12 Temmuz 2024, Cuma

D-8 ve Aksiyon Değeri – Dr. Mehmet Ali Yüksel

Günümüzde Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), NATO, Dünya Bankası, İnsan Hakları Örgütü ve daha onlarca uluslararası yapının ne Müslümanlara ne de diğer insanlara fayda getirmediği net bir şekilde görülmektedir. Irak, Suriye, Arakan, Filistin bölgelerinde etkisiz kalan uluslararası bu yapılar Müslüman olmayan Ukrayna halkı için de bir çözüm üretememektedir.

Şuurlu bir Müslümanda olması gereken ferasete ziyadesiyle sahip olan Milli Görüş hareketinin merhum lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan uluslararası örgütlerin nihaî olarak Siyonizm’e hizmet edeceğini uzun yıllar önce fark etmiştir. Erbakan hoca siyasi hayatının her döneminde mevcut dünya düzenindeki Siyonizm’e ve bunun oluşturduğu sorunlara karşı bir duruş içerisinde olmuştur. Bir taraftan kitleleri Siyonizm kaynaklı tehlikelere karşı bilinçlendirme çabasını yürütürken diğer taraftan da bu sorunla mücadele etmek için yurt içinde ve yurt dışında gerekli adımların atılmasına öncülük etmiştir. D-8 Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün uluslararası bir aktör olarak ortaya çıkması da Erbakan hocanın öncülük ettiği Siyonizm ile mücadele sürecinin bir ürünüdür.

GELİŞEN-8 (D-8)

Kuruluşu ve Teşkilatlanması

1996 yılında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, uluslararası sistemde G-20 olarak bilinen “Gelişmiş 20” örgütüne işlevsel olarak hem alternatif olabilecek hem de Müslümanların güçlenmesine katkı sağlayabilecek yeni bir uluslararası örgüt oluşturmak amacıyla İstanbul’da “Kalkınmada İşbirliği” konferansını düzenlemiştir. Konferansın katılımcıları günümüzde İslam İşbirliği Teşkilatı olarak bilinen o dönem ismi İslam Kalkınma Örgütü olan yapı içerisinde teknoloji, ekonomi ve nüfus gibi kriterler itibariyle öne çıkan Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye olmuştur. 22 Ekim 1996 tarihinde düzenlenen bu konferansla D-8’in kuruluşunda ilk adım atılmıştır. Bu konferans sonrası devam eden çeşitli görüşmeler neticesinde temel konularda bir mutabakat sağlanmış ve mutabakat “İstanbul Deklarasyonu” adıyla 15 Haziran 1997 tarihinde yayınlanmıştır. Deklarasyonda, giriş metninden sonra 12 madde sıralanmış ve bu maddelerin ilkinde yer verilen  “Gelişen-8 (D-8) olarak adlandırılacak bir kalkınma işbirliği mekanizmasının kurulmasına karar verilmiştir” ifadesi ile D-8 resmi olarak kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır.

D-8’in logosunda 8 ülkeyi temsilen 8 sütün tarafından çevrelenmiş bir dünya haritası ve bu haritanın üstünde D-8 tarafından benimsenen temel ilkeleri temsil eden 6 yıldız yer almıştır. Örgütün logosunda imgelenen bu temel ilkeler ise şu şekilde belirtilmiştir; 1) Savaş değil, barış, 2) Çatışma değil, diyalog 3) Çifte standart değil, adalet, 4) Üstünlük değil, eşitlik 5) Sömürü değil, âdil düzen 6) Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi.

Kurumsal temsiliyetinde dönem başkanlığı mekanizmasının uygulandığı D-8’in kuruluş sürecinde Zirve, Konsey ve Komisyon olarak isimlendirilen 3 yapı ve 1 icra direktörlüğü tesis edilmiştir. “Zirve”, üye ülkelerin Hükümet veya Devlet Başkanlarından oluşmakta ve iki yılda bir toplanmaktadır. Üye ülkelerin Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil edildiği “Konsey”, siyasi kararların alındığı ve sorunların kapsamlı bir şekilde tartışıldığı platformdur. Kuruluşun yürütme organı olan “Komisyon” ise üye ülkelerin genellikle üst düzey Dışişleri Bakanlığı bürokratlarından oluşmaktadır. Komisyon üyelerinin her biri kendi ülkesinde ulusal düzeyde koordinasyonun sağlanmasından sorumlu olmuştur. D-8’in İcra Direktörlüğü üyeler arasında iletişim ve koordinasyon sürecinden sorumlu olmuştur. İcra Direktörü 2006 yılına kadar Türkiye tarafından belirlenirken 2006 yılından sonra icra direktörlüğünün statüsü genel sekreterliğe çevrilerek dönem başkanı Endonezya tarafından bir genel sekreter atanmıştır. Genel sekreterin altında ise biri “İdari”, “Hukuki” ve “İç İşleri”nden sorumlu, diğeri de “Ekonomi”, “Uygulama” ve “Dış İlişkiler”den sorumlu olmak üzere 2 direktör konumlandırılmıştır.

D-8 kapsamındaki iş birliğinin, esas itibarıyla sektörel temelde yürütülmesi planlanmıştır. Bu kapsamda ülke bazlı görevlendirmeye de gidilmiştir. Yapılan iş bölümünde ülkeler ve iş birliği çalışmalarını koordine edecekleri alanlar şu şekilde belirlenmiştir;

  • Bangladeş: Kırsal kalkınma
  • Endonezya: Yoksullukla mücadele ve insan kaynakları
  • İran: Bilim ve teknoloji
  • Malezya: Finans, bankacılık ve özelleştirme
  • Mısır: Ticaret
  • Nijerya: Enerji
  • Pakistan: Tarım ve balıkçılık
  • Türkiye: Sanayi, sağlık ve çevre

Misyonu ve Vizyonu

D-8 örgütü, üye ülkelerin küresel ekonomideki konumlarını güçlendirmeyi, ticaret ilişkilerinde yeni fırsatlar yaratmayı, ekonomik işbirliğini artırmayı, ortak kalkınma stratejileri geliştirmeyi ve yaşam standartlarını yükseltmeyi kendisine temel misyon olarak belirlemiştir.

Ayrıca, uluslararası karar alma süreçlerine daha fazla katılım sağlamak da D-8’in hedefleri arasında yer almıştır. D-8 temel olarak ekonomi ekseninde ortaya çıkmış olsa da İstanbul Deklarasyonunda yer verilen “ … İşbirliği, adalet, eşitlik ve demokrasi hedeflerine ulaşmak yerine dünyanın çeşitli yerlerinde yeni gerilim, istikrarsızlık, çatışma ve çatışma nedenlerinin geliştiğini; çifte standart, ayrımcılık ve baskı politikalarının ortaya çıktığını ve bazı durumlarda da yoğunlaştığı derin bir hayal kırıklığı ve endişeyle gözlemlemiştir…” ifadesi D-8 üyeleri arasında ekonomik işbirliğinin sağlanması durumunda örgütün siyasi bir aktöre evrileceğini gösterir mahiyettedir. Erbakan’a göre, dünyada artık huzur, barış ve saadetin tesisi için, bir an evvel yanlışlardan vazgeçilmesi doğrulara dönülmesi ve Yeni Bir Dünya’nın kurulması gerekmektedir ve D-8 hareketi bu manada bir çalışma olarak değerlendirilmelidir. Erbakan hoca D-8’lerin kurulmasını baştan sona harplerle ve çatışmalarla geçen 20. asrın sonunda “aydınlığa açılan bir kapı” olarak nitelendirmiştir.

D-8’in Faaliyetleri

Kurulduğu 1997 yılından 2024 yılına kadar toplam 10 Zirve, 22 Konsey ve 55 Komisyon toplantısı gerçekleştirilen D-8’de çok sayıda alt toplantı da düzenlenmiştir. D-8 kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde bazı ilerlemelerin sağlandığını söylemek mümkündür. İlerleme sağlanan alanlar içerisinde öne çıkan gelişmeler ise şunlardır;

  • D-8 Uluslararası Üniversitesi’nin kurulması
  • D-8 Bilimsel Mükemmeliyet ve İşbirliği Haritasının oluşturulması (D8-MSEC)
  • D-8 Araştırma ve Yenilik Öncüleri Ağı oluşturulması (D-8 NPRI)
  • D-8 Teknoloji Transferi ve Değişim Ağının oluşturulması (D-8 TTEN)
  • D-8 Takas Ticaret Sisteminin başlatılması
  • D-8 Sağlık ve Sosyal Koruma Programının hazırlanması (D-8 HSP)
  • D-8 Ticaret ve Sanayi Odalarının faaliyete geçirilmesi
  • D-8 Proje Destek Fonu’nun kurulması
  • D-8 Tarım ve Gıda Güvenliği Araştırma Merkezi kurulması.
  • D-8 Yaratıcı Ekonomi ve Finans Merkezinin kurulması.

Ancak Üye ülkelerde görülen gelişme ve kalkınmada D-8’in etkisinden ziyade ülkelerin kendi dinamiklerinin daha etkin olduğunu söylemek mümkündür. Oluşturulan ağlardan, hazırlanan programdan, kurulan üniversite ve araştırma merkezinden etkin bir katkı alındığı söylemek zor görülmektedir. D-8 tarafından hazırlanan 2020-2030 Yol Haritası vizyon belgesinde yer verilen “D-8’in belirli bir alandaki hedeflerine ulaşmak amacıyla her bir işbirliği alanı için somut program ve proje planları hazırlamak” hedefi, yürütülen çalışmaların soyut kaldığını ve etki üretemediğini itiraf eder nitelikte olmuştur.

D-8’in Potansiyel Gücü

Özü itibariyle ekonomik işbirliği odaklı bir yapılanma olarak kurulan D-8’in ekonomik potansiyelinin yanı sıra stratejik askeri, jeopolitik ve jeostratejik potansiyeli bulunmaktadır. D-8 üyesi ülkeler coğrafi olarak ele alındığında kendi coğrafyalarında bölgesel güç niteliğine sahip ülkelerdir. Nijerya, Mısır, Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya ve Endonezya  her bir D-8 üyesi ülke kendi bölgesinde etki oluşturabilecek bir siyasi potansiyele sahiptir. Sözgelimi Mısır’ın Süveyş Kanalı, İran’ın Basra Körfezi’ndeki ve Malezya ile Endonezya’nın Asya-Pasifik’teki konumu D-8’in jeopolitik ve jeostratejik olarak küresel çapta ulaşabileceği potansiyel gücü gösteren hususlardır. Askeri açıdan İran’ın siber güvenlik altyapısı ve itki sistemlerindeki teknolojisi, Türkiye’nin havacılık alanında geldiği nokta, Pakistan’ın nükleer güç teknolojisi ileri seviyedeki işbirliği için çok büyük imkanlar sağlamaktadır.

Bu açılardan bakıldığında D-8’in çok büyük bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Dünya tarihi bize göstermektedir ki belirli bir ekonomik güce kavuşan siyasi yapılar askeri kapasitesini geliştirmekte ardından genel bir teknolojik atılım yaşamakta, yaşanan teknolojik atılım da yine ekonomik gücü arttırmaktadır. Bu durum devletlerin siyasi alanda güç sahibi bir aktör olarak belirginleşmesi sonucunu oluşturan bir büyüme döngüsü ortaya çıkarmaktadır. Dolaysıyla D-8’in ekonomik alanda etkin bir işbirliği ortaya koyabilmesi durumunda ileri hedef noktası olan uluslararası alanda siyasi bir aktör olması söz konusu olacaktır.

Ancak, D-8’in sahip olduğu bu potansiyele ulaşmasının önündeki en büyük engeller siyasi uyumsuzluk, ekonomik yetersizlik ve bağımlılık olarak belirginleşmektedir. Siyasi olarak bakıldığında İran ve Türkiye arasındaki zaman zaman soğuk savaş derecesine gelen bölgesel rekabet ve Mısır’da darbe ile iktidarı ele geçiren yönetimin batının kuklası olması D-8 için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu duruma D-8 ülkelerinin ekonomik yetersizliği ve bağımlılığı da eklendiğinde D-8’in potansiyeline ulaşması neredeyse imkansız gözükmektedir.

D-8 örgütü dünya ekonomisi içerisinde küçümsenmeyecek bir paya sahiptir. Fakat büyüklük, nitelik ve bağımlılık olarak ifade edebileceğimiz 3 gösterge nedeniyle D-8‘in dünya ekonomisine yön vermesini ve ekonomik bir güç ortaya koymasını beklemek de mümkün değildir. IMF tarafından yayınlanan 2023 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYIH) verilerine göre;

  • Endonezya, yaklaşık 1420 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 16. büyük ekonomisi,
  • Türkiye, yaklaşık 1150 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 17. büyük ekonomisi,
  • Bangladeş, yaklaşık 446 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 33. büyük ekonomisi,
  • Malezya, yaklaşık 430 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 36. büyük ekonomisi,
  • Mısır, yaklaşık 398 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 38. büyük ekonomisi,
  • Nijerya, yaklaşık 390 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 39. büyük ekonomisi,
  • İran, yaklaşık 366 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın 42. büyük ekonomisi,
  • Pakistan yaklaşık 340 milyar dolar GSYIH ile Dünyanın büyük ekonomisi durumundadır.

Bu rakamlar ışında 104 trilyon doları aşan dünya ekonomisi içerisinde D-8’nin yaklaşık % 4,7’lik bir yer kapladığı görülmektedir. D-8 üyesi ülkelerin toplam 4,94 trilyon dolar büyüklüğündeki GSYİH’si, Almanya’nın tek başına ulaştığı rakamdan biraz daha yüksek seviyedir. ABD’nin ise yaklaşık 6’da 1 kadardır…

Nitelik acısından ele alındığında da D-8’in dünya ekonomisine yön verecek bir özelliğe veya bir araca sahip olmadığı görülmektedir. D-8 üyeleri herhangi bir yaptırım kararı ile satılmaması durumunda dünya ekonomisini kilitleyebilecek bir ürün ya da hizmete sahip değildir. Ne kritik bir çip üretimi, ne önemli bir yazılım, ne sistemi krize sokabilecek bir finans gücü ne de enerji arz-talep dengesini küresel çapta etkileyebilecek bir kaynağı bulunmamaktadır. Aksine üyelerin birçok alanda ekonomik ve teknolojik bağımlılığı söz konusudur. Örneğin İran’a yönelik yaptırımlar İran’ın havacılık faaliyetleri önemli ölçüde kısıtlamıştır. CAATSA yaptırımlarına maruz kalan Türkiye’nin de birçok sorun yaşadığı görülmüştür. Uluslararası kredilendirme kuruluşları olan FITCH, MOODY’S, S&P gibi kurumların yayınladıkları raporları, CDS puanlamalarında oynama, SWAP piyasasından çıkarma gibi çeşitli operasyonlar ile Türkiye’nin finans yapısı kırılgan hale getirilmiştir. Diğer ülkeler için de benzer örnekleri vermek mümkündür.

Sonuç olarak D-8’in dünya ekonomisi açısından (şimdilik) önemli bir aktör olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Bu doğrultuda sahip olduğu büyüklük, nitelik veya bağımlılık göstergeleri değişmeden, D-8’in gerçek potansiyeline ulaşması ve etkin bir aktör olması da söz konusu olmayacaktır.

D-8’in Aksiyon Değeri

  1. yüzyılın uluslararası ilişkiler sisteminde İslam dünyasının ve Müslümanların etkin olduğu ya da belirleyici aktör olarak söz sahibi olduğu herhangi bir kurumsal yapı bulunmamaktadır. BM, AB, NATO, ŞİO ve benzeri siyasi ve askeri örgütlerde olduğu gibi G-20, BRICS, Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi ekonomik örgütlerde de Müslümanların belirleyici olmadığı bir gerçektir. Müslümanlar, adeta Resulullah’ın “…çok olacaksınız ama sizin çokluğunuz su üzerindeki saman çöpünün çokluğu gibi olacak, ağırlığınız olmayacak” diyerek işaret ettiği zamanı yaşamaktadır. İslam dünyası ekonomik, askeri ve siyasi açıdan darmadağın olmuş durumdadır. Bosna, Doğu Türkistan, Arakan, Gazze başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde Müslümanların soykırıma uğraması karşısında İslam dünyasının hareket edememesi maalesef bu durumun en somut delili olmaktadır. Bu nedenle uluslararası alanda Müslümanları temsil edecek ve hamiliğini yapacak siyasi, askeri ve ekonomik örgütlerin tesis etme zorunluluğu ortadır. Bu doğrultuda en büyük sorumluluğa sahip en kritik aktör olarak D-8 ön plana çıkmaktadır.

Ancak dünyada meydana gelen herhangi bir olay karşısında D-8’in bir duruş ortaya koyabilmesinin ve de gerektiği takdirde o duruş için harekete geçebilmesinin önünde önemli engeller bulunmaktadır. Kuruluşundan günümüze kadar geçen yaklaşık 27 yıllık süreçte D-8’nin herhangi bir konuda aktif bir politika üretemediği de zaten görülmektedir. Bunun temel nedeni yukarıda da değindiğimiz siyasi uyumsuzluk, ekonomik yetersizlik ve bağımlılık faktörleridir.

Bir devletin benimsediği siyaset, temel olarak çıkar odaklı bakış açısıyla oluşturulmaktadır. Çıkarların çatıştığı ortamda ortak politika üretimi ve ya siyasi birlik söz konusu olmayacaktır. Dış politikada çıkar algısı da genelde ekonomi ve güvenlik ekseninde şekillenmektedir. Bu alanlarda geliştirilen işbirliği siyasi birliği sağlayabilecek yöntemlerin başında gelmektedir. Ekonomi ve güvenlik alanında sağlanacak işbirliği ortak çıkar alanlarının üretilmesine, ortak çıkar alanları da müşterek bir dış politika geliştirilmesine imkan sağlayacaktır.

D-8 üyelerinin ekonomik gücünün bir plan ve strateji olmadan artmasını beklemek pek de doğru bir yaklaşım olmayacaktır. D-8’in toplam ekonomik kapasitesini bir anda 4’e, 5’e, 6’ya katlamak yani 5 trilyon dolara yaklaşan GSYİH’yi 25-30 trilyon dolara ulaştırmak mümkün değildir. Ancak nitelikli üretim kapasitesini arttıracak ve D-8 dışı ülkelere olan bağımlılığı azaltacak bir işbirliğini geliştirmek D-8’in potansiyeline ulaşmasına imkân sağlayacaktır.

Toplamda 4.94 trilyon dolara ulaşan ekonomik büyüklükte 2,1 trilyon doları aşan dış ticaret payı bulunmaktadır. Ancak bunun yalnızca 148 milyar doları üye ülkeler arasında gerçekleşmektedir. Üye ülkelerin üstün olduğu alanlarda yapılacak somut işbirliği ve hayata geçirilecek projeler neticesinde bir taraftan üyelerin ekonomik çıkarları arttırılırken diğer taraftan da D-8 dışı ülkelere olan ekonomik bağımlılığı azalmaya başlayacaktır. Özellikle teknoloji odaklı ve savunma sanayi odakla işbirliğinin geliştirilmesine yönelik projeler hayata geçirildiği takdirde üye ülkeler üzerindeki sonuçları muhteşem olacaktır.

D-8 içerisinde Endonezya’nın finans alanındaki gücü, İran’ın roket sistemleri teknolojisi, Türkiye’nin havacılık ve uzay sanayindeki hamleleri ve daha birçok faktör göz önüne alındığında başta savunma sanayi alanında işbirliğini alanlarının ne kadar geniş olduğu ve bir ülkedeki gelişmişliğin diğerini tamamlayıcı nitelikte olduğu görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında D-8 ülkeleri sahip olduğu ekonomik potansiyelinin kat ve kat üstünde bir büyüme ortaya koyabilecek kapasitededir.

D-8 çatısı altında böyle bir planlama yapılması ortak çıkar alanları oluşturarak siyasi birliğin tesisine de hizmet edecektir. Neticede siyasi birlik arka planda ekonomik, teknolojik, askeri gücün etkileşimine bağlı olarak şekillenen bir olgudur. Ekonomik gelişme, teknolojik gelişmeyle mümkün olmakta, teknolojik gelişme de genellikle savunma sanayideki gelişmelerle hızlanmaktadır. Dolayısıyla D-8’de savunma sanayisini de kapsayan, teknolojik bağımlılıkları da azaltacak somut işbirliği adımları D-8’in en önemli misyonu durumdadır.

Sonuç olarak bakıldığında Emevîlerden beri ümmetin birliği maalesef iman ile sağlanamamıştır. Seküler değerlerin hâkim olduğu günümüz dünyasında birlik için ortak çıkar alanları oluşturmak zorunlu hale gelmiştir. D-8 bu çıkarların oluşturulabileceği bir örgüt olarak kritik bir öneme sahiptir. Bu çerçevede D-8 çatısı altında sağlanacak etkin işbirliği ümmetin dirilişinin ve uluslararası alanda söz sahibi olmasının ilk adımı olacaktır.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir