9 Temmuz 2024, Salı

Almanya’da Kovid-19 Salgını – Dr. Abdülhalim İNAM

Tarihi seyri içerisinde dünyamız zaman zaman salgın hastalıklarla karşı karşıya gelmiştir. Yakın zamanda görülen SARS ve Domuz Gribi bunlardan ikisidir. 2019 yılının Aralık ayında dünyayı saracak olan bir hastalığın çıkacağı söylentileri basında, siyaset dünyasında ve bürokraside yer almış, 2020’nin Ocak ayında belirginleşmeye başlamıştır. Kovid-19 olarak adlandırılan virüs, Çin’de görülmesinden itibaren Şubat ayı sonlarına doğru tüm dünyayı çepeçevre kuşatmıştır. Bugüne kadar görülmemiş bir şekilde siyasi, ekonomik, dini ve sosyal hayatı değişikliğe tabi tutan bu durum, tüm insanlığı 21. yüzyılda yeni bir yaşama ve hayat mücadelesine zorlayacağı izlenimi vermektedir. Batı Avrupa ülkelerinden İtalya ve İspanya’da yoğun olarak görülen Kovid-19 salgını Avrupa’nın ekonomik devlerinden ve Avrupa Birliği’nin taşıyıcı ülkelerinden birisi olan Almanya’da da görülmüştür.

Salgının Batı Avrupa ülkelerinde Mart ayı içinde çok büyük bir hızla Avrupa’ya gelmesinin ana sebeplerden biri belki de en önemlisi Şubat ayında yapılan karnaval tatilidir. Tatilde Uzak Doğu ülkelerine giden kişilerin taşıyıcı pozisyonda geri dönmeleri, ayrıca Uzak Doğu ülkelerinden Batı Avrupa’da oturumlu olan vatandaşların kendi ülkelerine ziyarete gitme leri gösterilmektedir. Tatil olması ve vatandaşların tatil ve ziyaret amaçlı olarak ülke içinde yapılan seyahatler hastalığın yayılmasını hızlandırmıştır. Devlet erkânı, bürokrasi, sivil toplum kuruluşları konuya ehemmiyet göstermiş, özellikle Merkel’in “Ülkemizdeki insanların %70’ine yakını bu hastalığa yakalanacaklar, buna hazırlıklı olmalıyız” açıklamasından sonra işin ciddiyeti çok daha iyi anlaşılmış ve Almanya Kovid-19 sürecine bu şartlarda girmiştir. Ülkenin başbakanı kendi doktorunda testlerin pozitif çıkması üzerine kendini karantinaya almış ve bu hastalığın tehlikeli olduğu, korunma tedbirleri alınması gerektiği hususu öne çıkan bir olgu haline gelmiştir. Almanya bu süreci yürütürken ülkenin topyekûn sürece dahil olunması konusunda bir kısım tedbirler alma yoluna gitmiştir. Alınan bu önlemleri ana başlıklar halinde şu şekilde sıralayabiliriz.

Yönetim ve sağlık alanında alınan önlemler:

Almanya, eyalet sistemine göre yönetilen aynı zamanda federal yönetim biçimini benimsemiş bir ülkedir. Bundan dolayı eyaletler birçok bağımsız yetkilere sahiptir. Her eyaletin bir başbakanı ve bakanlar kurulu mevcuttur. Bu süreçte eyalet hükümetlerinin sağlık bakanlıklarının virüsle mücadele yetkileri federal hükümetin sağlık bakanlığına devredilmiştir. Doktorların mecburi görevlendirilmesi, maske tedarik ve dağıtımı dahil her şey merkezden yönetilecek şekilde planlanmıştır. Bu uygulama hızlı karar alınması, alınan idari önlemlerin daha çabuk uygulanması sonucunu getirmiştir. Hastalık süreci içinde idari kararla, gastronomi sektörü, eğitim-öğretim alanlarına yönelik hızlı tedbirler, 20 kişiden fazla toplantıların yapılmaması gibi kararlar alınmıştır.

Alman toplumunun alınan kararlara ve konulan kurallara tam olarak uyduğu görülmüştür. Almanya’da Şansölyelerin halka konuşması adet olarak sadece Noel Bayramında uygulanmaktadır. İkinci Dünya savaşından sonra ilk defa ülke başbakanı virüs sebebiyle halka hitap etmiştir. Merkel halka seslenişinde “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük krizi yaşıyoruz” sözleriyle içinde bulunulan durumu özetlemiş ve halkı işbirliği içinde hareket etme konusunda uyarmıştır. Batı Avrupa ülkelerinde nüfus yoğunluğuna göre diğer ülkelere kıyasla ölüm oranları daha az seviyede gerçekleşmiş, bu durum dikkatlerin Almanya’ya çevrilmesine neden olmuştur. Hükümet bu süreci 129 yıllık geçmişi olan Robert Koch Enstitüsü’nün yaptığı tavsiyelere göre yürütmüştür. Süreç üç boyutlu strateji ile yürütülmüştür.

1. Vakalar test yoluyla hızlı bir şekilde tespit edilerek pozitif vakalar izole edilmiş temasta bulundukları tespit edilenler de karantinaya alınmıştır.

2. Yaşları ileri olanlar, kronik hastalığı bulunanlar ve korunmaya ihtiyacı olanlar için ek tedbirlerle süreçten etkilenmeyecek şekilde önlemler alınmıştır.

3. Sağlık sistemi güçlendirilmiş ve hastanelere personel ekipman takviyesi yapılmıştır. Bu stratejiye uygun olarak süreç içinde şu uygulamaların da yapıldığı görülmüştür:

• Risk bölgeleri tespit edilmiş ve bu bölgelerde test uygulama oranları artırılmıştır.

• İleri yaşta olan ve kronik hastalığı bulunanların testlerinin yapılması öncelenmiştir.

• Risk taşıyanlara ve semptom görülenlere test yapılacak hastanelerde yığılmaların artması engellemiştir.

• Virüsün tehlike olarak görülmeye başladığı andan itibaren sağlık çalışanlarına kriz yönetimi ve stresli ortamda çalışma eğitimi verilmiş olması, ilgili personelin performansının artmasına ve daha etkin hizmet vermesine çok büyük katkı sağlamıştır.

• Acil servis ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan doktorlar tarafından katalog hazırlanarak süreç içinde karar vermek zorunda kalanların hangi etik kriterlere göre hareket edecekleri belirlenmiştir. Bazı durumlarda süreç hızlanıp hasta hakkında karar verilmesi gerektiğinde etik kriterlerin belirlenmesi sağlık çalışanlarını vicdanen ve ruhen daha rahat olacak bir psikolojide işlerini yürütmelerine yardımcı olmuştur. Yerleşim yerleri yüz bin kişilik bölgelere ayrılarak, salgının takibi dar bölgeler üzerinden yapılmaktadır. Örneğin, bir bölgedeki sayının artması karşısında, o bölge için karantina uygulaması başlatılmakta ve diğer yerlere yayılması önlenmektedir. Tönnies isimli hayvan kesim fabrikasında ortaya çıkmış olan vaka sayıları 1000’i aşmış ve bunun neticesinde o bölgeler tamamen karantina altına alınmıştır. Uzun vadede bu tip yöntemlerle salgının ülke çapına yayılmadan hayatın devam ettirilmesi planlanmaktadır.

Eğitim alanında alınan önlemler:

Almanya’da Mart ayı ortasında eğitime ara verilmesine karar verilmiştir. Bu dönemde bazı eyaletlerde öğrenciye sınıf veya ders öğretmenleri aracılığıyla ödev gönderilerek öğrencilerin öğrenme sürecinden kopmamasına özen gösterilmiştir. Ayrıca bazı eyaletlerde online eğitim uygulamasına yer verilmiştir. Asenkron eğitim uygulaması yapılmamıştır.

Federal Eğitim ve Bilim Bakanı yaz tatili sonrasında imkanlar ölçüsünde okullarda yüz yüze ders yapılması ve dijital ders programları için hazırlık yapılmasının önemli olduğunu vurgulamıştır. Hazırlıklar için okulların yeni ders mekanları bulması, gerekirse bahçelerinde konteyner sınıflar ya da sivil toplum kuruluşlarının mekanlarını kullanarak imkanların artırılmaya çalışılacağını, sınıf sayılarının artmasına bağlı olarak öğretmen ihtiyacını karşılamak için eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilerden de istifade edilebileceği ifade edilmiştir. Almanya’nın eyalet sistemine göre yönetilmesinden dolayı eğitimde normale geçiş süreci farklı tarihlerde gerçekleşmiştir.

Berlin, Kuzey Ren-Westfalya, Hessen, Bavyera, Baden-Württemberg, Rheinland-Pfalz, Saarland, Aşağı Saksonya, Bremen, Hamburg Eyaletlerinde eğitime geçiş sürecinde alınan önlemler şu şekilde olmuştur:

• 27 Nisan, 4 Mayıs ve 11 Mayıs 2020 tarihlerinden itibaren bütün eyaletler eğitime başlamıştır. Lise son sınıfların ve bitirme sınavına girecek olanların eğitime başlamasına öncelik verilmiştir. 4 Mayıs 2020 tarihi itibariyle ilkokullar ve toplum okulları ders başı yapmıştır. Bu kapsamda temel derslere öncelik verilmiştir.

• 11 Mayıs 2020 tarihi itibariyle özel öğretim öğrencileri, dezavantajlı öğrenciler, ilkokulların, düz liselerin ve karma okulların öğrencileri ve diğer okul türlerinde öğrenim gören öğrenciler de eğitime başlamıştır. Bu sürecin kademeli olarak yürütülmesine karar verilmiştir. Eğitime öncelikli olarak özellikle bitirme sınavlarına tabii öğrenciler başlamıştır. Ara sınıflar için ise dönüşümlü eğitim uygulaması yapılmıştır.

• Tüm sınıfların haftada en az bir gün okulda olacakları şekilde planlama yapılmıştır. Ancak her aşamada sınıflar bölünerek ve sınıf mevcutları azaltılarak ve okul yönetimlerinin belirleyeceği günlerde derslerin yapılması uygulaması benimsenmiştir.

• Fiziksel mesafenin korunması, enfeksiyona karşı korunma tedbirlerinin alınması ve hijyene dikkat edilmesi suretiyle bazı eyaletlerde bölünerek bazılarında ise bölünmeden sınıflarda derslerin başlamasına karar verilmiştir.

• Teneffüs zamanları sınıflar çakışmayacak şekilde düzenlenmiştir.

• Okula gelmeyen öğrenciler evden eğitime devam etmektedirler. Çalışan ebeveynlerin çocuklarına anaokulları hizmet vermeye başlamıştır. İlkokulların diğer sınıfları ve özel eğitim okulları dönüşümlü biçimde yüz yüze derse dahil edileceklerdir. Kuzey Ren-Westfalya Eyaleti’nde, 2020-2021 eğitim öğretim yılına başarılı bir başlangıç yapmak amacıyla, ilkokullarda dönüşüm ve bölünme kısıtlaması kaldırılarak, 15 Haziran 2020 tarihinden itibaren normal ders düzenine dönülecek, öğrencilerin artık haftanın her günü okullarına gidebilecekleri ve böylece yaklaşık 10 haftadır durdurulmuş veya belirgin bir şekilde kısıtlanmış eğitimden sonra normal eğitime yaz tatilinden önce geçilecektir. Öğrencilerin haftanın belirli günlerinde okula gitmeleri planlanmıştır. Bavyera Eyaleti’inde bu dönem kademeli olarak devam eden eğitim 15 Haziran tarihine kadar %50 örgün eğitim olarak uygulanırken, bu tarihten itibaren %100’e çıkarılmaya çalışılacaktır. Örgün eğitime devam etmeyen öğrenciler için de uzaktan eğitime devam edilecektir. Fakat okulların açılması kararı alındığında veliler, çocuklarının hastalığa yakalanma korkusuyla karara tepki göstermişler ve çocuklarını okula göndermeme eğilimine girmiştir.

Ekonomik alanda alınan önlemler:

Ülke ekonomileri genel afet, savaş hali gibi krizler sebebiyle inişe geçme, daralma sonuçlarıyla karşılaşmaktadır. Kovid-19 salgını da Almanya ekonomisini olumsuz olarak etkilemiştir. Bunun neticesi olarak bir takım kararlar alınmış ve uygulamaya konulmuştur. Meclisten işletmeler için de 500 milyar Avro’luk “kurtarma bütçesi” çıkarılmıştır. Ayrıca 156 milyar Avro tutarında bir borçlanma bütçesi oluşturulmuştur. İşyerlerinin çalışanlarına ücretlerini ödeyememe halinde mağduriyetleri ortadan kaldırmak için kısa çalışma ödenekleri yürürlüğe sokulmuştur. Ancak planlanan yardımların çoğu kredi yardımını öngördüğü için sıcak parayla yürüyen orta ölçekli pek çok işletme iflasın eşiğine gelmiştir. Bunun üzerine 10 ve üstü çalışanlı orta ölçekli şirketlere 15 bin Avro sıcak para desteği verileceği açıklanmıştır. Almanya büyük şirketlerin iflası halinde bir kısım hisselerinin devlete devri karşılığında sermaye yardımı yapma kararı almıştır.

Sosyal alanda alınan önlemler:

Dini, bireysel ve toplumsal özgürlüklere kısıtlamalar getirilmiş, okulların ve ibadethanelerin geçici süreyle, kapatılmasına karar verilmiş, sosyal etkinlikleri durdurma ve toplanma yasağı getirilmiştir. Sadece Bavyera bölgesinde zoraki durumlar hariç sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Ülkenin genelinde sokağa çıkma yasağı uygulamasına gidilmemiştir. Virüs nedeniyle Almanya’ya iltica kabulleri de durdurulmuştur. AB içinde ve dışında sınır geçişleri istisnai durumlar haricinde yasaklanmıştır. Sosyal mesafeye göre yaşamın bir kültür olarak benimsendiği Almanya’da genellikle yaşlıların çocuklarıyla oturmadıkları için hastalıktan daha iyi korundukları belirtilmektedir. Fakat korkuların büyüdüğü böyle bir salgın döneminde ve sosyal yalnızlığın öne çıktığı buyaşam tarzında yaşlıların sosyal ve psikolojik desteğe ihtiyaç duydukları da yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Sürecin başlamasıyla birlikte kişilerde stoklama davranışı görülmüş, devlet bu durumun panik haline dönüşmemesi için açıklama yapmak zorunda kalmıştır. Sosyal alanda alınan önlemlerle ilgili yapılanlara baktığımızda bütün ülkelerde uygulanan fiziki mesafe kuralının Almanya’da da uygulanmaya başlandığı, maske kullanımının öne çıktığı, restoran sinema toplu salon programları cami ve ibadet mekânları kısıtlamaları şeklinde ele alınan önlemleri, sosyal alanda alınan önlemler olarak ifade edebiliriz. Özellikle Almanya’da eskiden göçmen pozisyonunda bulunup şu anda Almanya’nın yerli Müslümanları konumuna gelen topluluğun ibadet mekânları ile ilgili bir dizi önlemler alınmıştır. Almanya Müslümanları Birliği’nin içinde bulunduğu yönetim sisteminde camilerdeki sosyal mesafe kuralının uygulanması abdesthanelerin kullanılmaması, camilere ibadete gelirken seccade ile gelinmesi, caminin içerisinde bulunan tespihlerin, Kur’an-ı Kerim’lerin ve kitapların kaldırılması, ibadet için gelen insanların listesinin oluşturulması ve bu listelerin bir ay saklanması, 12 yaşından küçük çocukların kesinlikle camiye getirilmemesi, cami eğitimlerine devam edilmemesi, sohbetlerin yapılmaması kısıtları uygulanmıştır. Alman halkı devletin aldığı kararları ölçülü ve yerinde bulmuştur.

Kovid-19’un Müslüman Topluma Etkileri:

Bu dönem sivil toplum kuruluşlarını da etkilemiştir. Bu süreçte olumsuz etkisi yanında olumlu etkilerden de bahsetmek mümkündür. Kovid-19 süreci öncesi İslamfobik olayların yükselişe geçtiği, Müslüman bireylere ve camilere saldırıların arttığı görülmektedir. Süreç içerisinde bir anda bu havanın yumuşama gösterdiği ve eyaletler tarafından açıktan ezan okuma müsaadesinin verildiği görülmüştür. Hatta bu dönemde “Komşuna El Uzat”, “Gönül Köprüsü” gibi projelerle yardıma muhtaç olanların evlerine gidilerek ihtiyaçların karşılanması sağlanmış, alışverişleri yapılmış, hastalara özel ilgi gösterilmiştir. Ayrıca bu süreçte fedakârca çalışma yapan güvenlik ve sağlık görevlilerine ziyaretlerde bulunulmuş hediyeler takdim edilerek gönülleri alınmış, motivasyonlarının ve morallerinin yüksek tutulmasına katkı sağlanmıştır. Bunların yanında maske ihtiyacının karşılanması için adeta seferberlik başlatılmış, hastane ve belediyelerle ortak hareket edilerek maske dikimi yapılmıştır. Bu ve buna benzer uygulamalar Müslümanların topluma katkılarını göstermesi açısından çok önemli gelişmelerdir. Mart ayında diğer ibadet mekanları için alınan karar gibi camilerin de ibadete kapatılmasına karar verilmiştir. Bu süreçte Müslüman toplum camiden uzak kalmanın sıkıntılarını çekmiş, hatta ilk defa Ramazan ayında teravih namazları camilerde kılınamamış, toplu mukabeleler okunamamış, yerel toplumla bütünleşmeyi sağlayan en önemli programlardan biri olan iftarlar yapılamamıştır. Buna rağmen özellikle mülteci durumunda olan Suriye ve benzeri ülkelerden gelip şu anda muhacir konumunda bulunanlara en azından iftarlarında yanında olmak için sivil toplum kuruluşları, binalarının mutfaklarında yemek hazırlayarak iftariyeliklerini onların evlerine kapı kapı dağıtıp ramazanın ruhuna uygun faaliyette bulunmuşlardır. En önemlisi de bayram namazı toplu halde kılınamamıştır. Fakat bunun olumlu sonucu olarak ilk defa bayram namazı Kovid-19 korunma tedbirlerine uygun olarak statlarda, mağazalarının park alanlarında ve kapalı spor alanlarında kılınmış ve izin alınmasında yerel makamlarca gerekli kolaylıklar gösterilmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının yapmış olduğu eğitim çalışmaları da virüs sürecinden etkilenmiş ve eğitim durdurulmuştur. Koşulların zorluğuna rağmen eğitim online devam etmiş ve öğrencilerin din eğitimi almaya devam etmesi sağlanmıştır. Eğitim merkezlerinde yapılan eğitime çocuklarını gönderemeyen veliler belki içeriklerini bilmedikleri bu programı online eğitim sayesinde çocuklarıyla takip etmişler ve sonucunda yapılan çalışmalara daha vâkıf olmanın bilinciyle takdirlerini ifade etmişlerdir. Normalleşme sürecinde eğitimlerin bir bölümü yüzyüze başlamıştır. Bazı eğitim merkezlerinde mekanların yetersizliği sebebiyle online devam etmektedir. Camilerin ibadete açılma kararı Almanya Müslümanları Temsil Kurumu’nun devletle belirlemiş oldukları kurallara göre verilmiştir. Bu kurallar şu şekilde belirlenmiştir:

CAMİLERİN KADEMELİ OLARAK AÇILMASINDA TEMEL ŞARTLAR:

• Vakit namazlarının kademeli olarak kılınması

• Havalandırma işleminin yeterince yapılması

• Ziyaretçi sayısının kısıtlanması (10 metrekareye bir cemaat)

• Hazirun listesi ve kayıt sistemi (Camiye gelenlerin listesinin tutulması bir ay saklanması)

• Yaş kısıtlaması (12 yaşından küçüklerin ve 65 yaşından büyüklerin camiye gelmemesi)

• Hastalık belirtisi gösteren kimselerin camiye gelmemesi

• Maske takma zorunluluğu

• Seccade zorunluluğu (Herkes seccadesinin kendi getirecek)

• Mukabele için Kur’anların evden getirilmesi

• Lavabolar ve abdesthanelerin kullanılamaması (Abdest evde alınacak)

• Hijyen malzemelerinin gerekli yerlere yeterince konulması

• Toplu zikir ve benzeri toplu programların yapılmaması

• Camilerdeki törenlerin kısıtlı insan sayısınca yapılması

• Cenaze namazlarının fiziki mesafe ve maske gibi kurallara uyularak kılınması

Günlük olarak takip edilecekler:

• Namaz alanlarının 2 metrelik mesafelerle işaretlenmesi

• Girişlere dezenfeksiyon malzemesi konulup doluluğunun düzenli kontrol edilmesi

• Kur’an-ı Kerimlerin kaldırılması

• Seccadelerin kaldırılması

• Ayakkabı çekeceklerinin kaldırılması

• Merdiven korkulukları, mikrofonlar, bağış kutuları, kapı kolları, kürsü, kayıt masası, namaz kılarken kullanılan sandalyeler, rahle vb. hassas noktaların düzenli temizlenmesi veya dezenfekte edilmesi

• Hazirun listesinin hazırlanıp arşivlenmesi

• Ziyaretçilere kuralların bildirilmesi

• Yeterli sayıda maske, temizlik ve dezenfeksiyon malzemesinin olup olmadığının kontrol edilmesi

NORMALLEŞME SÜRECİ:

Almanya’da Haziran ayının başından itibaren “Yeni Normal” kavramıyla isimlendirilen bu sürecin normalleşmesi için bir kısım kararlar alınmış ve uygulamaya başlanmıştır. Seyircili tiyatro gösterileri, konserler ve diğer kültürel etkinliklerin maske takılarak, mekanların dezenfektan ve hijyenik koşulları yerine getirerek kapalı salonlarda en fazla 50, açık havada en fazla 100 kişi ile programların icra edilmesi serbest bırakılmıştır. Bir vaka ile karşılaşılması halinde takiplerin kolay yapılabilmesi için işletmecilere ve organizatörlere, ziyaretçilerin isimlerini ve iletişim bilgilerini de kaydetmeleri şartı getirilmiştir. Okul eğitimlerine kademeli olarak geçiş uygulaması başlamıştır. Avrupa içinde seyahat serbestliği başlamıştır. Almanya seyahat edilecek ülkeler listesini yayınlamıştır. Fiziki mesafe kısıtlamaları ve mağazalarda, şehir içi ve şehirlerarası toplu taşıma araçlarında maske takma yükümlülüğü devam etmektedir. Mağazalara girişte de maske uygulaması yapılmaktadır. Camiler ibadete açılmıştır. Din eğitimi çalışmaları başlamıştır.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir