar-Ge harcamalarının verimliliği olarak yorumlanabilir. 2021 yılı için Türkiye’de her bir milyon kişi başına düşen patent başvurusu sayısı 21,5’tir. Seçilmiş ülkelerle kıyaslandığında bu rakamın oldukça düşük olduğu görülmektedir. Öte yandan, bir önceki yıl ile kıyaslandığında patent sayısında (20,22) oldukça sınırlı bir yükseliş olduğu da gözlenmiştir. Endekse dahil edilen ülkelerin görece daha belirgin artan patent başvurusu sayısına sahip olmaları nedeniyle Türkiye’de patent başvurusu sayısındaki sınırlı artış endekse olumlu yansımamıştır.

Bir milyon kişi başına patent başvuru sayısının en yüksek olduğu ülkeler Japonya, Güney Kore ve Finlandiya, en düşük olduğu ülkeler ise Brezilya, Hindistan ve Meksika’dır. Singapur’un özellikle 2020’de çok ciddi bir atılım yaptığı dikkati çekmektedir. Singapur kadar olmasa da Güney Kore ve Finlandiya’da da hızlı artışlar görülmüştür. Benzer şekilde, İrlanda ve İsrail’de de patent başvuru sayısı hızlı bir şekilde artmıştır. Bir milyon kişi başına patent başvuru sayısı en yüksek ülke olan Japonya’nın kişi başına patent başvuru sayısı (399,9) Türkiye’nin yaklaşık 17 katıdır.

 

İkinci bir örnek vermek gerekir ise; “Kullanım” başlığı altındaki “Kamu Kullanımı” göstergesinin önemli bir alt bileşeni olan “Çevrimiçi Kamu Hizmetleri Endeksi” rakamlarıdır. Bilgi toplumu ve dijital dönüşümde birçok alanda bireylere hizmet sağlayan kamunun dijitalleşmesi önemli bir kaldıraç işlevi görür. Birleşmiş Milletler Kamu Yönetimi Ağına göre, Hükümet Çevrimiçi Hizmet Endeksi bir hükümetin vatandaşlarına çevrimiçi hizmet sunmadaki performansını ölçer.

Çevrimiçi Kamu Hizmetleri Endeksi 0 ile 1 arasında bir değer alan endekstir. İki yılda bir yapılan çalışmaya göre, 2022 yılında Çevrimiçi Kamu Hizmetleri Endeksi’nin en yüksek olduğu ülkeler Finlandiya (0,98), Güney Kore (0,98) ve Singapur’dur (0,96). Listenin son sıralarında ise Güney Afrika (0,75), Yunanistan (0,78) ve İrlanda (0,77) yer almaktadır. 2018 ve 2020 yılları kıyaslandığında ülkelerin birçoğunda endeks değerinin arttığı gözlenirken, 2022 yılında bazı ülkelerin bu artışı devam ettirebildiği, bazısının ise ettiremediği gözlenmiştir. Türkiye’nin Çevrimiçi Kamu Hizmetleri Endeks değeri 2018 yılında 0,71’den 2020 yılında 0,86’ya yükselmiş ve 2022 yılında da bu değerini korumuştur. Buradan hareketle pandemi yılında kamunun dijitalleşme konusunda ciddi bir sıçrama yapmış olduğunu ancak bu performansın devam etmediğini söyleyebiliriz. Seçilmiş ülkelerle kıyaslandığında Türkiye Çevrimiçi Kamu Hizmetleri Endeks değerinde orta sıralarda yer almaktadır.

 

Karşılaştırmalı endeksin tüm sonuçlarına göre; 2021 yılında bir önceki yıla göre Türkiye’nin ilerleme gösterdiği alanlar, Ar-Ge harcamalarının gayrisafi milli hasılaya oranı, patent başvurusu oranı, kişi başına elektrik enerjisi üretimi, herhangi bir mobil hücresel sinyal kapsamındaki nüfusun oranı, telekomünikasyon yatırımının telekomünikasyon hizmet gelirleri içerisindeki payı, GSYH’ya oranla gayri safi sermaye oluşumu, ortalama mobil hücresel tarife ücretleri, ortaöğretimde okullaşma oranı, cep telefonu aboneliği oranı, son 12 ayda interneti kullananların oranı , bilgisayar sahipliği oranı, sabit geniş bant internet üyeliği oranı, mobil geniş bant internet üyeliği oranı, tam zamanlı telekomünikasyon çalışanı oranı ve Birleşmiş Milletler Hükümet Çevrimiçi Hizmet Endeksi olmuştur.

İncelenen göstergelerde Türkiye’nin performansının 2021 yılında bir önceki yıla göre bozulma gösterdiği alanlar ise, BİT alanındaki patent başvurusu oranı, uluslararası internet bant genişliği, geniş bant internet tarife ücreti, 20-29 yaş aralığında STEM alanındaki yükseköğretim mezunlarının oranı, internet erişimi olan hane halkının oranı, tasarım ürünleri ihracatının toplam ticaret içindeki payı, BİT hizmetleri ihracatının toplam hizmet ticareti içindeki payı, dijital teslim edilebilir hizmet ihracatının toplam hizmet ticareti içerisindeki payı, mobil ağlardan elde edilen gelirlerin toplam telekomünikasyon hizmetleri içindeki payı ve Birleşmiş Milletler e-Katılım Endeksi olmuştur.

 

Sonuç: Sürdürülebilir Dijital Dönüşüm için Liderlik

Türkiye Yüzyılı Vizyon Belgesi içinde yer alan dijitalleşme hedefinin bilginin artan değeri ve tüm diğer bileşenlerin altyapısını oluşturduğu için doğru bir hedef olduğu kesin ve nettir. Belgede, bu hedefe nasıl ulaşılacağı ve devam ettirileceğine dair bir bilgi olmadığından yorumlar ancak projeler üzerinden yapılabilmektedir. Elimizdeki endeks bulguları ise Türkiye’nin dijital dönüşüm için kapasitesinin uygun olduğunu ve 2019 yılından beri bu doğrultuda bir ilerleme kaydettiğini ancak 2022 itibarıyla göreceli dijital dönüşümün duraksadığını göstermektedir.

Kamudaki sürdürülebilir dijital dönüşüm başarısı için liderlik, planlama, insan kaynağı ve toplumsal işbirliği (kabul) gerekliliklerinin yerine getirilmesinin önündeki en büyük engelin; kamu bürokrasisindeki kültürel ve yapısal engeller olduğu görülmektedir. İnsan kaynağı, yaratıcı/dinamik sivil toplum ve özel sektör gücü gibi büyük potansiyele sahip Türkiye’nin kararlı liderliğe bu yüzden ihtiyacı vardır.

 

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir